Pazar, 12 Şevval 1445 | 2024/04/21
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Mevcut Yöneticiler, ‘Suçları’ Hilafete Çağrı Yapmak Olan Hizb-ut Tahrir / Afganistan Vilayeti Sözcüsü ve Bazı Üyelerini Gözaltına Aldılar

Güvenlik güçleri, 1445 Şaban ayından beri tek suçları ve günahları Nübüvvet metodu üzere Hilafeti kurma çağrısında ve mücadelesinde bulunmak olan Hizb-ut Tahrir / Afganistan Vilayeti Medya Bürosu başkanı Seyfullah Müstenir’i ve çok sayıda parti üyesini gözaltında tutmaktadır. Gözaltılar, Hilafetin yıkılışının 103. yıldönümü münasebetiyle düzenlenen “Hilafet; Peygamberliğin Siyasi Mirasıdır” başlıklı toplantının ardından gerçekleşmişti. Diğer Müslüman ülkelerde ve Afganistan’ın bazı vilayetlerinde de benzer toplantılar düzenlenmişti.

Seyfullah Müntesir, Hilafetin kurulması için mücadele eden bu ümmetin şerefli ve asil evlatlarından biridir. Amerikan işgali sırasında düşünce ve siyaset alanının güçlü kahramanlarından biriydi. Yayınladığı yüzlerce basın açıklaması, makale, siyasi analiz ve televizyon röportajlarıyla işgalin iğrenç suçlarını ve Cumhuriyet’in kara sicilini ifşa etmişti. Ne yazık ki Seyfullah Müstenir ve bazı Hizb-ut Tahrir üyeleri, ümmetin şan ve ihtişamını geri getirmek için çalıştıkları ve Müslümanların tarihinde acı verici bir olay olan Hilafetin yıkılışını hatırlattıkları için gözaltına alınmıştır. Hilafetin yeniden tesis edilmesi çağrısında bulunmak ve Müslümanların fikri, siyasi ve coğrafi birliği için çabalamak günah mı yoksa suç mu? Cevabınız evet ise, peki o zaman şeri deliliniz ne? Aslında kendilerine Müslüman diyen ülkelerin, bu günü anmalı ve ümmete Hilafetin önemini anlatmalıdır. Bunu yapmadıkları gibi bunu İslami bir farz olarak kabul edip bu çalışmayı yapanları da aşağılamışlardır.

أَفَنَجْعَلُ الْمُسْلِمِينَ كَالْمُجْرِمِينَ مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ“Müslümanları mücrimlerle bir tutar mıyız hiç? Ne oluyor size böyle, nasıl hükmediyorsunuz?” [Kalem 35-36]

Keşke gözaltı emrini yerine getirenler, Hizb-ut Tahrir’in mesajını her türlü önyargıdan uzak, bir an olsun üzerinde düşünerek dinleselerdi. Eğer böyle yapmış olsalardı, hiç şüphesiz ki davetçileri gözaltına almak yerine bu büyük işi yüklenenleri ve onurlu mesajı taşıyanları desteklemek için çalışırlardı. Gerçek şu ki Hizb-ut Tahrir’in yürüttüğü mücadele Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın emrettiği ve Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdelediği bir farzdır. Bu, her Müslümanın Hilafeti kurmak için elinden geleni yapması gereken bir farzdır. Hilafet, İslam’ı tam olarak uygulayacak, onu yayacak, yapay sınırları ortadan kaldıracak ve ümmeti birleştirecektir.

Hizb-ut Tahrir dünya çapında 40’tan fazla ülkede fikri ve siyasi faaliyet yürütmektedir. Bugün Afganistan’ın Müslüman ve mücahit halkı, özellikle de âlimler, aşiret şeyhleri, mücahit liderler, siyasetçiler ve gençler, Hizb-ut Tahrir’in çağrısını anlamakta, fikrini, amacını ve yöntemini çok iyi bilmektedir. Hizb-ut Tahrir’in metodunu önyargısız bir şekilde anlayanlar, Hizb-ut Tahrir’in mesajının ve faaliyetlerinin Afganistan’ın Müslüman halkı için bir tehdit oluşturmadığını, aksine hayırlı bir mesajı olduğunu, sadece İslam’ın kalbi değil, aynı zamanda zaferin ve kalkınmanın da kaynağı olduğunu açıkça fark edeceklerdir.

İktidardaki rejim, İslam’ın değerlerini korumalı ve toplumdaki davet taşıyıcıların çabalarını kolaylaştırmalıdır. Fakat bu gözaltılar, bu rejimin bu hayırlı davetin önünde bir engel olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle, mücahit kardeşlerimizden Hizb-ut Tahrir’li davet taşıyıcılarını bir an önce serbest bırakmalarını istiyoruz, zira gözaltına alınmalarının İslami hiçbir gerekçesi ve dayanağı yoktur.

وَمَا نَقَمُوا مِنْهُمْ إِلَّا أَن يُؤْمِنُوا بِاللهِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ“Onlardan ancak Aziz ve Hamid olan Allah’a iman ettikleri için intikam aldılar.” [Buruc 8]

Bu tür gözaltıların, Allah’ın izniyle, Hizb-ut Tahrir’in kolektif ve medya faaliyetlerini hiçbir şekilde, hiçbir biçimde engelleyemeyeceğini, aksine Aziz ve Kaviyy olan Allah’ın lütfuyla her geçen gün davetin güçlendiğini ve büyüdüğünü belirtmekte fayda vardır. Elhamdülillah, binlerce Afgan Müslüman ve davet taşıyıcısı, Afganistan’ın içinde ve dışında bu seçkin daveti taşımaktadır. Bu tür acımasız girişimler despot Arap hükümdarları, Orta Asya yöneticileri ve hatta eski Cumhuriyet tarafından da yapılmış, ancak entrikaları ve hileleri geri tepmiştir. O halde temiz partinin çağrısına engel olmayın, yoksa Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın haklarında şöyle buyurduğu kimselerden olursunuz:

صَدُّواْ عَن سَبِيلِ اللهِ“Allah yolundan alıkoyanlar” [Nisa 167] Yoksa ahirette ağır bir vebal altına girecek, Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın vaadi ve Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdesi olan Nübüvvet metodu üzere İkinci Raşidi Hilafeti kurma çağrısını engelleyenlerden olacaksınızdır. Afganistan’daki rejimin, dünyadaki diğer tüm rejimlerden daha fazla Hilafete dönüşme potansiyeline sahip olduğunu biliyoruz. Bu nedenle Afganistan Mücahitlerinden, Hilafetin kurulması için nusret vererek Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet Devletinin temelini atmalarını bekliyoruz.

وَعَدَ اللهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَى لَهُمْ“Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine dair vaatte bulunmuştur.” [Nur 55]

Devamını oku...

Tel Aviv’den Kalkıp Ülkemize İnen İki ABD Uçağı, Bu Yasadışı Yahudi Varlığı ile İlişkilerin Normalleştirilmesinde Bir Dönüm Noktasıdır, Böylelikle İslam’a ve Müslümanlara İhanetini Uzun Süredir Gizleyen Hasina Hükümetinin Maskesi Düşmüş Oldu

28 Ramazan 1445 / 7 Nisan 2024 ve 11 Nisan 2024’te Ramazan Bayramı’nın ilk günü, “İsrail”in Gurion Uluslararası Havalimanı’ndan kalkan ABD Ulusal Hava Kargo Şirketine ait iki Boeing uçağı, gizlice Dakka’daki Hazrat Shahjalal Uluslararası Havalimanı’na indi. Tel Aviv’den kalkıp Dakka’ya inen uçaklar, bir sonraki destinasyonları olan Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Sharjah Havalimanı’na iniş yaptı. BAE (uçağın durduğu yer) ve Bahreyn’in, Yahudi varlığıyla ilişkileri normalleştirmek için 15 Eylül 2020’de Washington’da ABD’nin himayesinde Abraham Anlaşmasını imzaladığını belirtmekte fayda var. Bu anlaşma kapsamında Yahudi varlığıyla ilk kez diplomatik ilişkiler kurularak, Müslüman ülkelerin on yıllardır sürdürdüğü Yahudi varlığını boykot politikası sona ermişti. Böylece İslam ümmetine ihanette emsal teşkil etmişlerdi. İktidarda kalmak isteyen Hasina hükümeti de halkı kandırarak bu hain Arap yöneticilerin saflarına katıldı. Lanetli Yahudi güçlerinin, Filistinli Müslümanlara uyguladığı vahşet insanlık âleminin vicdanını sızlatırken, dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlar, Mübarek Toprak Filistin ve Mescid-i Aksa’nın kurtarılması için Müslüman orduların seferber edilmesi çağrısında bulunurken, Müslümanlar Ramazan ayında Filistin’in kurtarılması için Allah’a dua ederken, Hasina hükümetinin bu yasadışı ‘İsrail’ devletiyle ilişkileri normalleştirmek için attığı bu adım, eşi benzeri görülmemiş bir adımdır.

Hasina ikiyüzlü bir yöneticidir, Filistinli Müslümanlar için timsah gözyaşları dökerek ülke halkını yanıltmıştır. Son Münih Güvenlik Konferansında, “İsrail”in Filistin’deki suçlarını kınamış ve “İsrail”in Filistin’de kelimenin tam anlamıyla soykırım yaptığını söyleyerek “İsrail”i birçok kez kamuoyu önünde eleştirmiştir. Buna rağmen hükümeti, işgalci Yahudi varlığıyla ilişkilerini sürdürmektedir. Bangladeş halkı, Filistinli Müslümanları korumak için Bangladeş ordusunun Filistin’e gönderilmesi çağrısında bulunurken, Hasina hükümeti, 75 Bangladeş Donanması subayını Yahudi varlığını mücahitlerin saldırılarından korumaları için barışı koruma misyonu kapsamında Lübnan’a göndermiştir.

Daha önce de hükümeti, yasadışı Yahudi varlığıyla ilişkileri normalleştirmek amacıyla Bangladeş pasaportlarından “İsrail hariç” ibaresini kaldırmıştı. “İsrail” soykırımında bugüne kadar 25.000’i çocuk ve kadın olmak üzere 33.000 Filistinli Müslüman hayatını kaybetmişken, Hasina hükümeti, “İsrail” uçaklarının ülke topraklarına inmesine izin vererek, Müslümanların kalbini ihanet hançerini saplamış, böylece İslam’a ve Müslümanlara ihaneti gün yüzüne çıkmıştır.

قَاتَلَهُمُ اللَّهُ أَنَّى يُؤْفَكُونَ“Allah canlarını alsın, nasıl da aldatılıp döndürülüyorlar.” [Münafikun 4]

İşin aslı şu ki Hasina hükümeti, ABD’nin “İki Devlet Politikası” uyarınca Yahudi varlığıyla ilişkilerini normalleştirmek istemektedir. Halkın duygularını hiçe sayarak ABD merkezli “İsrail” uçağının ülke topraklarına inişine gizlice izin vermekle Hasina hükümetinin, ilişkilerin normalleşmesinin miladını belirlemiş, İslam’a ve İslam ümmetine ihanet etmeyi yeğlemiştir. Bu hain yöneticileri reddetmek, Müslümanlar için inançsal bir meseledir. Çünkü dünyaları için ahiretleri satan bu yöneticiler, Allah’ın gazabını hak etmişlerdir. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَوَلَّوْا قَوْمًا غَضِبَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ قَدْ يَئِسُوا مِنَ الْآخِرَةِ كَمَا يَئِسَ الْكُفَّارُ مِنْ أَصْحَابِ الْقُبُورِ“Ey iman edenler! Kendilerine Allah’ın gazap ettiği bir kavmi dost edinmeyin. Zira onlar, kâfirlerin kabirlerdekilerden ümit kestikleri gibi ahiretten ümit kesmişlerdir.” [Mümtehine 13]

Ey insanlar! Bildiğiniz gibi İngiliz destekli Siyonist Cemiyet’in temsilcisi Teodor Hertzl’in 18 Mayıs 1901’de Halife Abdülhamid’e Filistin topraklarını satmasını teklif etmesi üzerine Halife Abdülhamid ona şu cevabı vermiştir: “Filistin’in bir karış toprağını bile satamam, çünkü orası benim değil, İslam ümmetinin malıdır. Ümmetim, oraları kanlarını dökerek kazanmış ve mahsuldar kılmıştır. Yahudiler milyonlarını kendilerine saklasınlar. Eğer bir gün Hilafet yıkılırsa, o zaman Filistin’i özgürce alabilirler, ama ben yaşarken asla değil.” İslam Ümmeti, 1924’te Hilafetin yıkılmasından sonra ümmete dayatılan laik ajan yöneticilerin sessizliği sayesinde Yahudilerin Batılı kafir sömürgecilerin işbirliğiyle Mübarek Toprak Filistin’i nasıl işgal ettiklerine tanık olmuştur. Yahudiler, bu Mübarek Toprakta kalmaya çalışan Filistinli Müslümanlara karşı hala acımasızca davranmaya devam etmekte ve Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’ya sürekli saygısızlık etmektedir. Bu nedenle Filistin’i kurtarmanın tek yolu, Hilafeti yeniden kurmak için siyasi mücadele yapan Hizb-ut Tahrir’e katılmak ve orduda görev yapan evlatlarımıza, Hilafeti yeniden kurmak için Hizb-ut Tahrir’e nusret vermeleri çağrısında bulunmaktır.

وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ * بِنَصْرِ اللَّهِ يَنْصُرُ مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ  “O gün Allah’ın (Rumlara) zafer vermesiyle müminler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.” [Rum 4-5]

Devamını oku...

Gazze’ye Yönelik Savaş, Amerika'nın, Batı Medeniyetinin ve Yahudi Varlığının Tabutuna Çakılan Bir Çividir!

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber-Yorum

Gazze’ye Yönelik Savaş, Amerika'nın, Batı Medeniyetinin ve Yahudi Varlığının Tabutuna Çakılan Bir Çividir!

Haber:

Beyaz Saray, Amerika ve “İsrail” görüşmesinde Refah meselesinin ele alındığını söyledi. Amerika ve “İsrail” tarafının, Refah’ta Hamas’ın yenilgiye uğratılmasını temsil eden ortak hedef üzerinde anlaştıkları eklemesinde bulundu ve şöyle dedi: “İsrail” tarafına, Refah’taki farklı eylem planları hakkındaki kaygılarımızı dile getirdik. Ve şöyle devam etti: “İsrail” tarafı, Washington’un Refah’a ilişkin kaygılarını dikkate almayı ve daha fazla görüşme yapmayı kabul etti. (Ma’an Haber Ajansı)

Yorum:

Amerika’nın, Refah’ta Hamas’ı mağlup etme gerekçesi altında Gazze’ye karşı imha savaşını sürdürme ve Refah bölgesi tarafından temsil edilen Gazze Şeridi'nden geriye kalanları ortadan kaldırma konusunda Yahudilerle aynı fikirde olduğunu tüm küstahlık ve netlikle dile getirdiği açıktır; tabi ki bunun bedeli de çocukların, kadınların, yaşlıların ve Gazze mücahidlerinin kanlarının yanı sıra ormandaki vahşi hayvanların bile kaçındığı bir sahnede konut binalarının bombalanması, yıkılması ve yerle bir edilmesidir. Amerikan liderleri arasındaki tek çekince, beklenen katliamın boyutu ve akacak olan kan şelalesinin miktarıdır. Fikir ve ideoloji açısından olana gelince; Yahudi varlığının hayali güvenliğini sağlama umuduyla Gazze’deki halkımızın kanının ihlal edilmesi ve yaş kuru her şeyin yakılması üzerinde ittifak edilmesidir.

Yahudilerin zihniyeti, Amerikan yönetiminin ve tüm kâfir milletinin zihniyeti gibidir; zira onlar Müslümanların da kendileri gibi olduklarını zannederek Müslümanları, yenilmiş, yıpranmış ve helak olmuş kendi halklarına kıyas ediyorlar, bombalarının ve füzelerinin istedikleri şeyleri gerçekleştirebileceğine ve ülkeyi ve insanları kendi plan ve iradelerine tabi kılabileceğine inanıyorlar; oysa onlar bu hususta vehim ve hayal içindedirler. Zira İslam ümmeti, akidesiyle canlı bir ümmet olup onun içinde Kur’an kaldığı sürece hep var olacak ve yeryüzünde hiçbir güç ümmetin evlatlarının ve mücahitlerinin kalplerinden İslam’ı söküp atamayacaktır. Evet, bir ya da iki turda ya da bir ya da iki savaşta galip gelebilirler ancak ümmetin evlatlarının nefislerinde hayat çok geçmeden yeniden canlanacaktır; dolayısıyla onlar, kurtuluşa ve iktidara doğru ilerlemeye geri dönmektedirler; zira Yahudi varlığıyla yapılan aşağılayıcı Oslo Anlaşması’nın üzerinden otuz yıldan fazla bir süre geçmesinin ardından Batı Şeria’daki durum onlar için canlı bir örnektir; ayrıca Filistin otoritesinin Yahudilerle işbirliğine, Amerikalı ve Avrupalıların sponsorluğuna ve hepsinin (yeni bir Filistin!) için işbirliğine rağmen, evet buna rağmen şimdi 30 yıl sonra ve daha önce bıçakların ve yalnız kurtların ayaklanmasındaki sahne, onların güvenliği sağlamaya yönelik çabalarının bir vehim ve hayal olduğunu kanıtlamaktadır.

Gazze’de durum işte bu şekilde; Philadelphia eksenine ulaşana kadar yaş-kuru her şeyi yakmaya çalışıyorlar, bundan sonra da güvenlik ve emniyetin tadını çıkaracaklarını düşünüyorlar; çünkü onlar, geri kalan diğer milletler için geçerli olanın İslam ümmeti için de geçerli olduğunu zannediyorlar ama onlar bu konuda hata ediyorlar.

Evet, onlar, Gazze’yi ve Refah’ı yerle bir edebilirler, on binlerce çocuğu, kadını, yaşlıyı ve mücahidi öldürebilir ve ülkeyi işgal edip evleri yerle bir edebilirler ancak onlar, Müslümanların ilham kaynağı ve gücünün sırrı olan İslam akidesini ortadan kaldıramayacaklardır. Dolayısıyla İslam ümmeti canlı olarak kalmaya devam edeceği gibi işgal ve sömürgecilikten kurtulma ve işlerin dizginlerini yeniden elde etme motivasyonuna sahip olmaya da devam edecektir.

Allah’ın izniyle çok yakında Allah, bu ümmete, evlatlarından ve güç ehlinden kendisine yardım edecek birini hazırlayacak, Batı ve tüm küfrün dünyanın önünde ifşa olmasının ardından işler küfrün ve sömürgecinin aleyhine dönecek ve şu anda Gazze savaşında olduğu gibi en iğrenç ve çirkin haliyle ortaya çıkacaktır; hatta tüm insanlık, onlara ve onların medeniyetlerine üzülmeyecek ve bunun ardından öyle bir asır gelecek ki insanlık, ifsat ettikleri şeylerden dolayı Amerika’ya, Batı’ya ve Yahudilere lanet okuyacaktır.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Müh. Bahir Salih - Mübarek Toprak (Filistin)

Devamını oku...

Ümmet, Silahlı Kuvvetlerinin Tüm Filistin'i Kurtarması Yönündeki Çağrısını Sürdürmelidir!

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber-Yorum

Ümmet, Silahlı Kuvvetlerinin Tüm Filistin'i Kurtarması Yönündeki Çağrısını Sürdürmelidir!

Haber:

Pakistan Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan ile Pakistan Dışişleri Bakanları arasında gerçekleşen görüşmeye ilişkin olarak 16 Nisan 2024 tarihinde bir basın açıklaması yaptı ve açıklamada şunlar geçti: “İki dışişleri bakanı Orta Doğu’da kötüleşen duruma ilişkin endişelerini dile getirdiler ve Gazze’de derhal ateşkes sağlanmasının ve orada “İsrail’in” işlediği suçların sona erdirilmesinin acil gerekliliğini vurguladılar.” (Pakistan Dışişleri Bakanlığı web sitesi)

Yorum:

Ateşkes, Filistin’in kurtuluşuna yol açmayacak, aksine Filistin’in büyük bir kısmının, Allah’a, Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e ve müminlere düşmanlıklarını sürdürecek olan Yahudi işgalcilere teslim edilmesine yol açacaktır. Nitekim ümmet bunun farkındadır ve işgali zayıflatmak için elinden geleni yapmaktadır. Ümmetin acil tepkisi, Yahudi varlığını destekleyen şirketlerin ürünlerini boykot etmek oldu. Artık zaman geçtikçe Müslümanlar, giderek daha fazla silahlı kuvvetlerinin Gazze’yi desteklemek için seferber edilmesini talep etmektedir. Dolayısıyla onlar, Müslümanların başındaki mevcut yöneticilerin, sömürgeci Batılı ülkelerin onayı dışında silahlı kuvvetlerin ulus-devlet sınırları dışına çıkmasına asla izin vermemelerine rağmen bunu yapıyorlar.

Boykot kampanyasına gelince; kuruluşundan bu yana başarılı olan ve Pakistan’ın en popüler gazetesi olup İngilizce olarak yayınlanan Pakistan el-Fecr Gazetesi 3 Aralık 2023’te, “Batı Ürünlerine Boykot Yerel Alternatiflerde Patlamaya Yol Açıyor” başlıklı bir rapor yayınladı. Rapora göre Pakistan’ın 12 büyük şehrinde yapılan bir araştırmada, on katılımcıdan sekizi çok uluslu ve Batılı şirketlerin markalarının boykot edilmesinden yanadır. On kişiden yedisi boykota başladıklarını ve boykot kampanyasının daha henüz dinmediğini söyledi; peki bu nasıl oldu? Ev hanımları ve öğrenciler bu kampanyaya destek verirlerken Müslümanlar da boykotun önemi konusunda elektronik medyada farkındalık yaratıyorlar; hatta onlar, yabancı markaların satış noktalarını ziyaret ediyorlar ve Müslümanları boykota katılmaya teşvik ediyorlar; bu boykot, Allah Celle Celaluhu’nun izniyle başarının anahtarı konusunda ısrarın olduğunu teyit ediyor.

Silahlı kuvvetlerin seferber edilmesi talebine gelince; Müslüman orduları harekete geçinceye kadar bunun devam etmesi gerekir. Bu nedenle Pakistan, Mısır, Ürdün, Türkiye, İran ve Endonezya'daki Müslümanların silahlı kuvvetlerini seferber etme taleplerinde ısrar etmeleri gerekiyor. Bizlerin de seferberliğin önemi konusunda bilinç düzeyini yükseltmemiz, hepimiz silahlı kuvvetlerdeki dostlarımız ve akrabalarımızla tekrar tekrar bir araya gelmemiz ve onlara, Allah katındaki görevlerini, mazlumlara yardım etme ve Mescid-i Aksa'yı özgürleştirme konusundaki şerî vaciplerini hatırlatmamız gerekiyor. Yine bizim onlara, Peygamberlerin (Aleyhimusselam) topraklarına özgürler olarak girdiklerinde elde edecekleri ecri hatırlatmamız gerekiyor. Ayrıca onlara, bu dünyada ümmetten alacakları duayı da hatırlatmamız gerekiyor. Aynı şekilde onlara, ahiretin büyük sevabını da hatırlatmamız gerekiyor. Aynı zamanda onlara, harekete geçmemeleri halinde Allah’ın gazabını ve cezasını hak edeceklerini de hatırlatmamız ve bizim de onlardan gelecek ilk olumsuz tepkiye bakmaksızın icabet edinceye kadar onları teşvik etmeye ve hatırlatmaya devam etmemiz gerekiyor.

Nitekim Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kendi dönemindeki savaş ehline görevlerini yapmaları konusunda ısrar ediyordu; zira Sallallahu Aleyhi ve Sellem defalarca İslam’a yardım edilmesini talep etti ancak reddedildi; fajat Evs ve Hazreç kendisine nusret vermeyi kabul edinceye kadar ısrar etti. Dolayısıyla sebat, sabır ve Allah Celle Celaluhu’ya tevekkül, ordularımızı seferber etme çabalarımızın anahtarıdır; bu yüzden bizim hiç bıkıp usanmadan silahlı kuvvetlerin seferber olmasını talep etmemiz gerektiği gibi onların seferber olmalarını engelleyen yöneticilerin kökünden söküp atılmasını da talep etmemiz gerekiyor; yine bizim onlardan, bu Batı ajanlarının yerine Raşidi Hilafetin kurulmasını talep etmemiz gerektiği gibi Gazze’ye yardım etmek için Raşid bir Halife’nin liderliği altında seferber olmalarını da talep etmemiz gerekiyor. Şüphesiz Allah Celle Celaluhu, ne dünyada ne de ahirette cabalarımızı zayi etmeyecektir. Zira Allahu Teala şöyle buyurmuştur: وَاصْبِرْ فَاِنَّ اللهَ لاَ يُضِيعُ أَجْرَ الْمُحْسِنِينَ(Ey Muhammed!) Sabırlı ol, çünkü Allah güzel iş yapanların mükâfatını zayi etmez.” [Hud 115]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Şeyh Şehzad - Pakistan

Devamını oku...

Kapitalizm Kendi Kendini Öldürüyor!

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber-Yorum

Kapitalizm Kendi Kendini Öldürüyor!

Haber:

Fed Başkanı Jerome Powell, ısrarla yüksek seyreden enflasyonun, Fed'in faiz indirimlerini muhtemelen bu yılın sonlarına kadar erteleyeceği konusunda uyarıda bulundu; çünkü “son veriler bize, faiz artışlarının kontrol altında olduğu konusunda açıkçası çok fazla güven vermedi.” Ve şöyle devam etti: “Şimdilik iş gücü piyasasının gücü ve enflasyonda şu ana kadar kaydedilen ilerleme göz önüne alındığında, kısıtlayıcı politikanın daha fazla çalışmasına izin verilmesi, değişen veri ve beklentilerin bize yol göstermesi yerinde olacaktır.”

Bu açıklamalar Fed (Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası) Başkan Yardımcısı Philip Jefferson'un önceki konuşmasının hemen ardından zira aynı şekilde o, Fed’in bu yıl temel faiz oranında üç indirim yapmayacağı olasılığını ve iki yıl önce başlayan 11 faiz artırımının ardından son birkaç on yılın en yüksek seviyesinde durduğunu gündeme getirmişti.Richmond Fed Başkanı, tüketici fiyat endeksi de dahil olmak üzere bazı son verilerin yumuşak bir inişi “desteklemediğini” ekledi.(Sky News Arabia, 17/04/2024)

Yorum:

Tüm göstergeler özelde Doların, genel olarak da Amerikan ekonomisinin içinde bulunduğu sağlıksız duruma işaret ediyor ve bu durum, Dolara yatırımı desteklemeye devam eden yatırımcıların çıkarına olmayacak ve güvenlerini de sarsabilir. Bu, olayları zor ve benzersiz olacak bir seçim aşamasına geliyor; bu da Amerika Birleşik Devletleri’nin tamamı için bir son olabileceği gibi Federal Rezerv’in yöntem ve çözümlerdeki çokluğu ve rengiyle birlikte henüz kurtuluş için bir yolu olmayan enflasyonu takip eden durgunluk, ekonomiyi benzeri görülmemiş bir şekilde felce uğratabilir.

Bu nedenle Amerikan hükümetinin omuzlarındaki ağır siyasi dosyaların da ilave bir yük oluşturduğunu görüyoruz.Şayet ABD ile uluslararası konumu noktasında rekabet eden biri olsaydı, sonuçlar kesinlikle onun lehine olurdu; ancak bazıları öncelikle iç düzeyde ve uluslararası hukukun en önemli sütunlarının ve saygı duyulan ve uygulanan en öne çıkan uluslararası kuralların çöküşüyle ​​birlikte uluslararası düzeyde ​​​​kuşatılmış bu ülkeyi çevreleyen büyük zayıflığı mülahaza edemiyorlar; bu ise özellikle halklarının baskısıyla çoğu ülkeyi, bu ülkelerin ekonomisini Amerika gibi birinci ülkeye bağlayan ekonomik sözleşme dışında gerçekte hiçbir şeyin kalmadığı yıpranmış küresel sisteme alternatif olan bir arayışa sevk edecektir. Bu ekonomik sözleşmenin yaklaşan çöküşüyle ​​birlikte dünya ülkelerinin dağılıp parçalandığını, uluslararası toplumun artık ayakta duramayan sütunlarının yıkıldığını gözlemleyeceğiz; bu da özellikle mevcut dünya düzeninin dışındaysa gelişmekte olan ülkelere bir alan açacaktır. Nitekim tüm insanların ilişkilerini çözen ve tedavi eden ve insan fıtratına uygun Rabbul İzzet Subhanehu’nun indirdiği İslam ideolojisi dışında güçlü bir şekilde doğacak, mevcut koşullara tahammül edecek ve elinde, dünyayı kapitalizmin başına getirdiği beladan kurtaracak bir çözüm ve yöntemi olan gelişmekte olan ülkeler yoktur.

Ey dünyanın akil insanları, sizler kaçınılmaz olarak uçurumun kenarındasınız; dolayısıyla önünüzde sadece iki seçenek vardır; ya uçurumun içine düşüp orada akıbetinizi bekleyeceksiniz, ya da bu açgözlü kapitalizmden kurtulacaksınız.

İnsanlığa yakışan hayatın panzehiri sizin elinizde ey Müslümanlar! Bu da insanlığa mutluluk veren ve onlara izzetlerini ve insanlıklarını geri iade edecek olan benzersiz Rabbani ideolojidir; haydi o zaman kulları kullara ibadet etmekten kulların Rabbine ibadet etmeye ve kapitalizmin kötülük ve açgözlülüğünden İslam’ın adaletine kavuşturabilmemiz için Nübüvvet Minhacı üzere Hilafet Devleti’nin gölgesinde İslami hayatı yeniden başlatmak ve İslam’ı tatbik etmek için harekete geçin.

Şüphesiz kâfirler hoşlanmasalar da Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır; ancak biz bu nurun neresindeyiz; peki iyilerin haleflerinden mi olacağız yoksa zorbalardan mı olacağız? Seçim bizim elimizde! Zira Allahu Teala şöyle buyurmuştur: يُرِيدُونَ لِيُطْفِئُوا نُورَ اللهِ بِأَفْوَاهِهِمْ وَاللهُ مُتِمُّ نُورِهِ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَAllah'ın nurunu ağızlarıyla (üfleyip) söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler hoşlanmasalar da Allah nurunu tamamlamaktan asla vazgeçmez.” [Tevbe 32]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Nebil Abdulkerim

Devamını oku...

Düşmanların İdare Ettiği, Ajanların Uyguladığı Sudan’daki Savaşın Üzerinden Bir Yıl Geçti…

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber-Yorum

Düşmanların İdare Ettiği, Ajanların Uyguladığı Sudan’daki Savaşın Üzerinden Bir Yıl Geçti…

Haber:

Sudan’da ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında binlerce kişinin ölümüne, milyonlarca kişinin yerinden edilmesine ve insani bir felakete yol açan savaşın başlamasının üzerinden bir yıl geçti. (Reuters, 15 Nisan 2024)

Yorum:

Evet, ordu ile Hızlı Destek Kuvvetler arasında 15 Nisan 2023 Cumartesi günü şafak vakti trajik bir şekilde patlak veren saçma savaşın üzerinden bir yıl geçti. Savaş, Hartum’dan batıda Darfur ve Kordofan eyaletlerine, merkezde ise el-Cezire ve Sennar eyaletlerine intikal etti. Nitekim bu savaş arkasında, 15.000’e yakın ölü, sınırsız sayıda yaralı ve 8 milyondan fazla yerinden edilmiş kişi ve mülteci bıraktı ve bu bölgelerde çatışmalar hâlâ devam ederken bu savaş, eyaletlerin sakinlerinin çoğunun, ülke içinde veya dışında güvenli alanlar bulmak amacıyla yerlerinden edilmesine yol açtı.

Bir yıl geçti ve çatışmanın iki tarafını hâlâ gidip hiç kimse durduramıyor; zira sömürgeci kâfiri memnun etmek için kaybedilen canlar, dökülen kanlar, evlerinden ve yurtlarından sürülen güvenli insanlar, yıkılan tesis ve evler umurlarında bir değil! Bu çatışma, Amerika, İngiltere ve onların ajanları olmak üzere sömürgeci kafir ülkeler arasındaki bir çatışmadır; bu çatışma, otorite, nüfuz ve servet üzerindeki bir çatışma olduğu gibi hem İslam’a hem de İslam’ın, Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafetin olduğu devleti yoluyla yönetime geri dönmesini engellemeye yönelik bir savaştır. Yemen’de, Libya’da, Irak’ta ve Suriye’de olduğu gibi ülke halkı bu çatışmanın aracı ve savaşların yakıtıdır; zira her gün akan kan, Müslümanların kanıdır.

Bizim görevimiz bu çatışmanın gerçeklerini insanlara açıklamak ve sömürgeci kâfirlerin ülkelerindeki emelleri konusunda bir bilinç oluşturmaktır; zira bu, hiçbir şekilde başvurulması caiz olmayan insan yapımı kanunlarla yönetilen otorite üzerinde verilen bir çatışma olup ne şekilde sonuçlanırsa sonuçlansın bu savaşın, sadece Batı’ya ve onun ajanlarına hizmet ettiği ve kurbanlarının ise Müslümanlar olduğu açıklanmalıdır! Hiç kimsenin durdurmadığı bu kişilerin önünde, doğru yola dönmekten başka bir seçenekleri yoktur. Yine bu savaşın her iki tarafının önünde, Allahu Teala’nın Muhkemi Kitâbihil Kerîm’de şöyle buyurduğu emrine uymaktan başka seçenekleri de yoktur:يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا ادْخُلُوا فِي السِّلْمِ كَافَّةً وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبِينٌEy iman edenler! Hep birden silme (İslam’a) girin. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü o, apaçık düşmanınızdır.” [Bakara 208] Bu yüzden onların, ister Avrupa ister Amerika olsun Batılı planları kaldırıp atmaları ve Batılı kâfirlerin yolunu ve onların politikalarını takip etmemeleri gerekir.

Ey Müslüman orduları:İçinizde, yöneticilerin Allah’a, Rasulü’ne ve müminlere yönelik ihanetlerini inkâr edecek aklı başında bir adam yok mu?İçinizde, dinini ve namusunu kıskanıp da Allah düşmanlarının karşısına duracak ve onların iplerini ve asalarını kesecek aklı başında bir adam yok mu? İçinizde, bu Ruvaybidaları ortadan kaldıracak, Ensarın siretini yeniden tesis edecek ve Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafetin gölgesinde İslam yönetimini kurması için halkına asla yalan söylemeyen bir lider olan Hizb-ut Tahrir’e nusret verecek aklı başında bir adam yok mu? Zira Hilafet, Rabbani bir farz ve Müslümanların izzetinin kaynağı olduğu gibi Müslümanların düşmanlarını mağlup edecek, topraklarını kurtaracak ve dünyanın dört bir tarafında hayrın ve adaletin feneri olacaktır.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Mecdi Salihin

Devamını oku...

Hilafet Olmadan Yaşlı Kadınlarımız Diri Diri Yakılıyor!

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber-Yorum

Hilafet Olmadan Yaşlı Kadınlarımız Diri Diri Yakılıyor!

Haber:

DOAMuslims haber sitesi 12 Nisan’da, 97 yaşındaki Nayfa Razak adında Filistinli bir kadının, Yahudi varlığının güçleri tarafından evinde diri diri yakıldığını bildirdi. Şifa tıp hastanesinin işgalinin ardından ailesi kendisiyle iki hafta boyunca iletişime geçememişti.Çocukları bölgeye girme imkanı bulduklarında evinin yanmış olduğunu ve yanmış cesedini de yatağında yatarken buldular.

Yorum:

La havle vela kuvvete illa billah! Allah Subhanehu ve Teala, ateşle öldürmeyi ve buna bağlı herhangi bir cezayı kesinlikle haram kılmıştır.Savaş zamanlarında İslam düşmanları için de durum böyledir.Ahiretteki en büyük azap, Allah Subhanehu ve Teala’nın cehennemi yaratırken emrettiği gibi ateştir. İbn Abbas Radıyallahu Anh’dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: لَا تُعَذِّبُوا بِعَذَابِ اللهِ عَزَّ وَجَلَّ(İnsanları) Allah’ın azabıyla azaplandırmayın.” Yani ateşle demektir. [İmam Ahmed’in Müsnedi]

Gördüğümüz gibi Hilafet olmadan, Allah Subhanehu ve Teala’nın zayıf ve yaşlı kadınlarla ilgili haramlarını ihlal etmek çok kolay oldu; bu nedenle ümmetin öfkesini uyandırmak için bu suçu ilan etmemiz gerekir. Zaten bu ümmet içindeki kadınların ve kızların şerefini korumak için Allah Subhanehu ve Teala’nın dinini ve otoritesini ikame etme konusundaki farzına karşı nasıl sessiz kalıp görmezden gelebiliriz ki? Şu anda yeni doğan çocukları ve fetüsleri daha yaşlanma fırsatı bile bulamadan öldüren kitlesel açlık ve hastalıkla karşı karşıyayız! Dolayısıyla buna en çok ihtiyaç duyduğumuz bir zamanda herhangi bir gecikme veya dikkat dağınıklığı olması caiz değildir.

Gazze’de ailelerini ve erkeklerini kaybeden ve bölge tarihinin en zor dönemlerinde kendi başlarının çaresine bakmak zorunda bırakılan zayıf ve çaresiz kız kardeşlerimiz için Allah Subhanehu ve Teala’ya dua ediyoruz. İnşallah yakın zamanda Müminlerin Emiri’nin zaferine kavuşacak ve bu çalışmanın ecrine nail olanlarla birlikte olacağız; Allah Subhanehu ve Teala bize merhamet etsin ve bizi cehennem ateşinden esirgesin.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
İmrane Muhammed

Devamını oku...

Müslümanları Küresel Ölçekte Canlandırmanın Anahtarı, İslam Ümmetini ve Liderliğini Birleştirmektir!

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber-Yorum

Müslümanları Küresel Ölçekte Canlandırmanın Anahtarı, İslam Ümmetini ve Liderliğini Birleştirmektir!

Haber:

Yahudi varlığının Gazze’ye yönelik savaşı, Güney Çin Denizi’ndeki anlaşmazlığın bile ötesine geçerek Güneydoğu Asya’da önemli bir jeopolitik kaygı haline geldi.Coğrafi uzaklığına rağmen çatışma bu bölgenin insanları arasında derin bir yankı uyandırdı. Güneydoğu Asya nüfusunun %40’ından fazlası Müslüman olup Endonezya, Malezya ve Brunei nüfusunun çoğunluğu da Müslümandırlar.Nüfusunun yaklaşık yüzde %15’inin Müslüman olduğu Singapur da bu çatışmayı en önemli sorunlardan biri olarak öne çıkarıyor.Yusuf İshak Asya Araştırmaları Enstitüsü Güney Asya Araştırmaları Merkezi tarafından yürütülen bir araştırma, Yahudi varlığının Gazze’ye yönelik savaşının Güneydoğu Asya’daki Müslüman çoğunluğa sahip ülkelerin iç siyasetini etkilediğini ortaya koymaktadır. Nitekim orada farklı görüşler mevcuttur; zira bazı ülkeler Hamas’ın Yahudi varlığına yönelik saldırılarını kınarken, bazıları da Filistinlilerle dayanışma içinde olduklarını ifade ediyorlar. Katılımcılar, uluslararası hukuka bağlı kalmanın ve ateşkesi desteklemenin önemini vurguluyorlar. Singapur ideolojik tutumunu koruyor; zira müzakere yoluyla iki devletli çözüm çağrısında bulunuyor.Endonezya, Brunei ve Malezya hükümetleri, Filistin davasına verdikleri sabit destekten dolayı güçlü bir destek görüyorlar.Kriz, dini ayrımları aşma ve bölgesel birliği koruma konusunda birtakım zorluklarla karşı karşıyadır. (Ajanslar)

Yorum:

Yahudilerin Filistin'i işgal etmesi ve Gazze’ye savaş açmaları meselesi, yalnızca Güneydoğu Asya'da değil, aynı zamanda Afrika, Amerika, Avrupa, Avustralya ve diğerleri gibi dünyanın her yerindeki Müslümanlar için temel bir mesele olmaya devam ediyor.Bu da ister Müslüman çoğunluğun olduğu bölgelerde yaşasınlar isterse azınlıkta olsunlar Müslümanlar arasındaki kalıcı kardeşlik ruhunu teyit ediyor. Dolayısıyla bu, Allah’ın ve Rasulü’nün emirlerine iman etmenin vacip olduğunu açıklıyor ve birbirine sımsıkı bağlı olan bir yapı veya vücudun herhangi bir uzvu rahatsızlandığı zaman diğer azaların da ateşlenerek ve uykusuzlukla ona icabet ettiği tek bir beden gibi Müslümanların arasındaki kardeşliği teyit ediyor.

İmana dayalı bu vahdet-birlik, geçmişte ümmetin en güçlü gücünü oluşturmaktaydı; böylece ümmet, düşmanlarını korkutuyor ve geçmiş zamanlardaki zaferlerini garanti ediyordu. Ancak bu manevi güç, İslam kardeşliği ve iman konusunda aynı coşkuyu paylaşan yöneticiler tarafından desteklendiğinde somut bir güce dönüşebilir.

Şu anda Müslümanlar Gazze’deki kardeşlerinin mücadelesine destek verme konusunda birlik içinde dururlarken, yöneticiler ise ümmetin düşmanlarıyla yakınlaşmayı ve kendi siyasi çıkarlarını kollamayı tercih ediyorlar.Müslüman halkların arzuları ile yöneticilerinin gündemleri arasındaki bu tutarsızlık, Müslümanların acısını çektiği kaosu, sıkıntıyı ve esareti artırmaktadır.

Dolayısıyla bugün Müslümanlar için en acil gündem, düşünce ve duygularını birleştirmek ve İslam akidesine dayalı bir otorite kurmak ve ümmetin maslahatını öncelik haline getirmek için hep birlikte çabalamaktır. Bu da ancak toplumla kaynaşmak, İslam’ı yaymak, küfür akidelerini kaldırıp atmak ve İslam’ın hükümleriyle çelişen otoritedeki fasit gündemleri ifşa etmek için hiç durmaksızın çaba harcamakla gerçekleşebilir. Allah’ım bize mücadelemizde güç, sebat ve sabır ver. Allahumme Amin.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Abdullah Asvar

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER