Perşembe, 05 Şevval 1446 | 2025/04/03
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Bu Sadece Onların Bedenlerinde Görünen Şeydir ve Kalplerinde Saklı Olan Şey İse Daha Büyüktür!

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber-Yorum

Bu Sadece Onların Bedenlerinde Görünen Şeydir ve Kalplerinde Saklı Olan Şey İse Daha Büyüktür!

Haber:

28 Mart Cuma günü İngiliz uydu kanalı BBC'de “Haç ile kafir kelimesi arasında... ABD Savunma Bakanı'nın dövmeleri tartışma yarattı” başlıklı bir haber yayınlandı. Haberde şöyle geçti: "ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in bir askeri üste spor üniforması ve askeri sadakla fitness egzersizleri yaparken çekilen fotoğrafları sosyal medyada tartışmalara yol açarken, Hegseth'in vücudundaki dövmeler, özellikle de kafir kelimesi ve kutsal haç, tartışmaların odağında yer aldı."

Yorum:

ABD yönetimi üyelerinin İslam'a ve Müslümanlara yönelik küfürlerini ve düşmanlıklarını açıkça sergilemeleri yeni bir durum değildir;zira onlar, biri dışında iki yüz elli yıl boyunca bunu hep göstermişlerdir.Dolayısıyla onların sadece sözlerden eylemlere kadar tezahür etme boyutları farklılık göstermektedir.Afganistan, Irak, Suriye, Gazze, Lübnan ve Yemen'e yönelik Haçlı seferlerinde başarmaktan aciz kaldıkları şey, bedenlerinde ortaya çıkmaktadır.Bu ise Amerika'yı bekleyen korkunç çöküşten ve onunla birlikte kapitalist medeniyetin bir bütün olarak çöküşünden önceki siyasi iflasın bir işaretidir.

Haçlı Seferleri'nin bir simgesi olan Pete Higseth'in Müslüman ülkelere yerleştirilmesi, Küçük Bush'un "Bu bir haçlı seferidir" sözüne yönelik sembolik bir göndermedir.Bir ve tek olan Allah, onlar hakkında bize haber vermiştir: Zira Azze ve Celle şöyle buyurmuştur:قَدْ بَدَتِ الْبَغْضَاءُ مِنْ أَفْوَاهِهِمْ وَمَا تُخْفِي صُدُورُهُمْ اَكْبَرُ قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ اْلآيَاتِ إِنْ كُنْتُمْ تَعْقِلُونَGerçekten, kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülen sözlerinden) belli olmaktadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür.Eğer düşünürseniz size ayetleri açıkladık.” [Al-i İmran 118] Bu sadece unutkan Müslümanlara bu köklü düşmanlığı hatırlatmaktadır.     

Pete Hegseth'in eylemi, Nübüvvet Minhacı üzere İkinci Raşidi Hilafet Devleti'nin gölgesinde İslam'ı yeniden uygulamaya hevesli olan aydın düşünce sahipleri için sürpriz olmamıştır.Geriye bize Müslümanlara şunu söylemek kalıyor: Anlayın, kendinize gelin ve kalplerinizdeki İslam'ın meyveleriyle birlikte olun; zira Gazze'ye yardım ellerini uzatmaya korkan ve trilyonlarca Dolar Müslümanların parasıyla dolu ellerini Trump'a uzatan yöneticilerinizin Hegseth'e cevap vererek şeytanın vesveselerini unutturmasını beklemeyin ve buna hiç şaşırmayın!

Bu yozlaşmış politikacılara karşı işe yarayacak tek şey, onlara haddini bildirecek Müslümandan onlara denk birini olmasıdır ki bu da Raşid bir Halife’dir; o halde güç ve kuvvet ehli zafer ve biat için ellerini ona uzatsınlar ve halklarının kalplerini neşelendirip sevindirsinler. Bu da Allahu Teala’nun şu kavlinin gerçekleşmesi içindir: وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ * بِنَصْرِ اللَّهِO gün Allah’ın zafer vermesiyle müminler sevinecektir.” [Rum 4-5] Allahu Teala’nın şu kavlinin: إِنَّا لَنَنصُرُ رُسُلَنَا وَالَّذِينَ آمَنُوا فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَيَوْمَ يَقُومُ الْأَشْهَادُŞüphesiz peygamberlerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatında, hem şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.” [Mümin 51] Ve Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şu kavlinin:ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِSonra (yeniden) Nübüvvet Minhacı Üzere (Raşidi) Hilafet olacaktır.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Mühendis Şefik Hamis – Yemen

Devamını oku...

Yöneticilerimiz Uluslararası Kanunlara Başvurdular ve Kınamalarla Yetindiler Yahudiler De Daha Fazla İslam Beldesini İşgal Etmeye Cesaret Ettiler

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber-Yorum

Yöneticilerimiz Uluslararası Kanunlara Başvurdular ve Kınamalarla Yetindiler

Yahudiler De Daha Fazla İslam Beldesini İşgal Etmeye Cesaret Ettiler

Haber:

Suudi Arabistan Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Suriye'nin Kuveya kasabasının Yahudi güçleri tarafından bombalanarak onlarca masum insanın ölümüne ve yaralanmasına yol açmasını şiddetle kınadığını ifade etti.Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, işgal makamlarının ilgili uluslararası yasaları bariz bir şekilde ve defalarca ihlal ederek Suriye ve bölgenin güvenlik ve istikrarını baltalamaya yönelik devam eden girişimlerini kesin olarak reddettiği yinelendi.Suudi Arabistan, Yahudilerin haksız saldırganlığı karşısında Suriye ile dayanışmasını teyit ederek Güvenlik Konseyi üyelerinin rollerini yerine getirmeleri, Yahudilerin Suriye ve bölgede süregelen ihlallerine karşı ciddi ve kararlı bir şekilde durmaları ve uluslararası hesap verebilirlik mekanizmalarını harekete geçirmeleri gerektiğini vurguladı. (Şarkul Avsat, 25/03/2025)

Yorum:

Suud Hanedanı yöneticileri, Yahudi varlığını ortaya çıkaran, Filistin'i ve Suriye'nin bir bölümünü işgal eden ve genel olarak Müslüman ülkelerin bölünmesiyle sonuçlanan uluslararası yasaları, daha ne zamana kadar sömürgeci kafirin isteklerini yerine getirmek için kullanmaya devam edecekler?Bu kınamalar, bu yöneticilerin kendilerini tamamen yok edecek yıkıcı bir şekilde karşılık vermeye cesaret edemeyeceklerinden emin olduklarından dolayı Yahudileri daha fazla Müslüman ülkeyi işgal etmeye teşvik etmekten başka ne işe yarıyor Allah aşkına?

İslam ümmeti, başlarında denklemi İslam ümmeti ve onun toparlayıcı projesi olan Raşidi Hilafet lehine değiştirmeye muktedir olan orduları olduğu halde daha ne zamana kadar itaatkâr kalmaya devam edecekler?İslam'ın hükümlerinin ihlal edilip devre dışı bırakıldığını gördükleri halde daha ne zamana kadar sessiz kalacaklar? Ümmetlerini, daha ne zamana kadar Yahudilere ve onların ajan Müslümanlardan oluşan dostlarına boyun eğmeye terk edecekler?

Yoksa dünya sevgisi İslam ümmeti içindeki etkili grubun zihinlerini ve kalplerini ele mi geçirdi; buna Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şu kavli intibak etmektedir: يُوشِكُ الْأُمَمُ أَنْ تَدَاعَى عَلَيْكُمْ كَمَا تَدَاعَى الْأَكَلَةُ إِلَى قَصْعَتِهَا» فَقَالَ قَائِلٌ: وَمِنْ قِلَّةٍ نَحْنُ يَوْمَئِذٍ؟ قَالَ: «بَلْ أَنْتُمْ يَوْمَئِذٍ كَثِيرٌ وَلَكِنَّكُمْ غُثَاءٌ كَغُثَاءِ السَّيْلِ وَلَيَنْزَعَنَّ اللَّهُ مِنْ صُدُورِ عَدُوِّكُمْ الْمَهَابَةَ مِنْكُمْ وَلَيَقْذِفَنَّ اللَّهُ فِي قُلُوبِكُمْ الْوَهْنَ» فَقَالَ قَائِلٌ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَمَا الْوَهْنُ؟ قَالَ: «حُبُّ الدُّنْيَا وَكَرَاهِيَةُ الْمَوْتِ Aç insanların yemek kabına üşüştükleri gibi yakında diğer milletler de sizin başınıza üşüşeceklerdir." Dediler ki: Bu o gün bizim azlığımızdan dolayı mı olacak ey Allah’ın Resulü? Dedi ki: “Bilakis sizler o gün çok olacaksınız, fakat sizler sel üzerinde akıp giden çer çöp gibi olacaksınız. Allah düşmanlarınızın kalbinden sizden korkma duygusunu çekip alacak, sizin de kalbinize vehn sokacaktır.” Dediler ki; "Vehn nedir, ey Allah’ın Rasulü? Dedi ki: “Dünyayı sevmek ve ölümü kerih/kötü görmektir."?

Ancak bizler, çağrı üstüne çağrı yapma ve hitap üstüne hitap etme konusunda umutsuzluğa kapılmayacağız; belki de bunun ardından Allah emrini yerine getirecektir.

Allahu Teala şöyle buyurmuştur: أَلَمْ تَكُنْ آيَاتِي تُتْلَى عَلَيْكُمْ فَكُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ * قَالُوا رَبَّنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا وَكُنَّا قَوْماً ضَالِّينَ * رَبَّنَا أَخْرِجْنَا مِنْهَا فَإِنْ عُدْنَا فَإِنَّا ظَالِمُونَ * قَالَ اخْسَئُوا فِيهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ * إِنَّهُ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْ عِبَادِي يَقُولُونَ رَبَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ * فَاتَّخَذْتُمُوهُمْ سِخْرِيّاً حَتَّى أَنسَوْكُمْ ذِكْرِي وَكُنتُم مِّنْهُمْ تَضْحَكُونَ * إِنِّي جَزَيْتُهُمُ الْيَوْمَ بِمَا صَبَرُوا أَنَّهُمْ هُمُ الْفَائِزُونَAllah, “Ayetlerim size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz, değil mi?” der.Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk.” “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer (tekrar günaha) dönersek şüphesiz kendimize zulmetmiş oluruz.Allah, “Aşağılık içinde kalın orada, artık benimle konuşmayın!” der.Kullarımdan, “Ey Rabbimiz! Biz inandık, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın” diyen bir grup var idi.Siz ise onlarla alay ediyordunuz. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Onlara hep gülüyordunuz.Sabretmiş olmaları sebebiyle, bugün ben onları mükâfatlandırdım. Şüphesiz onlar başarıya erenlerin ta kendileridir.” [Müminun 105-111]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Nizar Cemal

Devamını oku...

Akıllar Tutulduğunda

  • Kategori Makaleler
  •   |  

Akıllar Tutulduğunda

İslam’ın ilerlemesi ve genişlemesi, eşsiz ve benzersiz bir meseledir; zira İslam, Müslümanı harika doğasına uygun bir şekilde inşa etmeye hırs göstermiş ve İslam’ın fikri ve mefhumlarıyla yoğrulmuş herkesi, müjdeleyen ve nefret ettirmeyen, birleştiren ve ayırmayan seçkin bir şahsiyet haline getirmiştir. Aksine İslam'ın fikri ve kültürüyle beslenmemiş olanların, bazı ayrıntılar veya içtihatlar konusunda kendilerine muhalefet edenleri özümsemede göğüslerinin daralıp sıkıştığını görürsünüz.

İmamlarından gördükleri zanni delillere dayanarak belli bir şeyin haram olduğuna kanaat getiren bazı kimselerin, kendi görüşlerine başka şerî bir görüşle muhalefet eden ve ben akli bir görüş değil de başka şerî bir görüş diyorum diyen başka kimselerle tartıştıklarını ve onlarla, terk etmeye, bağlantıyı kesmeye ve Allah korusun tekfir etmeye varacak şekildeki bir nefret ve inkarla muamele ettiklerini görürsünüz.

İlim ve yetenek bakımından muhaddislerden birinin görüşüne ikna olmuş ve Allah'ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hadisi hakkında muhaddisinin görüşünü taşıyan bir başkasının da, kendilerine ait başka bir görüşe sahip olan başka muhaddislerin de olduğunu idrak edemediğini, muhaddisi filan hadisin zayıf olduğunu söylediğinde bunun ihtilafsız tek kelimeyle zayıf olduğu anlamına geldiğini zannettiğini ve başka muhaddislerin de olduğunun, bilakis onlardan ilim bakımından büyük ve kapsamlı olanların bile, örneğin ravilerin durumları hakkında sahip oldukları şeylere binaen başka bir görüş söylediğinin farkında olmadığını görürsünüz.

Hakeza aynı fikre, yani disiplinli bir şekilde muhalefet edeni özümseme kapasitesine sahip olmayan birçok örnek vardır.

Gerçek şu ki İslam, insanların aklına ve onların içtihat etme, anlama, takip etme ve tedebbür etme yeteneklerine karşı geniş ve gözetleyici bir din olup bu da Allahu Teala'nın bize olan rahmetindendir.

Gelin benimle birlikte Allah'ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve kerim ashabının Beni Kurayza savaşında başlarına gelenleri düşünün; İbn Ömer Radıyallahu Teala Anhuma’nın şöyle dediği rivayet edilmiştir; Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hendek savaşından dönünce bize şöyle dedi: لَا يُصَلِّيَنَّ أَحَدٌ الْعَصْرَ إِلَّا فِي بَنِي قُرَيْظَةَHiç kimse Beni Kurayza'ya varmadan ikindi namazını kılmasın!Onlardan bazıları yolda iken ikindi vakti girdi ve şöyle dedi: Biz Beni Kurayza'ya varmadan namazı kılmayacağız. Diğerleri de şöyle dedi: Olur mu öyle şey, biz namazı kılacağız. Bizden namazı kılmamamız istenmedi ki. Bu durum Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e anlatılınca onların hiç birisine kızıp serzenişte bulunmadı.

Bu, Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den bize, nâss bunu (anlamı) taşıdığı sürece Allah’ın murat edilen anlayışta ihtilafın olmasını kabul ettiğine dair bir derstir. Eğer Allah, ihtilaf için bir alan bırakmamış olsaydı, tıpkı ihtilaf taşımayan katiyetlerde (kesin nâsslarda) olduğu gibi yapardı.

Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şu kavli de aynı şekildedir: إِذَا حَكَمَ الْحَاكِمُ فَاجْتَهَدَ ثُمَّ أَصَابَ فَلَهُ أَجْرَانِ وَإِذَا حَكَمَ فَاجْتَهَدَ ثُمَّ أَخْطَأَ فَلَهُ أَجْرٌHakim içtihat eder ve içtihadında isabet ederse iki sevap kazanır, hata ederse bir sevap kazanır.”işte bu da Müslümanlar arasında içtihat ve ihtilaf konusu olan meselelerde ihtilafın olmasında hiçbir sıkıntının olmadığını teyit etmektedir.

Bakın işte İmam Ahmed ibn Hanbel, İmam Şafii'nin öğrencisiydi (Allah her ikisine de rahmet etsin) ve daha sonra iki farklı ekol haline gelene kadar birçok konuda ona muhalefet etmiştir.Aynı şekilde İmam Şafii de İmam Malik'in öğrencisi olmuş, sonra birçok meselede ona muhalefet etmiş ancak onların hepsi de birbirini muhabbet besleyen kardeşler olmuşlar, öğrenci ya da imam olsun birbirlerinin fıkhını ve görüşünü inkâr etmemişler ve onlardan her biri kardeşinin faziletini, ilmini ve doğruluğunu kabul etmiştir.

Ama akıllar tutulduğunda ve ilim gerilediğinde ihtilaf, tekfir, tartışma ve çatışma nedeni haline gelmekte ve her ikisi de metodun sağlamlığı ve maksadın samimiyeti konusunda yeterli olmasına rağmen bir Müslüman bir Müslüman kardeşini özümserken göğsü daralmaktadır.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Radyosu İçin Yazan
Müh. Bahir Salih

Devamını oku...

ABD'nin Yahudi Varlığının Büyükelçisi, Varlıklarının Miraslarını ve Tarihlerini Yansıttığını Söyledi

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber-Yorum

ABD'nin Yahudi Varlığının Büyükelçisi, Varlıklarının Miraslarını ve Tarihlerini Yansıttığını Söyledi

Haber:

Ramallah haber sitesi 28/03/2025 tarihinde ABD'nin Yahudi varlığının Büyükelçisi Mike Huckabee'nin açıklamalarını yayınladı ki bunlardan bir kısmı şöyledir: Yahudi varlığı “birçok yönden bizim mirasımızı ve tarihimizi yansıtmaktadır, Yahudi-Hıristiyan hukuku, tüm Batı medeniyetinin üzerine inşa edildiği temel olan hak ve batıl ideolojisini ve aynı şekilde kesinlikle bizim hükümet sistemimizi pekiştirmektedir; dünyadaki hiçbir ülke bizim mücadelemizi ve demokratik seviyemizi Yahudi devletinden daha fazla yansıtmamaktadır ve bu da bizim doğal bir müttefikimiz olmasının nedenlerinden biridir."

Yorum:

Amerikan Büyükelçisi'nin Amerika ve Yahudi varlığı arasındaki ilişkiye dair sözlerinin doğru olduğu konusunda şüphe yoktur; aksine Yahudi zihniyeti ile Amerika'nın zihniyeti, yani kovboy zihniyeti arasında neredeyse hiçbir fark yoktur ve aralarında çok büyük bir benzerlik vardır. Bu buluntu varlığı ikame eden ve onlarca yıldır onu koruyan değerden yoksun olan Batı iken, aralarında nasıl benzerlik olmasın ki!Demokrasi ve insan haklarının anası olan Amerika, imparatorluğunu Amerika'nın asıl sakinleri olan Kızılderililerin kafatasları üzerine kurmuş ve Amerika ve tüm Batılı ülkeler, ülkelerini ve refahlarını diğer halklar pahasına inşa etmişlerdir.

Bu, Amerika'nın başını çektiği Batı ülkelerinin gerçekliği hakkında buzdağının sadece görünen kısmıdır;her kim bunu Yahudi varlığının gerçekliğiyle karşılaştırırsa, tablonun tamamen aynı olduğunu ve Yahudi varlığının Batı medeniyeti denilen o habis ağacın bir dalından başka bir şey olmadığını görecektir.Zira bu buluntu varlık, 1948'den beri Filistin halkının kafatasları üzerine kurulmuş olup onların topraklarını işgal etti, çocuklarını öldürdü, evlerini yıktı ve onları yerlerinden etti ve 15 aydan fazla bir süredir de Gazze'de çocukların saçını ağartacak suçlar işlemekte olup Amerika da onun bu suçlarındaki ilk ve en büyük destekçisi olmuştur. Nitekim Fox News geçtiğimiz günlerde ABD Elçi Yardımcısı Morgan Ortagus'un şu sözlerini aktarmıştır: “İsrail’i serbest bıraktık ve Gazze'deki savaşı sürdürmesi için ona tüm silahları sağladık.”

Dolayısıyla bu varlık ile İslam ümmetinin ayağa kalkmaması için bağrında bir hançer olmasını destekleyen Amerika arasında hiçbir fark yoktur.Zira onlar, sadece zulmü, kan dökmeyi ve yeryüzünde bozgunculuğu yaymayı bilirler ve bu, halkları için öldürmek ve yok etmekten başka bir şey yapmayan kapitalist devletlerin bir özelliğidir ve insanlık, İslam Nizamı dışında insanın değerini ve kıymetini bilen yüce ve adil bir sistem tanımadı ve tanımayacaktır. Ayrıca insanlık, müminlere ve başkalarına, karşılığında hiçbir mükâfat veya teşekkür beklemeden hayır taşıyan bir sistemi, azim İslam dışında hiçbir zaman tanıyamayacaktır; zira İslam'ın adaleti ve merhameti hem barış hem de savaş olmak üzere her durumda tecelli etmektedir. Nitekim Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ordu komutanlarına şöyle bir tavsiyede bulunmuştur: لا تقتلوا طفلا ولا امرأة ولا شيخا فانيا ولا تقطعوا شجرة ولا تمثلوا ولا تغلوا ولا تقتلوا أصحاب الصوامع ولا تغرقن نخلة ولا تعقروا بهيمة ولا شجرة مثمرة ولا تهدموا بيعةÇocuğu, kadını ve fani yaşlıyı öldürmeyin, ağacı kesmeyin, müsle (cesetlerine saygısızlık edip burnunu kulağını kesme) yapmayın, haddi aşmayın, ibadethanelerdeki insanları öldürmeyin, hurmalıkları kesip yakmayın, meyveli bir ağacı ve hayvanları (davar, sığır, deve) yok etmeyin ve tapınakları yıkmayın.” Peygamberin diğer tavsiyeleri, İslam’ın azametini ve yüceliğini ortaya koyarken insan hakları sloganı atan sahte medeniyetin sahipleri, insanlar onlardan beri oldukları halde çocukları, kadınları ve yaşlıları öldürdüler, camileri yıktılar ve mümin hakkında hiçbir ahit ve anlaşma gözetmediler ve Gazze'deki imha savaşı bunun en iyi şahididir.

İnsanlık ancak İslam altında güven ve emniyete kavuşacaktır; ancak bunun gerçekleşmesi için İslam'ın, indirildiği gibi uygulandığı ve İslam'ı yeryüzünün halklarına taşıyarak onları zalim insan yapımı sistemlerden kurtaracak bir devletin olması gerekir ki bu devlet, vaat edilmiş olan Hilafet Devleti'dir. Bize en kısa zamanda Hilafeti kurmanın sebeplerini hazırlaması için Allah'a dua ediyoruz; bu ise aziz olan Allah'a hiç de zor değildir.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Muhammed Ebu Hişam

Devamını oku...

Gazaba Uğramışlara Karşı Müslümanların Orduları Nerede?!

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber-Yorum

Gazaba Uğramışlara Karşı Müslümanların Orduları Nerede?!

Haber:

Gecenin ilk saatlerinde Yahudilerin devam eden bombardımanları nedeniyle yaşanan elektrik kesintileri ve temel yaşam ihtiyaçlarının karşılanamaması nedeniyle Gazze sokakları bomboş.

Barınaklarda ve çadırlarda kalan aileler karanlığa uyum sağlamaya çalışırlarken kaygılar da artıyor.

El-Cezire’ye konuşan Gazzeliler, Gazze Şeridi'ne yönelik bombardımanın devam etmesi nedeniyle gece boyunca aşırı korku yaşadıklarını söylediler. (El-Cezire Net)

Yorum:

Gazze Haşim ve Filistin'deki Müslümanların kaderi, tüm dünyanın ve özellikle de Müslümanların gözü ve kulağı önünde bir avuç Yahudinin Müslümanları öldürmesine, onları aşağılamasına ve kalplerini korkuyla doldurmasına bağlı hale gelmiştir.Ancak biz şu anda kardeşlerimizi onlardan koruyamadık; bu ise Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şu kavlinde, bizi kendisinden nehyetmiş olduğu bir şeydir:الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ لَا يَظْلِمُهُ وَلَا يُسْلِمُهُ، مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أَخِيهِ كَانَ اللهُ فِي حَاجَتِهِ، وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ، وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِماً سَتَرَهُ اللهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِMüslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim Müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir Müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter.” [Müslim rivayet etti]

Komşu ülkelere ve onların Suriye, Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan'daki Müslüman halklarına ve ordularına diyoruz ki, kardeşlerimizin Yahudiler tarafından öldürülmesi açıklamalar ve kınamalarla durdurulamaz; zira Yahudi ordusu söz ve kınamadan anlamaz ve güçle kaybedilenler ancak benzer bir güçle geri alınabilir; o halde bu ülkelerin halklarına neden sessizler?!Üzerlerindeki acizlik ve itaatkârlık tozundan ne zaman kurtulacaklar?!Ne zaman komadan uyanıp orduların karargahlarına ve komutanlıklarına yürüyerek Gazze Haşim'deki kardeşlerini desteklemeleri için talepte bulunup baskı yapacaklar: وَإِنِ اسْتَنصَرُوكُمْ فِي الدِّينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُSizden din konusunda yardım istediklerinde yardıma icabet etmeniz sizin üzerinize vaciptir." [Enfal 72] Siz ey Müslümanlar ve ordular şunu çok iyi biliniz ki, sizi Allah yolunda cihad etmekten, O'nun rızasına ve cennetini nail olmaktan alıkoyan zelil, aşağılık ve rezil yöneticiler, yarın kıyamet gününde Allah'ın huzurunda sizden hızla uzaklaşacaklardır. Zira Allahu Teala şöyle buyurmuştur: إِذْ تَبَرَّأَ الَّذِينَ اتُّبِعُوا مِنَ الَّذِينَ اتَّبَعُوا وَرَأَوُا الْعَذَابَ وَتَقَطَّعَتْ بِهِمُ الأَسْبَابُ، وَقَالَ الَّذِينَ اتَّبَعُوا لَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَتَبَرَّأَ مِنْهُمْ كَمَا تَبَرَّءُوا مِنَّا كَذَلِكَ يُرِيهِمُ اللهُ أَعْمَالَهُمْ حَسَرَاتٍ عَلَيْهِمْ وَمَا هُمْ بِخَارِجِينَ مِنَ النَّارِİşte o zaman (görecekler ki) kendilerine uyulup arkalarından gidilenler, uyanlardan hızla uzaklaşırlar ve (o anda her iki taraf da) azabı görmüş, nihayet aralarındaki bağlar kopup parçalanmıştır. (Kötülere) uyanlar şöyle derler: Ah, keşke bir daha dünyaya geri gitmemiz mümkün olsaydı da, şimdi onların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık! Böylece Allah onlara, işlerini, pişmanlık ve üzüntü kaynağı olarak gösterir ve onlar artık ateşten çıkamazlar.” [Bakara 166-167]

Peki Yahudileri bu yaptıkları konusunda terbiye edip onurunuzu geri getirmek ve Nübüvvet Minhacı üzere Hilafetin olduğu otoritenizi ikame etmek için bir uyanış var mıdır?

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Abdullah Abdurrahman

Devamını oku...

Dinini Yiyip Bitirdiğinde!

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber-Yorum

Dinini Yiyip Bitirdiğinde!

Haber:

Trump, Beyaz Saray'daki Ramazan İftarında Michigan'daki "Müslüman dostlarına" teşekkür etti.

Yorum:

Amerika'daki bazı Müslümanların, Müslümanlara savaş açmış ve masum ve yasalara bağlı kalan göçmenleri hedef almış bir yönetimi desteklemeye devam etmesi son derece endişe vericidir. Bu yönetim sadece bu kişileri şeytanlaştırmakla kalmamış, aynı zamanda dikkatleri nüfusun en fazla %5'ini oluşturan zengin seçkinlere hizmet etmek üzere tasarlanmış kapitalist sistemin başarısızlıklarından başka yöne çekmek için onları bir günah keçisi olarak kullanmıştır.

Bu yönetimle iş birliği yapmayı tercih eden bu kişiler, onun suçlarına ortak olmaktadırlar. Onların bu katılımları tarafsız olmaktan çok uzaktır; aksine başta Gazze, Yemen ve Müslümanların baskıya maruz kaldığı diğer bölgeler olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki Müslümanların çektiği acılara ve akan kana doğrudan katkıda bulunmaktadır.

Müslümanların bu sözde liderleri, davranışlarıyla Allah'ın adaletine tamamen zıt olan bir sistemi güçlendirmektedir. Onların, kardeşlerine ve tüm masum insanlara boyun eğdiren aynı güçlerle ittifak kurdukları gayet açıktır. Dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlar işgalcileri ve müttefikleri tarafından şiddetli acılar çekerken, bu liderler geçim kaynaklarını zalimlerle paylaşmayı ve bu süreçte dinlerini ve onurlarını yiyip bitirmeyi tercih etmektedirler!

Gerçekten de ne kadar utanç verici bir manzara! İslam'a ve Müslüman kardeşlerine yaptıkları bariz ihanet sadece utanç verici değildir, bilakis bu aynı zamanda dini terk etmenin sonuçlarına dair trajik bir tanıklıktır; zira onlar Allah Subhanehu ve Teala'nın uyarılarını görmezden gelerek inançlarından kaynaklanan ahlaki ve manevi sorumluluklarını da göz ardı etmektedirler.

Allahu Teala’nın şu kavlini hatırlayın: وَلَا تَرْكَنُوا إِلَى الَّذِينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللهِ مِنْ أَوْلِيَاءَ ثُمَّ لَا تُنْصَرُونَZulmedenlere meyletmeyin; sonra size ateş dokunur (cehennemde yanarsınız). Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra (O’ndan da) yardım göremezsiniz!” [Hud 113]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Heysem Bin Sabit - Amerika

Devamını oku...

SAYI 541 Çıktı - Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi El-Raye Gazetesi

 

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi

El-Raye Gazetesi Yeniden Yayında

 

Biz, Hizb-ut Tahrir Medya Ofisi olarak takipçilerimiz ve Merkezi Medya Bürosu Web Sayfası misafirlerimize, Hizb-ut Tahrir tarafından 1954 yılında başlatılan El-Raye Gazetesinin tekrar yayına başlatılmasını duyurmaktan gurur duyarız. Karanlık ve zorba rejimlerin baskısı sonucu haftalık yayınlanan gazete durdurulmuştu. Şimdi Hizb-ut Tahrir El-Raye Gazetesini Allah’ın izniyle tekrar başlatacaktır.

Devamını oku...

Kim Gazze Halkını Savunursa Ona Cennet Vardır!

  • Kategori Makaleler
  •   |  

Kim Gazze Halkını Savunursa Ona Cennet Vardır!

Mısır ordusu içindeki muhlislere, ümmeti savunmak için silah taşıyan kahramanlara, kalplerinde İslam'ın gururu ve izzetin coşkusu olanlara, bıçağın gırtlağa dayandığı, sıkıntıların şiddetlendiği, kuşatmanın sıkılaştığı ve erkek, kadın ve çocukların enkaz altında şehit düşüp bedenlerin hainlik ve ihanet ateşiyle yandığı ve Müslümanların katliam, açlık, yerinden edilme ve göç arasında sıkışıp kaldığı Gazze'de ve mübarek topraklarda yaraların daha da derinleştiği bugün, sizlere sesleniyoruz.

Ey Kinane ordusu, ey Selahaddin’in torunları ve ey elinde güç ve nusret olanlar; artık harekete geçmenizin zamanı gelmedi mi? Artık taşıdığınız bu silahı, zalimlerin tahtlarını korumak ve Sykes-Picot sınırlarını korumak için kullanmak yerine zalimlere karşı kullanmanın zamanı gelmedi mi? Artık Gazze ve tüm Filistin'deki halkınızın başına gelenlerden dolayı damarlarınızdaki kanın öfkeyle kaynamasının zamanı gelmedi mi?

Ey Kinane ordusu içindeki İslam’ın evlatları; Gazze'deki kardeşleriniz gözlerinizin önünde katlediliyor, kuşatılıyor, aç bırakılıyor, evleri ve camileri yıkılıyor ve merhametsizce çocukları ve kadınları öldürülüyor; bütün bunlar ise sizin hakkınızda ne bir ahit ne de bir anlaşma gözetmeyen ve uluslararası kılıf ve yöneticilerinizin komplosuyla öldüren ve yok eden Yahudilerin eliyle gerçekleşiyor; ama sizler hâlâ kışlalarınızda oturuyorsunuz ve bu kanlar sizleri harekete geçirmediği gibi yetimlerin ve yaslıların çığlıkları da sizleri tahrik etmiyor!

Bugün Gazze'de yok edilenler sizin din kardeşleriniz değil mi? Onlar sizin ümmetinizin ve akidenizin evlatları ve izzet ve onurunuz bir uzantısı değil mi? Sizler dinlerini ve ümmetlerinin onurunu düşmanlarına satan yöneticilerden emir alarak sessiz kalırken, onların sabah akşam öldürülmelerine nasıl izin verebiliyorsunuz?

Sizin bir taş atımı ötenizdeki Gazze halkının başına gelen dehşeti görmüyor musunuz? Onlar aç kaldıklarında bu sizi mutlu eder mi? Onlar kaybolduklarında bu sizi hoşnut eder mi?!

Ey Kinane askerleri, ey Amr İbn As, Kutuz, Baybars ve Kalavun'un torunları ve ey Haçlıların kalelerini yıkan ve Tatarları yenilgiye uğratan ordunun çocukları; Gazze'deki kardeşleriniz sizlere haykırırken, ordunuzun bugün zillet ve aşağılama anlaşmalarının bekçisi olmaları, sömürgecinin ümmetin parçalanmış olarak kalması için koymuş olduğu sınırları korumaları ve düşmanların elçiliklerini muhafaza etmeleri akıl işi midir?

Selahaddin bunu kabul eder miydi? Muzaffer Kutuz ya da Baybars bu zulme karşı sessiz kalırlar mıydı? Hayır Vallahi; bilakis ordularını toplarlar, aslanlar gibi seferber olurlar ve Allah'tan başka hiçbir kınayıcının kınamasından korkmadan mübarek toprakları saldırganların kirinden temizlerlerdi.

Ama siz ey Mısır askerleri; Allah size güç ve kuvvet bahşedip içinize şehamet ve asalet yerleştirdi ancak sizi yöneten fasit rejim, sizleri zincirlemekte, maaş ve ücretlerle sizleri oyalamakta ve ümmeti, onun kutsallarını, kanını ve onurunu savunma görevinizi yerine getirmenizi engellemektedir.

Ey Kinane kahramanları; bugünkü vacibiniz, gün ışığı gibi apaçık ortadadır ki onlar şunlardır:

1. Sizinle Gazze'nin arasını ayıran yapay sınırları yıkmak, bu sınırları kuşatmayı sıkılaştırmak ve Müslümanları aç bırakmak için kullanmak yerine geçişleri yardım ve destek için açmak.

2.   Sadece Gazze'yi kurtarmak için değil, aksine nehrinden denizine kadar tüm Filistin'i kurtarmak için mübarek topraklara doğru derhal harekete geçmek.

3. Sizin kardeşlerinizi yüzüstü bırakmaya zorlayan zalim emirleri reddetmek ve kutsal vacibinizi yerine getirmenizi engelleyen bu hain rejimi yıkmak için çalışmak.

4. İslam ümmetinin düşmanlarıyla ittifak kurmak yerine İslam ümmeti ile omuz omuza vermek ve saflarınızı sömürgeciliğin bayrakları altında değil İslam'ın sancağı altında birleştirmek.

5. Müslüman orduları, Allah yolunda savaşacak, gasp edilen toprakları kurtaracak ve Yahudi varlığını tamamen ortadan kaldıracak muhlis bir liderlik altında bir araya getirecek Raşidi Hilafeti kurmak için çok çalışmak.

Ey Kinane askerleri; Allah’ın şu kavlini okumadınız mı: إِن يَنصُرْكُمُ اللهُ فَلَا غَالِبَ لَكُمْAllah size yardım ederse, artık size üstün gelecek hiç kimse yoktur.[Al-i İmran 160] Ya da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şu hadisini işitmediniz mi: مَا مِنْ امْرِئٍ يَخْذُلُ امْرَأً مُسْلِماً فِي مَوْضِعٍ تُنْتَهَكُ فِيهِ حُرْمَتُهُ وَيُنْتَقَصُ فِيهِ مِنْ عِرْضِهِ إِلَّا خَذَلَهُ اللهُ فِي مَوْطِنٍ يُحِبُّ فِيهِ نُصْرَتَهُ، وَمَا مِنْ امْرِئٍ يَنْصُرُ مُسْلِماً فِي مَوْضِعٍ يُنْتَقَصُ فِيهِ مِنْ عِرْضِهِ وَيُنْتَهَكُ فِيهِ مِنْ حُرْمَتِهِ إِلَّا نَصَرَهُ اللهُ فِي مَوْطِنٍ يُحِبُّ نُصْرَتَهُ Her kim bir Müslümanı saygınlığının kaybolması, şerefinin elden gitmesi söz konusu olan bir yerde yardımsız bırakırsa, Allah da onu kendisine yardım edilmesini çok arzu ettiği bir yerde yalnız bırakır. Kim de bir Müslümana şerefinin elden gitmesi ve saygınlığının yitirilmesi söz konusu olan bir yerde yardım ederse, Allah da ona kendisine yardım edilmesini çok arzu ettiği bir yerde yardım eder.

Bugün Gazze halkının kınamaya, eleştirmeye, Yahudilerin süngüsü altında gıda yardımına, boş yere yapılan konferanslara ihtiyacı yoktur; aksine Gazze halkının, kendilerine yardım edip kurtaracak kahraman adamlara ihtiyacı olduğu gibi sloganlardan ziyade eyleme dönüşecek samimi bir yiğitliğe ihtiyacı vardır.

Peki sizler tüm bunların neresindesiniz? Mübarek toprakların gasp edilmesine ve içindeki Müslümanların yok edilmesine seyirci mi kalmaya razı mı olacaksınız? Tarihin sizi izzet ve şeref sayfalarına kaydetmek yerine zillet ve boyun eğme sayfalarına kaydetmesine razı mı olacaksınız?

Ey Mısır ordusunun kahramanları; bugünden sonra sizin için hiçbir mazeret yoktur; zira Gazze'de işlenen suçlar artık sessiz kalınamayacak bir seviyeye ulaşmış ve kuşatma insanın dayanamayacağı bir sınıra dayanmış olup kardeşlerine destek olmaya gücü yettiği halde bunu yapmayan herkes suça ortaktır ve dökülen her kandan, öldürülen her çocuktan ve yıkılan her evden Allah huzurunda sorumludur.

Bugünden sonra sizin için hiçbir mazeret yoktur; ya ümmetinizin saflarında olur ve kardeşlerinizi desteklemek için harekete geçersiniz ya da hareketsizliğin ve ihanetin günahını çekersiniz.

Ey Kinane askerleri; bugün sizin gününüzdür ve Allah yolunda cihat etme şerefine, İslam'ı ve Müslümanları savunma şerefine, batıla karşı hakka yardım etme şerefine nail olmak amacıyla bu sizin için bir fırsattır.

O halde pişmanlığın hiçbir fayda vermeyeceği gün gelmeden önce bugün harekete geçin; zira Gazze halkını savunan kimseyi cennet beklemekte, ümmetinizin izzeti sizleri beklemekte ve tarih bir sonraki parlak sayfanızı beklemektedir.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَى تِجَارَةٍ تُنجِيكُم مِّنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ * تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ ذلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

Ey iman edenler! Sizi elim bir azaptan kurtaracak ticareti haber vereyim mi? Allah’a ve Rasulü’ne inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.” [Saff 10-11]

Allah’ım tebliğ ettim mi… Allah’ın Sen şahit ol.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Said Fazıl - Mısır

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER