Perşembe, 23 Ramazan 1447 | 2026/03/12
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Müslümanların Şeref ve İzzeti, Ramazan Ayını Şerefli Kılan (Allah'ın) Kitabı İle Amel Etmektir

  • Kategori Makaleler
  •   |  

Müslümanların Şeref ve İzzeti, Ramazan Ayını Şerefli Kılan (Allah'ın) Kitabı İle Amel Etmektir

شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِي أُنْزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِRamazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır.” [Bakara 185]

Allah Subhanehu ve Teala, Kuran-ı Kerim'i inzal ederken bu mübarek ayı seçtiği gibi peygamberlere ilahi kitapların indirildiği ay olarak da bu ayı seçmiştir;

Vâsile ibn Eska’dan Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: أُنْزِلَتْ صُحُفُ إِبْرَاهِيمَ فِي أَوَّلِ لَيْلَةٍ مِنْ رَمَضَانَ، وَأَنْزِلَتِ التَّوْرَاةُ لِسِتٍّ مَضَيْنَ مِنْ رَمَضَانَ، وَالْإِنْجِيلُ لِثَلَاثَ عَشَرَةَ خَلَتْ مِنْ رَمَضَانَ، وَأَنْزَلَ اللَّهُ الْقُرْآنَ لِأَرْبَعٍ وَعِشْرِينَ خَلَتْ مِنْ رَمَضَانَİbrahim'in sahifeleri Ramazan ayının ilk gecesinde, Tevrat ise Ramazan ayının altıncı gecesinde, İncil Ramazan ayının on üçüncü gecesinde, Kur'an-ı Kerim ise Ramazan ayının yirmi dördüncü gecesinde nazil olmuştur.

Allah Azze ve Celle, Kerim Kitabı'nı sadece okunacak ayetlerden ibaret kılmamış, aksine insanın Rabbi ile, kendi nefsiyle ve diğer insanlarla olan tüm ilişkilerini düzenlemesi için bir metot kılmıştır; yani Kitap, hayatın her yönü için kapsamlı ilahi bir metottur.

Kur'an'a yönelik bu övgü, ona iman eden, onu tasdik eden ve ona göre amel eden insanlar için bir hidayet olmasıdır; zira Kur'an'da, sapkınlığı ve azgınlığı ortadan kaldıran, hak ile batılın ve helal ile haram arasını ayıran doğruluk ve hidayete dair açık ve net deliller ve hüccetler vardır.

Müslümanlar ona uyup sımsıkı sarıldıklarında, dünyada hükmetmişler ve zilletten izzete kavuşmuşlardır; yani Araplara hükmetmişler ve Acem olanlar da onlara boyun eğmişlerdir; tıpkı Sadıkul Musaddık Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, kavmini ona iman etmeye davet ettiğini haber vermesi gibi. İbn Abbas Radıyallahu Anhuma’dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ebu Talib hastalanmıştı. Kureyş onu ziyarete geldi. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem de amcasına gelmişti; nihayet eve girdi ve onlarla Ebu Talib’in arasında bir kişilik oturacak yer vardı. Ebu Cehil, Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Ebu Talib’in yanına oturması halinde ona karşı nazik olmasından korktu; bu yüzden Ebu Cehil hemen kalkıp o yere oturdu; bunun üzerine Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem amcasının yanında oturacak yer bulamamış ve kapının yanına oturmuştu. Ebu Talib şöyle dedi: Ey kardeşimin oğlu! Bunlar senin kavminin ileri gelenleri; sana bir şeyler vermek ve senden bir şeyler almak için toplandılar; bunun üzerine Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dedi: نَعَمْ، كَلِمَةٌ وَاحِدَةٌ تُعْطُونِيهَا تَمْلِكُونَ بِهَا الْعَرَبَ، وَتَدِينُ لَكُمْ بِهَا الْعَجَمEvet, söyleyecekleri bir kelimeyle Araplara hükmedecekler ve Acem olanlar da onlara boyun eğecekler.” Başka bir rivayette de şöyle geçmektedir: تَدِينُ لَهُمْ بَهَا العَرَبُ، وَتُؤْدِّي لَهُمْ بِهَا العَجَمُ الجِزْيَةَAraplar onlara boyun eğecek ve Acemler de cizye ödeyeceklerdir.” Onun kelime ve sözlerinden korktular ve oradaki topluluk şöyle dedi: Tek bir kelime mi istiyorsun? Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Evet, dedi. Bunun üzerine Ebu Cehil şöyle dedi: Biz sana on kelime yine söyleriz. Derken Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dedi: تَقُوُلونَ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ، وتَخْلَعُونَ مَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِهِ Allah’tan başka ilah yoktur diyeceksiniz ve O’ndan başka taptıklarınızdan vazgeçeceksiniz.” Bunun üzerine ellerini çırptılar. Sonra şöyle dediler: Ey Muhammed! Sen tanrıları, tek tanrı mı yapmak istiyorsun?! Senin bu işin şaşılacak bir şey. Dedi ki: Sonra birbirlerine şöyle dediler: Vallahi bu adam size istediğiniz şeyi vermeyecek; haydi gidin atalarınızın dini üzere devem edin; ta ki Allah sizinle O’nun arasında hüküm verinceye kadar; sonra dağıldılar.”  

Allah'ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vaadinin ve bu izzetin gerçekleşmesi, Müslümanların Rablerinin metoduna sımsıkı sarılmalarıyla bağlantılıdır; ne zaman ki bu azim metottan uzaklaştılar işte o zaman zelil olup bölündüler, düşmanlarının elinde kolay bir lokma oldular; böylece Müslümanların, yönetim, ekonomi, toplum ve hayatın diğer alanlarındaki yaşamlarının haritasını düşmanları çizmeye başladılar, Allah'ın hükmünü tağutların hükmüyle değiştirdiler, yatırımlar, özelleştirmeler ve faizli krediler yoluyla servetleri çarçur ettiler, böylece fesat ve rezillik yayıldı ve kadın hakları ve kişisel özgürlük bahanesiyle toplum ve aileler parçalandı.

Bu nedenle yaratıcı Azze ve Celle, zararı sadece zulmedenleri değil, insanların genelini ateşiyle yakıp kavuracak olan fitneye karşı uyarıda bulunmuştur; zira Allahu Teala şöyle buyurmuştur: وَاتَّقُوا فِتْنَةً لَا تُصِيبَنَّ الَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَاصَّةً وَاعْلَمُوا أَنَّ اللهَ شَدِيدُ الْعِقَابِSadece içinizden zulmedenlere dokunmakla kalmayacak olan fitneden sakının ve bilin ki Allah’ın cezası şiddetlidir.” [Enfal 25] Peki Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyi askıya almaktan daha büyük bir fitne var mı Allah aşkına?! Allah Azze ve Celle'nin herkese, yani zalimlere, sessiz kalanlara ve oturanlara şiddetli bir ceza vaat ettiği işte bu fitnedir.

Tüm bu bunlardan dolayı diyoruz ki: Allahu Teala'nın emrettiği şeylere uyarak ve Kur'an'ı gece gündüz okumuş olsak bile aziz Kitabı'na uygun olarak amel ederek geçirmediğimiz sürece bu azim ayı onurlandırmış olmayız.

Allah'ın Kitabı'nı tilavet edip yönetim, hadler, ukubatlar ve cihad hükümlerini okuduğu halde ancak bu onu, bunların hayat vakıasında tatbik etme keyfiyetini düşünmeye sevk etmeyen bir Müslümanın haline şaşıyoruz!

Ey Müslümanlar: Eğer içinde bulunduğunuz perişan durumunuzu, Rabbinizin sizin için razı olduğu bir durumla değiştirmek istiyorsanız, tek yapmanız gereken Rabbinizin emrine uymak, O'nun şeriatıyla hükmetmek ve İkinci Raşidi Hilafeti kurmak için ciddiyetle çalışmaktır; işte o zaman bu mübarek ayı onurlandırmış olursunuz, Rabbinizin rızasına nail olursunuz ve O'nun azabından güvende olursunuz; böylece selefleriniz sahip olduğu izzet ve onuru geri elde ederseniz ve tüm kâfir milletler de size boyun eğerler. Bunu, Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şu kavli doğrulamaktadır: إِنَّ اللَّهَ زَوَى لِي الْأَرْضَ، فَرَأَيْتُ مَشَارِقَهَا وَمَغَارِبَهَا، وَإِنَّ أُمَّتِي سَيَبْلُغُ مُلْكُهَا مَا زُوِيَ لِي مِنْهَاGerçekten Allah bana yeri topladı da, onun doğusunu batısını gördüm. Hiç şüphe yok ki, ümmetim bana toplanan yerlerin mülküne ulaşacaktır.

Allah’ım Senden, bu mübarek günlerde ve bu kerim ayda bizlere, ümmeti birleştirecek, ülkeleri ve insanları kurtaracak Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafeti ve Raşid bir İmamı bahşetmeni diliyoruz; şüphesiz Sen, işiten ve icabet edensin. 

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Ahmed Et-Tâi – Irak

Devamını oku...

Hamaney Suikastından Sonra İran Bir Yol Ayrımında

  • Kategori Makaleler
  •   |  

Hamaney Suikastından Sonra İran Bir Yol Ayrımında

 

Tüm suikastlar sadece bir adamın hayatının sonu demek değildir. Zira bazı suikastlar, tarihin kapılarını açmakta ve bütün ülkeleri olasılıklara açık bir soruya dönüştürmektedir.

Dini otoritenin seçilmiş otoriteyle kesiştiği ve kapalı ekonominin etrafındaki altüst olmuş dünyayla çatıştığı İran'da, dini liderin suikastı sadece idari bir makamın boşluğu değildir, aksine İran'ın kırk yılı aşkın bir süredir etrafında döndüğü cazibe merkezinin derinden sarsılmasıdır.

İran'ın dini lideri sadece bir lider olmamıştır, aksine devlet ile karar alma eklemleri ile iç endişeler ile dış gerilimlerin ve devrimci proje ile başlangıcından bu yana önemli ölçüde değişen sosyal gerçekliğin arasını bağlayan bir düğüm olmuştur. Bu düğümün aniden çözülmesiyle birlikte, cevaplar ortaya çıkmadan önce sorular çoğalmıştır: Meşruiyete sahip olan kim? Silaha sahip olan kim? Yaptırımlar ve krizlerden yorgun düşen sokakları sakinleştirebilecek olan kim?

İran, iktidar koridorlarında din adamları ile güvenlik liderleri arasında gizli bir çatışmaya tanık olacak mı? Yoksa rejimi tamamen değiştirmek için dışarıdan destekli organize bir geçiş mi olacak? Suikast anı, uzun zamandır beklenen siyasi ve ekonomik açılım için bir fırsat mı olacak, yoksa daha sert ve kapalı bir aşamanın başlangıcı mı olacak?

İran'da otorite, korku ve umut arasında

Kaos korkusu ile değişim umudu arasında İran, tek bir olayın ülkeyi yeniden tanımlayabileceği nadir bir tarihsel dönüm noktasının eşiğinde durmaktadır.

İran'daki yönetim sistemi sabit değildir; zira yönetim sistemi, onu teslim alan kimseyle bağlantılıdır. Teorik olarak otorite, sıkı siyasi ve güvenlik filtresine sahip resmi bir dini kurum olan Uzmanlar Meclisi'ne devredilmiştir. Meclis yeni bir lider atamakta veya geçici bir kolektif liderlik oluşturmakta ancak gerçeklik, dahili ve harici olarak çok daha karmaşıktır.

Gerçek çatışmayı güvenlik kurumları temsil etmekte olup bu kurumların en güçlü aktörü ise İran Devrim Muhafızları'dır. Bugün, Muhafızlar sadece askeri bir güç değildir, aksine ekonomik bir imparatorluk ve doğrudan siyasi bir aktördür; bu da dini liderin suikastını, otoriteyi ekonomik ve askeri nüfuza sahip küçük bir grubun elinde toplandığı güvenlik oligarşisine dönüştürmek için bir fırsat haline getirebilir.

Suikast sonrası liderlik için olası senaryolar

Muhtemel adaylar üç model altında değerlendirilebilir:

Eski miras: Güvenlik ve dini kurumlar içinde gölge adam olarak bilinen eski dini liderin oğlu Mücteba Hamaney'in adaylığı.

Uzlaşmacı bir figür: Ali Laricani veya yargı ya da dini kurumdan figürler gibi.

Kolektif liderlik: Devletin istikrarını sağlamak için, özellikle de savaş durumunda yeni liderin suikasta kurban gitmemesi için otoritenin din adamları ile güvenlik liderleri arasında paylaştırılması.

Savaşın gelişmesi ve İran içindeki etkisi

Savaş henüz bitmedi:

Yaklaşık 12 gün sürmesi durumunda, rejim iç kaosu önlemeye ve olağanüstü hal ilan etmeye odaklanacak, güvenlik güçleri neredeyse tam kontrolü ele alacak ve seçilmiş hükümetin medya olarak ortaya çıkması azalacaktır.

Eğer bir aydan fazla sürerse, Devrim Muhafızları'nın rolü daha belirgin bir hale gelecek ve özellikle dış destek alınması durumunda, bölgelerin yerinden edilmesine veya ayrılmasına yol açabilecek yüksek ekonomik baskı ve sosyal karışıklıklar olacaktır.

Eğer bir yıldan uzun sürerse, dış savaş sona ermiş olsa bile iç bölünmeler veya kanlı iktidar çatışması kötüleşebilir.

Savaşın sona ermesi olasılıkları ve rejim üzerindeki etkisi

Nükleer zenginleştirme ve uzun menzilli füzeler dosyası, sadece askeri olarak değil, siyasi ve güvenlik olarak da çözülecektir, çünkü bu konu bölgedeki caydırıcılık dengesinin özünü ve savaşın en önemli nedenlerinden birini temsil etmektedir. Savaşın üç olası sonucu vardır:

Kapsamlı anlaşma: Askeri operasyonların durdurulması, uranyum zenginleştirmenin dondurulması, balistik füzelerin imha edilmesi, uluslararası denetim, yaptırımların kademeli olarak kaldırılması, dondurulmuş fonların serbest bırakılması ve güvenlik garantileri gibi.

Liderliğin kademeli olarak değişimi: Dini olmayan bir başkanın atanması, hassas dosyaların kademeli olarak imha edilmesi, karşılıklı saldırıların ardından savaşın durdurulması, zenginleşme ve füzelerle ilgili konuşmaların önlenmesi için medyanın dikkatli bir şekilde yönetilmesi gibi.

Kararlı bir darbe: Rejim içinde pragmatik bir akımın yükselmesiyle birlikte çevresel veya toplumsal bir felakete yol açsa bile füze altyapısının ve uranyum stoklarının yok edilmesi gibi.

Körfez ülkelerinin savaşa girme olasılığı

Çatışma alanının genişlemesi ve özellikle enerji tesisleri veya askeri üslerin doğrudan saldırılara maruz kalması durumunda, Körfez ülkelerinin savaşa girme olasılığı devam etmektedir; zira bu, bölgedeki ülkeleri güvenliklerini ve hayati çıkarlarını savunmak için harekete geçmeye sevk edecektir. Suudi Arabistan veya BAE'deki petrol boru hatlarının veya ekonomik altyapının hedef alınması ve özellikle İran'ın deniz veya füze operasyonlarını genişleterek yanıt vermesi halinde, çatışmayı, sınırlı bir çatışmadan Orta Doğu'daki güç dengesini yeniden şekillendirecek bölgesel bir krize dönüştürebilir. Amerika'nın silah tüketimi veya satışlarının teşvikinden ekonomik olarak fayda sağlayabileceğine dair yaygın analizler olsa da, Körfez'de büyük çaplı bir savaş, küresel ekonomi ve enerji piyasaları için büyük riskler taşımaktadır; bu senaryoyu en olası kılan şey, tüm tarafların çatışmayı kapsamlı bir patlamaya dönüştürmek yerine caydırıcılık sınırları içinde tutmaya çalışmasıdır; çünkü tek bir hesaplanmamış kıvılcım tüm bölgenin haritasını değiştirmek için yeterli olabilir.

Amerika'nın Çıkarı İçin Diğer Ülkelerin Zarar Görme Olasılığı

Bazı jeopolitik okumalar, İran ile herhangi bir büyük çatışmanın, sadece Orta Doğu'da değil, aksine diğer büyük güçlerle olan küresel güç dengesinde de Amerika için birden fazla stratejik amaca hizmet ettiğini savunmaktadır.

Bir yandan Çin, büyük ölçüde Körfez'den gelen enerji ithalatına bağımlıdır ve petrol yollarındaki herhangi bir karışıklık veya fiyatlardaki keskin bir artış, sanayi ekonomisi ve tedarik zincirleri üzerinde baskı yaratmaktadır. Bu nedenle bazı analistler, bölgesel gerilimin Çin'in büyümesini yavaşlatabileceğini veya Çin'i ekonomik ve jeopolitik genişlemeden ziyade enerji güvenliğiyle meşgul olmaya zorlayabileceğini düşünüyorlar.

Avrupa yönüne gelince; özellikle Avrupa Birliği gibi kurumlar aracılığıyla, devam eden güvenlik krizleri, Avrupa ülkelerini ticaret yollarını korumak veya gelişmiş savunma sistemleri satın almak gibi konularda Amerikan askeri şemsiyesine daha fazla güvenmeye itmektedir. Ayrıca son uluslararası krizlerden bu yana enerji güvenliğinin merkezi bir konu haline gelmesinin ardından herhangi bir yeni enerji konusundaki herhangi bir karışıklık Avrupa'yı ABD politikalarıyla bağlantılı alternatif kaynaklara yönlendirebilir.

Her halükarda savaşın sonu net bir askeri zaferle sonuçlanmayacak, aksine kapsamlı bir ekonomik tükeniş, büyük güçlerin çatışmanın genişleyeceği korkusunun taşıması ve zenginleştirme ile güvenlik garantilerinin arasını dengeleyen bir anlaşmayla sonuçlanacaktır.

Savaş sonrası İran'ın geleceği

İran'ın geleceği sadece savaş alanlarında değil, aksine müzakere masaları, ekonomik hesaplamalar ve iç meşruiyet yoluyla da belirlenecektir. Devlet ya kuşatma mantığı altında daha kapalı ve katı bir yapıya bürünecek ya da dünyayla ilişkisini yeniden tanımlayan yeni bir pragmatizme doğru yönelecektir. Aksi takdirde İran'ı, şiddet yanlıları ile pragmatistler arasındaki otorite çatışmasından dolayı yıllarca sürecek bir iç savaş bekliyor olabilir.

Orta Doğu kolay sonlar bilmez. Halklar hain yöneticilerinin kollarında uyumaya devam ederlerse, Amerika gibi dış güçler hiç beklenmedik olaylara karışabilirler.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Nebil Abdulkerim

 

Devamını oku...

Arapların Sözde Egemenliği

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber-Yorum

Arapların Sözde Egemenliği

Haber:

Arap dışişleri bakanlarının acil toplantısında, İran'ın Arap ülkelerine yönelik saldırılarının bu ülkelerin egemenliğini ciddi şekilde ihlal ettiği, bölgesel barış ve güvenliği zedelediği ve barış ve istikrar için doğrudan tehdit oluşturduğu teyit edildi. (Russia Today, 08/03/2026)

Yorum:

Arapların başındaki aşağılık ve hain yöneticilerden oluşan Ruveybidalar, eğer bu topraklar, Afganistan, Irak, Yemen, Suriye, Somali, Libya, İran ve diğer Müslüman ülkelerde milyonlarca Müslümanın ölümüne yol açan Haçlı saldırılarının başlatıldığı Amerikan üsleriyle dolu olmasaydı, İran'ın kendi topraklarına yönelik saldırıların gerçekleşmeyeceğini unuttukları gibi bu savaşın fitilini ateşleyenlerin suçlu Yahudi varlığı ve Amerika olduğunu ve ilk kurbanlarının da okulları yıkılan 170 kız öğrenci olduğunu da unutmaktadırlar. Yine bu Ruveybidalar, bu gaspçı varlığın Amerikan silahları ve onun sınırsız desteği ile Gazze Haşim'i yok ettiğini unuttukları gibi bütün bunları unutup bir de hayali ve sözde egemenliklerini ve bu egemenliği zayıflatanın saldırılarıyla sadece İran olduğunu hatırlamışlardır. Şayet bu hain ajanların birazcık bile onurları veya egemenlikleri kalmış olsaydı, Haçlı Amerika'nın üslerini kapatır ve onun askerlerini ülkelerinden kovarlardı; ama onların kalpleri vehn (dünya sevgisi ve ölüm korkusu) ile dolup basiretleri de kör olmuşken bunu nasıl yapabilirler ki!

Bu hainler, Yahudi varlığı yani bu kötü huylu kanser ortadan kaldırılana ve yok edilene kadar Orta Doğu'nun, hatta tüm dünyanın istikrar ve güvenliğe kavuşamayacağını, sadece ümmetin ordularının ciddi ve samimi tavrının Yahudi varlığının fesadını ve yayılmasını durdurabileceğini, aksi takdirde bu orduların bir gün ayağa kalkıp, “Filistin'in yenildiği gün yenildik” diyeceklerini biliyorlar.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Velid Belibel

Devamını oku...

Rusya: Eğitim Kurumlarında Başörtüsünü Yasaklama Yönünde Bir Başka Girişim

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber-Yorum

Rusya: Eğitim Kurumlarında Başörtüsünü Yasaklama Yönünde Bir Başka Girişim

Haber:

Salehard kentindeki Yamalo Çok Disiplinli Koleji'nde, genç Müslüman kızların başörtüsü takmasını engellemek için bir başka girişimde bulunuldu.Kimliğinin ifşa olmamasını tercih eden kullanıcılardan biri, Salehard News forumunda şunları yazdı: “Yamalo Çok Disiplinli Koleji'nde neler oluyor? Başörtüsü takan kız öğrencilerin mezuniyet törenine katılmaları yasaklandı. Ayrıca mezuniyet törenlerini onurlu bir şekilde düzenlemeleri de engellenmiştir; çünkü onay için kıyafetlerinin fotoğraflarını göndermeleri talep edilmişti ve idare bunları beğenmezse, kıyafetlerini değiştirmek zorundaydılar.”

Sonuç olarak resmi üniversite etkinliklerinde başörtüsü takmanın yasaklandığı iddiası hakkında sosyal medyada bir tartışma dönmektedir. Görünen o ki skandal çıkmasından korkan üniversite yönetimi, kararını hızla yeniden gözden geçirmiş, gazetecilerle yaptığı konuşmada bu tür kısıtlamaların varlığını reddetmiş ve hatta üniversitede başörtüsü takan dokuz kız öğrencinin varlığıyla övünmüştür.

Yorum:

Ukrayna ile savaşın başlamasından bu yana geçen dört yıl boyunca, Rusya'da peçeli kadınlara yönelik saldırılar önemli ölçüde artmıştır. Ayrıca sürekli olarak başörtülü kızların sokaklarda saldırıya uğradığı veya taciz edildiğini gösteren videolar yayınlanmaktadır. Ancak bunlar sadece gelişigüzel olaylar değildir, aksine nihayetinde eğitim kurumları da dahil olmak üzere sıradan insanlar ve kurumlar tarafından uygulanan devlet politikasının bir parçasıdır.

Bu nedenle özellikle İslam beldeleri dışındaki bölgelerdeki eğitim kurumları, başörtüsünü bir olgu olarak ortadan kaldırmak için yoğun çaba sarf ediyorlar. Örneğin geçen yıl Ekim ayında, Hantı-Mansi Özerk Okrugu bölgesindeki okullar başörtüsü, peçe, başlık, şal ve şapka takmayı yasaklamıştı.

Kayda değerdir ki Salehard, nüfusu sadece 50.000 civarında olan ve bu nüfusun en az 5.000 ila 7.000'i Müslüman olan bir kuzey Rusya şehridir.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Muhammed Mansur

Devamını oku...

Sözlerin, İhanetini Örtbas Edemez

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber-Yorum

Sözlerin, İhanetini Örtbas Edemez

Haber:

Ürdün Kralı, bölgedeki mevcut gelişmelerin Filistin'de yeni bir gerçeklik dayatmak için bir bahane olarak kullanılmaması gerektiği konusunda uyarıda bulundu. (Kermalkom)

Yorum:

Bu aptal, Yahudilerin açıklamalarının ötesine geçtiklerini ve tüm Filistin'in Tevrat'taki devletlerinin bir parçası olduğunu, dahası devletlerinin nehirden denize kadar uzandığını ve bunu öldürme, bombalama ve yerinden etme yoluyla uyguladıklarını çok iyi bilmesine rağmen, ne kadar saçma bir açıklamada bulunmuştur.

Yoksa senin bu açıklaman, düşmek üzere olan tahtın için duyduğunuz korkudan mı kaynaklanıyor? Ya da hain bir ailenin soyundan olan bu kişi, maymunlar ve domuzların kardeşlerinin elleriyle öldürülen Filistin halkını yüzüstü bırakmasını örtbas etmek için mi bunu yapıyor? Yoksa Yahudilere fırlatılan füzeleri düşürerek, dikkatleri ihanetinizden ve Yahudileri açıkça savunmanızdan başka yöne çekmek için mi bunu yapıyorsunuz? Ya da Gazze'de öldürdükleri ve yok ettikleri sırada Yahudilere gıda yardımı sağladığını örtbas etmek için mi bunu yapıyor?

Ey sen... Şunu bil ki düşmanın bu toprağı sadece bir toz parçası olarak görmemekte, aksine bu toprağı demir yumrukla savaşacağı kutsal bir miras olarak görmektedir; nitekim Yahudi varlığının politikacılarının ve aynı şekilde küfrün başı Trump ve onun Yahudilerdeki büyükelçisinin açıklamaları bunun kanıtıdır.Bu arada siz ve sizin zararlı yöneticiler ise barış yanılsaması ve uluslararası meşruiyetin kısıtlamalarıyla meşgul olmaktadır; Allah sizi kahretsin, nasıl da döndürülüyorsunuz!

Reel ve pratik gerçekler, peygamberlik yalanlarıyla gasp edilen toprakların, ancak kılıçların çarpışması ve Müslüman orduların harekete geçmesiyle geri alınabileceğini teyit etmektedir. Bu da Peygamberimiz Salavatu Rabbi ve Selamuhu Aleyhi'nin İsra'sını temizlemek içindir.

Ey İslam ümmeti ve ey Müslüman orduları: Sizin felaketiniz, başınızdaki yöneticilerinizdir; çünkü tüm kötülüklerin kaynağı ve tüm hastalıkların başı bizzat onlar olup ayrıca onlar, Yahudiler için koruyucu bir kubbe mesabesindedirler. Onlar ve kindar efendileri şunu bilsinler ki; eğer arkasında savaşıp kendisiyle korunacağınız kalkanınız, yani Halifeniz kaybolmamış olsaydı, size ve İslam'a saldırmaya asla cesaret edemezlerdi; zira sizler, Allah Celle Celaluhu'nun izniyle zulüm ve baskıyla dolmasının ardından dünyaya adalet ve huzuru yaymak için dünya liderliğine layık olan enerji ve potansiyele sahipsiniz.

Ey İslam ümmeti: Bizler, Allah'ın yardımı, İslam'ın izzeti ve Nübüvvet Minhacı üzere Raşi Hilafetin dönüşü konusunda mutmain olduğumuz gibi Yahudilerle savaşıp onların öldürüleceği ve Roma'nın fethedileceği konusunda da mutmainiz; o halde onun kurulmasına yardım eden askerlerden olun; Allah'a yemin olsun ki dünya ve ahiretin izzeti işte budur.

Bizler Hilafetin yıkılışının 102. yıldönümünü kutlarken sizleri işte bu hayra davet ediyoruz; o halde ellerinizi, saf ve muttaki davet taşıyıcı kardeşlerinizin ellerinin üzerine koyun ve ordu içerisindeki evlatlarınız ve kardeşlerinizden, Nübüvvet Minhacı üzere Hilafeti kurarak İslami hayatı yeniden başlatmak için nusret talep edin. İşte yarışanlar, bunun için yarışsınlar.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Dr. Abdulilah Muhammed – Ürdün

Devamını oku...

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi'nin, Hilafetin Yıkılışının Hicri 105. Yıl Dönümündeki Küresel Faaliyetleri Derlediği DVD'si - 1447 H – 2026 M

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi'nin,

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi'nin, Hilafetin Yıkılışının Hicri 105. Yıl Dönümündeki Küresel Faaliyetleri Derlediği DVD'si - 1447 H – 2026 M

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi, takipçileri ve ziyaretçileri için derlediği Hilafetin Yıkılışının Hicri 105. Yıl Dönümündeki Küresel Faaliyetler - 1447 H – 2026 M DVD'sini sunmaktan mutluluk duyar.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Arşiv ve Yayıncılık Bölümü tarafından hazırlandı.

105 Sticker

DP

DVD'yi indirmek için: TIKLAYINIZ

105 Cover

DP

Kampanya Sayfası İçin TIKLAYINIZ

 

merkezi medya ofisi
 
Devamını oku...

SAYI 590 Çıktı - Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi El-Raye Gazetesi

 

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi

El-Raye Gazetesi Yeniden Yayında

 

Biz, Hizb-ut Tahrir Medya Ofisi olarak takipçilerimiz ve Merkezi Medya Bürosu Web Sayfası misafirlerimize, Hizb-ut Tahrir tarafından 1954 yılında başlatılan El-Raye Gazetesinin tekrar yayına başlatılmasını duyurmaktan gurur duyarız. Karanlık ve zorba rejimlerin baskısı sonucu haftalık yayınlanan gazete durdurulmuştu. Şimdi Hizb-ut Tahrir El-Raye Gazetesini Allah’ın izniyle tekrar başlatacaktır.

Devamını oku...

Türkiye Vilayeti: Gündem Değerlendirme Toplantısı 10/03/2026

  • Kategori Türkiye
  •   |  
Hizb-ut Tahrir Türkiye Vilayeti:
Gündem Değerlendirme Toplantısı 10/03/2026
 

Hizb-ut Tahrir Türkiye Vilayeti Medya Bürosu Üyesi Sayın Muhammed Emin Yıldırım, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

- ABD - İran Savaşı
- Avusturalya Hizb-ut Tahrir'i Yasakladı

H. 21 Ramazan 1447 - M. 10 Mart 2026

turkiye vilayeti

İlgili Bağlantılar:

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER