Sömürgecinin İkiz Hançerleri: Yahudi Varlığı İle Hindu Devletinin İslam Ümmetine Karşı İttifakı
- Kategori Makaleler
- |
Sömürgecinin İkiz Hançerleri: Yahudi Varlığı İle Hindu Devletinin İslam Ümmetine Karşı İttifakı
İslam beldelerindeki stratejik durum, kasıtlı ve zehirle dolu Amerikan tasarımı tarafından yönlendirilmekte olup, Hindu ve Yahudi ittifakı bu konuda temel bir araç sayılır; zira ABD'nin "Büyük Orta Doğu"ya yönelik stratejisi, Afganistan ve Pakistan aracılığıyla Akdeniz kıyılarından Orta Asya sınırlarına kadar uzanmakta ve Arap ülkelerinin kalbinde Yahudi varlığı ve Hint alt kıtasında Hindu devleti olmak üzere büyük ölçüde iki sömürgeci merkezin güçlendirilmesine dayanmaktadır.
Bu stratejik uyum, boşlukta ortaya çıkmış organik bir ittifak değildir; aksine ümmetin bölünmüşlüğünün kalıcılığını korumak, onu zayıflatmak ve işgal ile ajan yöneticiler aracılığıyla ona boyun eğdirmek için Amerikan imparatorluğunun planının fiziksel olarak somutlaşmasıdır; nitekim Washington, Akdeniz'den Himalaya Dağları'na uzanan geniş alanı gözetlemek üzere bu iki varlığı görevlendirmiş olup genel hedef ise, İslam beldelerini kuşatmak, İslami siyasi kalkınmanın her türlü kıvılcımını söndürmek ve bölgenin kaynaklarını Batılı kapitalizmin sömürmesi için güvence altına almaktır; bunu da Orta Doğu'da Yahudi varlığını ve Hint alt kıtasında ise Hindu devletini pekiştirerek yapmaktadır; böylece Amerika, uymaya razı olan ajan yöneticilerin yardımıyla Müslümanlara sistematik olarak vurulacak tek bir örs oluşturmuştur.
Hindutva ve Siyonizm, tek bir işgalin iki yüzüdür: Hindistan’da Narendra Modi’nin liderliğindeki iktidar partisi Bharatiya Janata Partisi, bu Amerikan stratejisinin bir aracı olarak kendi rolüyle de örtüşmekte ve Hindu devleti, Müslüman çoğunluğa sahip Keşmir üzerindeki boğucu kontrolünü sıkılaştırmak için Filistin’deki Yahudi varlığının ustalaştığı vahşi taktikleri dikkatle inceleyip ithal etmektedir; bu yüzden her ikisinin şiddet yolları, demografik değişiklikleri ve medyadaki gerekçeleri birbirine mutabıktır. Tıpkı Allah Azze ve Celle’nin, düşmanlarımızın hakikati hakkında şöyle buyurduğu gibi: لَتَجِدَنَّ أَشَدَّ النَّاسِ عَدَاوَةً لِلَّذِينَ آمَنُوا الْيَهُودَ وَالَّذِينَ أَشْرَكُوا “İman edenlere karşı düşmanlık yönünden insanların en şiddetlisi olarak Yahudileri ve Allah’a ortak koşanları bulursun.” [Maide 82]
Yeni Delhi ile Tel Aviv arasındaki iş birliğinin derinleşmesi diplomatik görgü kurallarını aşmıştır; aksine doğrudan Müslümanlara karşı yöneltilmiş savaş doktrinlerinde tam bir bütünleşmeye kadar uzanmaktadır; zira 8 ila 10 milyar Dolar arasında olması beklenen savunma anlaşmalarıyla birlikte bu ticari ilişki, ortak üretime ve derin teknolojik dönüşümlere kadar gelişmiştir. Nitekim Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’ne göre Hindu devleti, Yahudi varlığının askerî-sanayii kompleksi için bir hayat damarı hâline gelmiştir; zira Yahudi varlığı, 2021 yılında toplam silah ihracatının %43’ünü Hindistan’a yönlendirmiştir. Buna karşılık Hindistan, Yahudi varlığının silahları için teçhizat üretmekte ve ortak gelişmiş sistemler geliştirmektedir; ayrıca Demir Kubbe, Demir Işın ve Kamikaze mühimmatları gibi hava savunma sistemlerine ilişkin teknolojileri de almaktadır.
Hindu devleti, Gazze’deki soykırımda Yahudi varlığına askeri teçhizat için temel bir tedarikçi olmuştur; zira Yahudi varlığı, 2023 sonlarından 2026 yılına kadar süren vahşi soykırım kampanyası sırasında tedarik zincirlerinde olası aksaklıklarla karşı karşıya kaldığında, Hindu devleti coşkuyla yedek tedarikçi olarak devreye girmiştir; çünkü Hint fabrikaları, Gazze'deki Müslümanların katledilmesinin devam etmesi için patlayıcılar, roketler ve mühimmat üretmiştir.Adani-Elbit India Advanced Systems Limited gibi ortak projeler,Hermes 900 MALE ve Heron uçaklarını Hindistan topraklarında üretmektedir. İşte bunlar, Gazze’deki Müslümanların başına lav yağdıran ve şimdi de Keşmir vadileri üzerinde herhangi bir direniş hareketlerini izlemek ve korkutmak için konuşlandırılmış aynı uçaklardır.
Siber savaş ve istihbaratlarda Hindu devleti, özellikle Pegasus casus yazılımı olmak üzere Yahudi varlığının siber silahlarını konuşlandırmaktadır. Her iki varlığın istihbarat ajansı da, İslami siyasi otorite ve cihat fikrine karşı derin bir nefreti paylaşmakta ve aldatıcı “terörle mücadele” kılıfı altında rutin olarak bilgi alışverişinde bulunmaktadır.
İşgal altındaki Keşmir'de aktif olarak uygulanan Yahudi varlığı modeli: Keşmir’in boyun eğdirilmesindeki bu kanlı ortaklığı doğrudan yansıtmaktadır; zira Keşmir’in sözde bağımsızlığının Ağustos 2019’da aniden kaldırılmasının ardından, Hindu devletinin diplomatları açıkça Yahudi varlığının işgal modelini tekrarlama niyetlerini ilan ettiler; çünkü Müslümanların evlerinin toplu şekilde yıkılması, hesaplanmış demografik mühendislik, yerel olmayan sakinlere ikamet belgeleri verilmesi, ağır askerî kuşatmalar, işkence ve sahte çatışmalar, Batı Şeria ve Gazze’de kullanılan taktiklerin birebir kopyaları olup bu, derin ortak eğitim turlarının ve Yahudi varlığının gelişmiş gözetim teknolojilerinin sürekli dönüşümünün bir sonucudur; buna karşılıklı çatışmanın sonuçları Filistin ve Keşmir sınırlarının ötesine kadar uzanmakta olup Orta Doğu’dan Hint alt kıtasına kadar atan kalkınma enerjisini kontrol altına almak ve bastırmak için tasarlanmıştır.
Amerika, (Hindistan, Yahudi varlığı, Birleşik Arap Emirlikleri, Amerika) gibi çerçeveler ve (Hindistan, Orta Doğu, Avrupa) gibi önerilen ekonomik koridor aracılığıyla bölgede bir imparatorluk denetçisi olarak Hindu devletini yerleştirmeye çalışmaktadır; bu stratejik ağlar ise, İslam ümmetinin siyasi iradesini aşmak ve hain Körfez rejimlerinin ekonomilerini Yahudi varlığının teknoloji merkeziyle ve Hindistan'ın sanayi üssüyle birleştirmek için tasarlanmış olup böylece Amerika, aşılmaz bir boyun eğme zinciri oluşturmayı hedeflemektedir. Ayrıca ABD, şiddetle Hindistan'ı Arap Denizi'nde bir deniz gücü olarak sunmaya odaklanmaktadır ki böylece enerji darboğaz noktaları oluşturabilsin ve çevredeki İslam beldelerini sürekli bağımlı ve siyasi iradeleri alınmış bir şekilde tutabilsin.
Bu iki cepheli stratejinin en kötü yanı, bölgesel ve küresel dengeleri değiştirmeye muktedir olan nükleer cephaneliğe sahip tek Müslüman ülkesi olan Pakistan’a yönelik planıdır; zira Hindu ve Siyonist istihbarat teşkilatları, Pakistan’ı meşgul edip felç etmek için işbirliği yapmaktadır. Ayrıca yoğun diplomatik faaliyetler ve 2021'den sonra Afganistan'daki istihbarat ağını genişleterek Hindistan, Durand Hattı'nı en etkili silaha dönüştürmeyi başarmış olup Pakistan'ın batı sınırında yaşanan şiddetli tırmanış ve açık çatışma dinamikleri ise, stratejik derinliği tersine çevirmek için kasıtlı olarak tasarlanmış sonuçlardır. Hedef ise, Pakistan ordusunu yıpratmak, onu içten parçalamak ve sürekli batıya doğru yönlendirmek ve Pakistan'ı batıda meşgul etmektir ki böylece Hindu devleti doğu kanadının meşgul olarak kalmasını garanti altına alabilsin; bu da Keşmir üzerindeki tiranlık pençesini güçlendirmek ve herhangi bir askeri misilleme korkusu olmadan Yahudi varlığıyla işbirliğini derinleştirmek içindir.
Batı başkentlerindeki siyasi ve lobi koordinasyonu da daha az açık değildir; zira Hintli lobi grupları, AIPAC (Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi) gibi Siyonist örgütlerle aktif bir şekilde işbirliği yaparak, İslam ümmetine karşı küresel düşmanlık politikaları oluşturmaktadır; ancak Müslümanlar, sömürgecilerin komplolarının, muvahhit ümmetin iradesi karşısında başarısızlığa mahkum olduğunu bilmelidirler. وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ بِنَصْرِ اللَّهِ يَنْصُرُ مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ “O gün Allah’ın zafer vermesiyle müminler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.” [Rum 4-5]
Ey Müslüman ordularının komutanları! Bakın, Allah’ın düşmanları güçlerini nasıl topluyor, ölümcül teknolojilerini nasıl paylaşıyor ve topraklarınız üzerinden hakimiyet kurmak için haritalarını nasıl çiziyorlar, Oysa hain yöneticileriniz onların ikmal hatlarını kolaylaştırıyor ve normalleşme anlaşmaları imzalıyor; Yahudi varlığı ve Hindu devleti, sadece ümmetin orduları yapay sınırlar içinde hapsedilmiş, mazlumları kurtarmak yerine zorbaların tahtlarını korumakla meşgul oldukları için canlanıyor. Ve bu güçlerin çöktüğü, gözlerimizin önünde ortaya çıkan olaylar, samimi güç ve zafer sahipleri için istihbarat ağlarını kesmek, hain ekonomik koridorları parçalamak ve kuvvetleri harekete geçirmek için bir fırsat ve açık bir kapıdır; öyleyse, yalnızca ideolojik netliğe, ekonomik bağımsızlığa ve askeri güce sahip olan, bu işgalci yapıları parçalamak ve Kudüs'ten Srinagar'a kadar ümmetin şerefini geri kazanmak için Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafeti kurun.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Muhammed Yunus - Hindistan



