Perşembe, 05 Şevval 1446 | 2025/04/03
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Müslümanların Demokratik Politikalar Yoluyla Başarıya Ulaşmaları Mümkün Müdür?

بسم الله الرحمن الرحيم

Müslümanların Demokratik Politikalar Yoluyla Başarıya Ulaşmaları Mümkün Müdür?

Gazze'de Yahudiler tarafından işlenen vahşi soykırım ve Amerika'nın bu soykırımdaki rolü göz önüne alındığında, siyasi katılımlarının nasıl artırılacağı ve Müslüman toplumun dünyayı daha iyi bir hale getirmek için Amerikan politikasını şekillendirmede nasıl ön saflarda yer alabileceği konusunda Müslümanlar arasında birçok tartışma yaşanmıştır. Bu tartışmalar çerçevesinde sivil katılım, belirli siyasi adaylıklara katılma ve destekleme, bir cezalandırma biçimi olarak oyların geri çekilmesi ve nihayet eyaletler ve federal düzeyde pozisyonlar almak için daha fazla Müslümanın veya "müttefikin" kazanılması hakkında çok şey söyleniyor. Hatta kız kardeşler arasında, oğullarını ya da kızlarını ilk Müslüman Amerikan başkanı olarak yetiştirmeye çalıştıklarını coşkuyla iddia ettikleri konuşmalar bile vardır. Bu sadece Amerika'daki Müslümanlar için değil, aksine tüm dünyadaki Müslümanlar için bir başarı olarak sunuluyor. İster mavi ister kırmızı isterse yeşil olsun tüm siyasi partilerin Yahudi varlığını ve Çin ve Hindistan gibi diğer soykırım işleyen devletleri desteklemeleri gerçeğine rağmen bu, başarılı bir plan olarak sunulmaktadır.

Son seçimlerde bazı Müslümanlar, Gazze'de işledikleri iğrenç savaş suçlarına rağmen demokratları desteklemeye devam ettiler; çünkü onlar, “liberaller bizim müttefikimizdir” iddiasında bulundular. Bazı Müslümanlar Yeşil Parti adayını desteklediler ancak onlar partinin Çin ve Rusya'da Müslümanlara karşı vahşetler işleyen ülkelere verdiği desteği kabul etmede başarısız oldular. Partinin Yahudi varlığının ABD dış politikasında oynadığı merkezi rolü görmezden gelme ve bir başkan adayının bu varlığın finanse edilmesini durdurmaya yönelik herhangi bir vaadinin hayal edilemez bir husus olduğu gerçeğinden bahsetmiyorum bile. Son olarak Trump'ı destekleyen bir grup Müslüman da vardır; çünkü onlar, Trump'ın soykırımı (ve olası savaşları) durduracağını ve mali politikalarının Amerika'daki Müslümanlar için iyi olacağını düşünüyorlar. Eğer adayınız kazanamazsa, önerilen beklentiler şöyledir: "Müslüman bir oy bloğu oluşturmak için 4 yılımız var ve gelecek seçimleri kazanmak için daha fazla Müslümanın yerel makamlara girdirilmesi hedefleniyor." Tüm bu nedenler ve stratejiler başarıya ulaşmanın bir aracı olarak tanıtılmıştır.

Peki “savaş karşıtı” başkan göreve geldiğinden bu yana gerçeklikte olan nedir? Gerçeklik Netanyahu ve Yahudi varlığının güçlü bir şekilde desteklenmesi ve Gazze Şeridi ve Batı Şeria'da toprakları ele geçirmeye, Filistinlilere işkence etmeye ve öldürmeye devam etmeleri için (Yahudi varlığına) milyarlarca dolarlık silahların verilmesidir. Ayrıca Başkan Yardımcısı JD Vance son Avrupa gezisinde İslam karşıtlığı hamaseti körüklemiştir; hatta Müslümanların Amerika'da sahip olduklarını düşündükleri sözde maddi güvence bile Medicare (Sosyal Güvenlik) yardımlarının kesilmesiyle yavaş yavaş erozyona uğramaktadır.

Amerika'daki Müslümanların samimiyetinde şüphe söz konusu değildir; zira aynı şekilde onlar da soykırımın ve mübarek toprakların işgalinin sona ermesini arzuluyorlar ancak doğruyu söylemek gerekirse, bizim ve dünyanın sorunlarını çözmek için insan yapımı bir sistemi istersek ümmet olarak asla bir başarı gerçekleşmeyecektir. Nitekim Peygamberimiz Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Allah Subhanehu ve Teala'nın hükümlerini uygulamaktan vazgeçmesi karşılığında zenginlik ve gücün yanı sıra Mekke'de Müslümanlara karşı şiddete son verileceği vaat edilmesine rağmen Kureyş'in siyasi sistemine katılmayı reddetmiştir. Bu ise Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve sahabelerine yönelik baskının devam etmesine izin verirken, onların fedakârlıkları ise İslam Devleti'ni kurmayı başarmalarının zeminini hazırlamış, sonra Müslümanların ülkesi dünya için bir fener ve mazlumlar için bir sığınak haline gelmiştir. Selef-i salihin dar bir bakış açısına sahip değildi, aksine onlar büyük resme bakıyorlardı. Bu yüzden onlar sadece kendi çıkarlarının ve menfaatlerinin korunmasına bakanlardan olmadılar, bilakis Medine'de İslam Devleti'ni kurmak için paralarını, zamanlarını ve canlarını feda ettiler.

Ümmet olarak bizler de işte böyle bir tutum sergilemeliyiz. Dünyanın çeşitli yerlerindeki tüm şiddet ve huzursuzluk eylemleri ile yoksulluğun arkasında duran zorbalarımızın sistemine katılmaktan uzak durmamız ve siyasi sahneyi nasıl değiştireceğimize dair delilimiz olarak Kuran ve sünnete bakmak yoluyla selef-i salihinlerimizin yaptığı gibi yapmamız gerekmektedir. Amerika'daki Müslümanlar için bu, kısa vadeli çıkarların ötesine bakmak anlamına gelmektedir; zira bu stratejinin başarısız olduğunu defalarca gördük. Bu da sadece Müslümanların değil, aksine tüm insanlığın üzerinde biriken sorunlara yönelik tek çözüm olarak İslami siyasi bir sisteme davet edenlerin ön saflarında olmamız gerektiği anlamına gelmektedir. Bu yüzden bizim üzerimize düşen, Allah Subhanehu ve Teala'nın şeriatının adaletinin ve onun kâmil bir şekilde uygulanmasının, ister Müslüman, ister Hıristiyan, ister Yahudi, ister Hindu, ister benzerleri olsun bu geniş topraklarda yaşayanlara nasıl bir istikrar ve güvenlik getireceğini vurgulamamızdır.

Tıpkı Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yaptığı gibi Müslümanlar olarak bizlerin de Müslüman ülkelerde Allah Subhanehu ve Teala'nın sistemini kurmak için çalışmamız gerekir ki böylece yaratıcımız Subhanehu ve Teala'nın rızasına nail olduğumuz gibi dünya için de bir nur ve hidayet rehberi olalım.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Sera Muhammed - Amerika

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER