Cumartesi, 19 Şaban 1447 | 2026/02/07
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Doların Hegemonyası Sadece Hilafet Devleti İle Son Bulacaktır

  • Kategori Makaleler
  •   |  

Doların Hegemonyası Sadece Hilafet Devleti İle Son Bulacaktır
BRICS Örgütü İse Çok Daha Zayıftır!

Amerika, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra uluslararası sistemini kurmuş ve bu sistemin temel direklerinden birini, para birimi olan Dolar aracılığıyla hegemonyasını pekiştirmek için tasarladığı finansal sistem haline getirmiştir; bu nedenle 1944 tarihli Bretton Woods Anlaşması ile yeni bir küresel para sistemi kurmuş; böylece Doların değeri altına, diğer para birimlerinin değeri ise Dolara bağlanmış, bu da Doları, ülkelerin rezervlerinin para birimi haline getirmiştir.

Ardından 1971 Nixon'ın ekonomik şoku ve Doların altınla olan bağının sona ermesi (Nixon'ın Vietnam Savaşı'nın ardından Amerika'da ortaya çıkan finansal krizi çözmek için uyguladığı maliye politikası) gelmiştir; bu ise, Doları altına alternatif bir para birimi haline getirip küresel ekonominin standart para birimi yaparak dünyayı kasıp kavuran bir şok olmuştur.

Sonra petrolün Dolar üzerinden fiyatlandırılması için Körfez ülkeleriyle yapılan Petrodolar anlaşmaları yoluyla Dolar küresel piyasada dolaşmaya başlamış; bu da özellikle Avrupa sanayi ülkeleri ve enerji ithal eden Asya ülkeleri olmak üzere küresel olarak Dolara olan talebi büyük ölçüde artırmıştır.

Daha sonra Amerika, küreselleşmiş finansal sistemler aracılığıyla para biriminin hegemonyasını pekiştirmiş ve bununla birlikte Dolar, uluslararası bankacılık işlemlerinde temel bir araç haline gelmiştir; nitekim küresel kredilerin ve mevduatların yaklaşık %55'i bu para birimine dayanmaktadır.

Kapitalist sistemin başarısızlığı ve iflası sonucu yaşadığı periyodik ve yıkıcı ekonomik krizler ve bunların lider ülkesi olan Amerika için felaket sonuçları, Amerikan finans sisteminin sürdürülebilirliği konusunda kapitalistler için bir kabusa dönüşen astronomik borçlara yol açmıştır. Sonra ABD'nin ardı ardına gelen yönetimlerinin felaket niteliğindeki ekonomik ve jeostratejik uygulamaları gelmiş ve bu uygulamalar, Trump'ın kapitalist yönetimiyle daha da kötüleşmiştir; zira Trump’ın, (ekonomik ve mali yaptırımlar, Doları zehirli para birimine ve yaptırım silahına dönüştürme, Doların fiyatının Amerika’nın ihtiyaç ve hedeflerine göre siyasi olarak yukarı ve aşağı dalgalanması ve bunun ülkelerin ekonomileri üzerindeki etkisi, müttefiklere ve düşmanlara eşit şekilde gümrük vergileri uygulama) şeklindeki uygulamaları, ülkelerin döviz rezervlerinde Doların hakimiyetinin aşınmasına ve Doların hegemon rezerv para birimi olarak devam etmesinin yanı sıra bununla birlikte ABD finans sisteminin devam etmesine  ilişkin artan çekincelere yol açmıştır. Ancak bu çekinceler, Amerikan finans sistemi ve Dolar para birimine herhangi bir alternatif bulma konusunda sonuçsuz kalmıştır.

Sonra Çin faktörü ve rekabetçi ekonomik büyümesi ortaya çıkmış ve bununla birlikte Çin ekonomisini sınırlamaya yönelik ABD yaptırım politikası baskın hale gelmiştir; bunun üzerine Çin'in ABD yaptırımlarına ve engellerine doğrudan bir tepki olarak BRICS örgütü kurulmuş ve özellikle Çin ve Rusya, bu örgütün kurulmasında ve ABD'nin egemen finans sistemini ve beraberindeki yaptırımları ve engelleri aşmak için en önemli araçları olarak kabul edilen Yeni Kalkınma Bankası'nın kurulmasında çok önemli bir rol oynamışlardır.

2022 yılında Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından, ABD'nin Rusya'ya ve onun arkasında da Çin'e karşı bir silah olarak Dolar cinsinden ödeme sistemini kullanmak yoluyla uyguladığı yaptırım politikasının risklerinin büyümesiyle birlikte Washington, Rus bankalarının uluslararası ödeme sistemlerine erişimini kısıtlamış, Rus petrol ihracatına fiyat tavanı uygulamış ve Rusya'nın yurtdışındaki devlet varlıklarını dondurmuş, hatta elden çıkarmıştır. Bu da Çin ve Rusya'yı, ABD yaptırımlarını aşmak için BRICS örgütü aracılığıyla finansal alternatifler aramaya ve Çin Yuan’ının kullanıldığı alternatif bir ödeme sistemi geliştirmeye yöneltmiştir; ayrıca Çin, dijital para birimlerini düzenleyen uluslararası bir yasanın yokluğunda, dijital para birimleriyle yapılan işlemler için standartlar oluşturmaya çalışmıştır.

Bundan dolayı Doların hegemonyası ve Amerikan finans sisteminin kontrolü hakkındaki stratejik finansal ikilemle ilgili şu soru ortaya çıkmaktadır; Çin, BRICS örgütü, Yeni Kalkınma Bankası ve son finansal önlemleri, ABD Dolarının hegemonyasını kırma politikası mı oluşturuyor, yoksa sadece Amerika'nın Doları aracılığıyla egemen olduğu finansal sistemin getirdiği riskleri ve engelleri aşmaya yönelik önlemler olarak mı kalacak?

Bunun cevabı şöyledir; ABD Dolarının hegemonyası, Çin-Rusya BRICS örgütü, Yeni Kalkınma Bankası veya finansal önlemleriyle kırılamayacaktır; zira Çin yeni bir finansal sistem kurmadığı gibi yeni bir alternatif finansal sistem de önermiyor. Aksine İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika tarafından tasarlanan finansal sistemin kurallarına göre hareket ediyor ve sadece onun risklerinden kaçınmak için de bazı araçlar getiriyor. BRICS'in atabileceği en büyük adım, üye ülkelerin bazılarının işlemlerinde Doları devre dışı bırakmaktır. (ki ülkelerin birbirine karşıt, hatta çıkarları çatışan ülkeler oldukları (ki BRICS, şu anda 10 üyeye sahip bir ekonomik gruptur ki bunlar Çin, Rusya, Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika'nın yanı sıra, yakın zamanda katılan beş yeni üye, yani Mısır, Etiyopya, İran, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan Krallığı'dır), dahası birbirleriyle çekişmeli oldukları da göz ardı edilmemelidir!

Ayrıca Doların hegemonyası, yurt içinde ve yurt dışında ABD kağıt parasına yönelik tüketici pazarlarının bulunmasında yatmaktadır; bu pazarlar, kağıt parasının en büyük tüketim pazarı olan Amerika'yı, ardından Avrupa pazarı ile Amerika, Dolar ve Avro arasındaki tam örtüşme ve iç içe geçmeyle birlikte Avrupa'yı ve dünyanın birçok ülkesini kapsamaktadır. Sonra çoğu Dolar cinsinden olan ve Dolar ile geri ödenen sözde Üçüncü Dünya ülkeleri için borç piyasaları ve Dolar cinsinden ABD Hazine bonoları da bulunmaktadır. Ardından enerji, silah ve küresel ticaret piyasası ile dijital para piyasası ve dijital para birimlerinin satın alınmasında birincil para birimi olarak Doların giderek artan tüketimi de söz konusudur.

Doların hegemonyasına katkıda bulunan faktörler olduğu gibi BRICS'in Doların hakimiyetini sınırlama girişiminde karşılaştığı zayıf faktörler ve BRICS'in kendi temel yapısıyla ilgili engeller de vardır ki bu engeller arasında, heterojen, hatta çekişmeli üyeleri ve onların farklı, hatta çatışan çıkarları yer almaktadır. Brezilya ve Hindistan ekonomileri Çin'den daha çok Amerika Birleşik Devletleri'ne bağlı olduğu gibi Brezilya ile Hindistan, birçok BRICS ülkesine ek olarak siyasi ve stratejik olarak da Amerika’ya daha yakından bağlıdır.

Üye ülkelerin yerel para birimlerinin zayıflığı ve BRICS ülkeleri para birimleri arasında tek uluslararası para birimi, gelişmekte olan ve 2016 yılında egemen Amerikan finans sisteminin kuralları ve standartlarına uygun olarak uluslararası pazara entegre edilen bir para birimi olan Çin Yuanı olup Uluslararası Yuan pazarı çok sınırlıdır; bu da onun ekonomik ve ticari kullanımlarının çok sınırlı olduğu anlamına gelmektedir.

BRICS üyelerinin diğer yerel para birimleri için dış piyasalar neredeyse hiç yoktur veya BRICS üye devletlerinin yerel piyasalarının zayıflığı ve ekonomilerinin ABD ekonomisi ve ABD Doları ile karşılıklı bağımlılığı ve iç içe geçmişliği nedeniyle çok sınırlı işlemlerle üye devletlerle sınırlıdır; bu da BRICS'in ABD Dolarının ve Amerikan sisteminin hegemonyası üzerindeki etkisinin çok zayıf olduğu anlamına gelmektedir.

Amerika'nın tasarlayıp dünyaya dayattığı finansal sistemi ve Dolarının fiili ve pratik hegemonyasını kırmak ve ortadan kaldırmak, Hilafet ve onun alternatif ve benzersiz İslami ekonomik ve finansal sistemiyle bağlantılı olmaya devam etmektedir; zira Hilafet, benzersiz ve kendine özgü İslami hadarat alternatifi aracılığıyla sadece Amerikan finans sistemini ve Amerikan Dolarını değil, aksine tüm kapitalist ekonomiyi yıkıp yok edebilecek tüm araçlara sahiptir.

İslami ekonomik ve finansal nizamı ve onun sistemleri, kapitalist yapının tamamını, yani ekonomik sistemini, finansal sistemini ve tüm sistemlerini yok edecek olmasının yanı sıra faizin ve sömürgeci tekelciliğin yıkıcı döngüsünü kırarak İslam beldelerimizin ve dünyanın servetleri üzerinde egemenlik kuran sanal hayali parası, tekelleri ve sömürgeci şirketleri ile birlikte kurumlarını, aygıtlarını, bankalarını, şirketlerini, borsalarını, hisselerini ve sahte menkul kıymetlerini yok edecek, Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü gibi tüm uluslararası sömürge kurumlarını ortadan kaldıracak, Dolar ve Avroya bağlı borç ve kağıt para  tuzağını kıracağı gibi dünya ticareti, ticaret yolları ve stratejik kilitler üzerindeki hegemonyasını ve kontrolünü de kıracak olan tek gerçek alternatiftir.

Hilafet, mineraller, madenler ve enerji açısından dünyanın en zengin bölgelerine hakim olacak ve küresel ticaretin stratejik koridorlarını kontrol edecek ve bunların kilitlerini ve anahtarlarını elinde bulunduracaktır; zira Hilafet, kültürel, ekonomik ve finansal alternatiflerin yanı sıra servet, hayati jeostratejik konumlar ve hayati insan enerjisine sahiptir; bundan dolayı politikalarını, şartlarını, ekonomik ve finansal sistemini ve para birimini dayatacaktır.

Hilafet, Batı'nın yağmasının ve onun can damarının kaynağı olan sömürgeci Batı ve onun sistemini, devletlerini, siyasetini ve kapitalist ekonomisini sona erdirmenin tek garantisi olduğu gibi bunun da ötesinde, onun medeniyetinin yok edilmesinin de tek garantisidir.

Jeostratejik olarak Hilafet, Amerika ve Avrupa'nın olduğu Batısı ile Çin'in, servetlerin kaynağına ve açgözlü sömürgeci Batı'nın hedefi olan güney yarımküreye ulaşmasını engelleyen aşılmaz bir engel olacaktır; Müslüman ülkeler ve bunların (doğuda Malezya'dan batıda Fas'a kadar) yeryüzünün merkezindeki homojen coğrafyası, Batı'nın güneye doğru ilerlemesini engelleyen bir bariyer oluşturmaktadır; bu da sömürgeci Batı'nın damarlarını kesmenin ve onun yok edilmesinin öncüsü olduğu anlamına gelmektedir.

Amerikan finans sistemini ve Doların hegemonyasını kırabilecek bir diğer faktör ise zati faktördür; zira kapitalist sistemin içsel çürümesi, Amerikan devletinin çözülme durumuna ulaşması ve bununla birlikte Amerikan ekonomisine yıkıcı zararlar veren ve Doların değerinin çökmesine, dolayısıyla parasal ve ekonomik işlevini yitirmesine yol açan mali krizler, evet bunların etkileri tüm kapitalist ülkelere ve dünyaya yansıyacak olup bu da beraberinde hiçbir inşanın veya yapının olmadığı bir çöküş, kaos ve yıkım halidir.

Böylece Hilafet, Batı'nın cehaletinin ve zalim sistemlerinin enkazı üzerinde hadari, siyasi ve ekonomik bir alternatif inşa etmeye ve dünyanın aklını başına getirmeye ve onu Rabbinin nuruna kavuşturmaya yönelik yaratıcı bir güç olmaya devam edecektir.

الر كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ إِلَيْكَ لِتُخْرِجَ النَّاسَ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ بِإِذْنِ رَبِّهِمْ إِلَىٰ صِرَاطِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ
“Elif-lâm-râ. Bu, rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, güçlü ve övgüye lâyık olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz kitaptır.” [İbrahim 1]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Münâci Muhammed

Devamını oku...

Erdoğan’ın Suudi Arabistan ve Mısır Ziyareti Gazze İhanetinin Vücut Bulmuş Halidir

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber-Yorum

Erdoğan’ın Suudi Arabistan ve Mısır Ziyareti Gazze İhanetinin Vücut Bulmuş Halidir

Haber:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kahire’de Mısır Cumhurbaşkanı Abdul Fettah es-Sisi ile düzenlediği ortak basın toplantısında “Ortak gündemimizin başlıca konusunu Filistin davası teşkil ediyor. Gazze’deki insanı dram hala devam ediyor. Gazze’de barışı mümkün kılacak girişimlerde Mısır’la beraber çalışıyoruz. İnşallah bunu devam ettireceğiz. Gazze’nin yeniden imarı için elden gelen katkıyı sağlayacağız” dedi. (04.02.2026 Hürriyet)

Yorum:

Erdoğan, Suudi Arabistan’da da benzer ifadeler kullandı. Kalıcı barışı sağlamak için askerî katkı da dahil olmak üzere her türlü desteği vermeye hazır olduklarını belirtti. Daha düne kadar birbirlerini katil, zalim ve Firavun gibi yaftalarla niteleyen sömürgeci Amerika’nın bölgedeki iki kilit aktörü Mısır ve Türkiye ile sağmal ineği Suudi Arabistan, Trump’ın çizip ajanlarının oynadığı “Yeni Gazze” senaryosunda kendilerine biçilen rolü en iyi şekilde oynamak üzere bir araya gelmişlerdir. Bugün bunların birbirlerine kardeşim diye hitap etmesi samimiyet ve kardeşlikten ziyade efendileri Amerika’nın onlara biçtiği rolü oynamak için bu kardeş kisvesine bürünmeleri gerektiğinden kaynaklanmaktadır. Bunlar, Amerika’nın bölgedeki çıkarını gerçekleştirmek için efendilerinin talimatları doğrultusunda yarın tekrar zalim ve zorba kisvesine bürünebilen şahsiyetlerdir. Bunların kıblesi Amerika’dır. Zalim de katil de kardeş de dost da olmaları yönlerini ve yüzlerini döndükleri bu kıblelerinden ileri gelmektedir. Kısacası, rol gereği zalim de katil de kardeş de dost da olurlar.  

Erdoğan’ın hem Mısır hem de Suudi Arabistan’da üstüne basa basa vurguladığı “kalıcı barış” ve “barışı mümkün kılmak” söylemi, aslında Gazze’deki mücahitlerin silahsızlandırılması ve ümmetin kalbine zehirli bir hançer gibi saplanan Yahudi varlığının bölgede kalıcılaştırılması ve bu hançerin ümmetin kalbinin derinliklerine kadar saplanması projesinden başka bir şey değildir. Gerek Erdoğan gerek Selman gerekse es Sisi, “kalıcı barış ve istikrar” safsatası ile Filistin meselesini Mübarek Toprak için bir kurtuluş ve ölüm kalım meselesi olmaktan çıkarıp, Yahudi varlığı ile barış meselesine indirgemeyi ve İbrahim Anlaşmaları uyarınca “kardeş olma” meselesine dönüştürmeyi amaçlamaktadır.

Keza Erdoğan’ın “Gazze’nin yeniden imarı” söylemi de efendisi Trump’ın temelini attığı “Barış Kurulu” planına katılımını meşrulaştırmak ve Müslümanların sel gibi büyüyen öfkesini dindirmek ve uyuşturmak için ortaya attığı siyasi bir narkozdan başka bir şey değildir. Bu söylemle de Erdoğan, Filistin meselesini bir kurtuluş ve Mescidi Aksa’yı Yahudilerin pisliğinden temizleme meselesinden “Gazze’nin imarı” ve “Gazze’ye insani yardım ulaştırma” meselesine dönüştürmektedir. Erdoğan, Müslümanların sesini kesmek ve kısmak için imar ve yardımı adeta bir siyasi rüşvet olarak sunmaktadır. Bu düpedüz aldatmaca ve tuzaktır. Oysa Gazze, imar ve yardıma değil, orayı ve tüm Filistin’i Yahudi pisliğinden temizleyecek Selahaddin ve Kutuz’un ordularına muhtaçtır!

Demografik ve askeri olarak bölgenin en kalabalık askeri gücüne sahip Erdoğan ve es Sisi’nin, Yahudi varlığını bir saat içinde bir bardak suda boğacak imkân ve yeteneğe sahipken yan yana gelip insani dramdan dert yanması, adeta Ümmetin aklıyla alay etmektir. Bugün ortada insani bir dram varsa, bunun müsebbibi orduları kışlalarına hapseden ve Yahudi varlığının soykırım ve katliamlarını sadece cılız kınamalarla geçiştiren başta Erdoğan ve es Sisi olmak üzere İslam beldelerindeki Ruveybida yöneticilerdir.

Dolayısıyla Erdoğan’ın Suudi Arabistan ve Mısır ziyareti, Amerika’nın bölgede dikensiz bir gül bahçesi oluşturma planının bir parçasıdır. Amaç, Filistin meselesini bir “insani yardım” dosyasına hapsederek kurtuluş meselesi olmaktan çıkarmak ve İslam Ümmeti’nin kurtuluş ruhunu söndürmektir.

Erdoğan, Selman ve es Sisi gibi ajan yöneticiler, Filistin ve Gazze’yi Kahire ve Riyad’daki masalarda asla kurtaramazlar. Filistin’i ancak Sykes-Picot sınırlarını yırtıp atacak, sömürgecilerin dayattığı ajan rejimleri tarihin çöplüğüne gönderecek ve orduları Aksa’ya yürütecek olan Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet kurtarabilir. O halde Müslümanlar Hilafet için çalışmalıdır. Zira yegâne kurtuluş Hilafettir.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Ercan Tekinbaş

Devamını oku...

Altın Düşmeyecek; Zira İnsanlar Ona Güveniyor

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber-Yorum

Dünya Rahat Olsun... Altın Düşmeyecek; Zira İnsanlar Ona Güveniyor

Haber:

Investing.com adlı internet sitesi, 1 Şubat Pazar sabahı erken saatlerde "Federal Rezerv'den faiz indirimine ilişkin açıklamalar" başlıklı bir haber yayınladı. Haberde şöyle geçti: “St. Louis Federal Rezerv Bankası Başkanı Alberto Musalem Cuma günü yaptığı açıklamada, işgücü piyasası kötüleşmedikçe veya enflasyon düşmedikçe ABD Merkez Bankasının faiz oranlarını daha fazla düşürmesine gerek olmadığını belirtti.” Ve şu eklemede bulundu: “Muselam'a göre, ekonomik beklentilerle ilgili riskler şu anda dengede ve daha fazla faiz indirimi ancak işgücü piyasası zayıflarsa veya enflasyon düşerse gerekli olacaktır.”

Yorum:

Geçtiğimiz cuma günü, ABD'nin iki gün süren para politikası toplantısının ve Başkan Trump'ın Kevin Warsh'ı Federal Rezerv Başkanı adayı göstermesinin ardından, altının ons fiyatının küresel olarak 5.600 Dolardan 5.300 Dolara düşmesi, dünya genelinde insanlarda endişelere yol açmıştır. Altın fiyatlarındaki bu düşüşü gözlemleyen biri, daha önceki iki eylemin temel hedefinin altın fiyatlarındaki istikrarlı artışı frenlemeye ve Doların çöküşünü durdurmaya yönelik açık bir girişim olduğunu görecektir. Aynı şekilde altın fiyatlarındaki düşüşün gerçek olmadığını, çeşitli ekonomik faktörlerin etkisiyle yapay olduğunu, Doların güçlenmesinin geçici ve kısa vadeli olduğunu, insanların yakında yönlendirilmek yerine tercih ettikleri piyasalarda işlem yapmaya geri döneceklerini de görecektir.

Trump'ın, faiz oranlarının düşürülmesinin yeni Fed başkanının seçilmesinde belirleyici kriter olacağını açıkladığındaki endişesi, enflasyonun artması, yıllık ekonomik büyüme oranının düşmesi ve Amerika'nın finansal güvenilirliğinin zedelenmesi pahasına, "Amerika'yı Yeniden Büyük Yap" sloganını gerçekleştirmek için Doların altın fiyatı karşısındaki değer kaybını sınırlamaktı.

2008 ekonomik krizinden bu yana, dünyanın dört bir yanındaki merkez bankaları ve bireyler altın alıp onu korumaya ve ellerindeki Dolarlardan kurtulmaya başlamıştır. Böylece insanlar, ABD Hazine tahvilleri ve finans piyasalarındaki şirket hisseleri gibi hayali ekonomiden, ekonomik göstergelerin ve faktörlerin fiziksel uygulamalarından uzaklaşarak, gerçek ekonomiyi uygulamaya geri dönmüşlerdir.

ABD'deki gerçek ekonomik sorun Dolar sorunudur. Bu sorun, 1971 yılında altın standardının terk edilmesiyle ortaya çıkmıştır.ABD bugün, yüz trilyonlarca Dolarlık altın rezervini karşılamak için buna (altın standardına) geri dönemez. Dolayısıyla Amerika'yı mahvedecek ve onun yıkıntıları üzerinde oturacak olan bizzat Trump'dır.

İslam'daki para sistemi, altın ve gümüş gibi madenlere dayanmakta olup paralar da bu ikisine dayanmaktadır; bu da dünyanın dört bir yanındaki insanların paralarının değerini kaybolmaktan koruma ihtiyacıyla örtüşmektedir. Allah’ın izniyle yakında kurulacak Nübüvvet Minhacı üzere İkinci Raşidi Hilafet Devleti’nde para birimleri, altın dinar ve gümüş dirhem olacaktır.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Müh. Şefik Hamis – Yemen

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER