- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt

بسم الله الرحمن الرحيم
Cemaat Çalışması, Şerî Bir Vacip ve Kurtuluşun Yoludur!
İslam, tatbik ve uygulama açısından hayatın gerçekliğinden yoksun olduğu, İslam'ın emrettiği bilgilerin bugün Allah'ın hükümlerini uygulanabilir hale getirmek için mevcut olmadığı gibi, aynı şekilde hala yürürlükte olan ve masiyetlerin varlığı ve bunların mubah kılınmasıyla temsil edilen münkeratlar durumunun yanı sıra ağırlığı altında yaşadığımız cahiliye yönetimi yerine Allah'ın farzlarını ve O'nun hükümlerini ikame ederek (farz-ı) kifayeyi gerçekleştiremedikleri için cemaat ve parti (Hizbi) çalışmasından uzak durarak tüm Müslümanlara günah yüklenmemesi için Müslümanların, başlarına bir Halife nasbedip Hilafet Devleti'ni yeniden kurarak İslami hayatı yeniden başlatmak için şerî metodu takip etmeleri zorunlu bir hale gelmiştir. Şerî nâsslardan ve Rasul Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in siretinden istinbat edilen-çıkarılan bu metot, Müslümanların Allahu Teala'nın şu kavline uyarak Hilafeti yeniden kurmak için kitleleşmelerini vacip kılmaktadır: وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ أُمَّةٌ يَدْعُونَ إِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ“Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” [Al-i İmran 104]
Allahu Teala bu ayet-i kerimede Müslümanlara, hayra yani İslam'a davet etmek, marufu emretmek ve münkerden nehyetmek gibi vacip olan şerî bir ameli yerine getirmek için bir ümmet, yani belirli şerî özelliklere sahip bir cemaat (parti) oluşturmak için cemaat çalışmasının vacip olduğuna delalet etmesinin yanı sıra bu amelin mükâfatını cennet olan kurtuluş kılmak için kurtuluşun eşlik ettiği kesin bir emri emretmiştir; bu da bu vacipleri yerine getiren bu cemaati oluşturmanın farz ve vacip olduğuna ve bunu yapmakla da bu cemaat için kurtuluş yazıldığına delalet etmektedir.
Bu ayet, cemaat yani parti (Hizbi) olarak çalışmanın vacip olduğuna işaret etmektedir; zira ayette partileşme bizzat talep edilmiştir; çünkü iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak her Müslüman için farzdır. Ancak ayet, iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma konusunda Müslümanın bireysel rolüne ek olarak cemaat çalışmasının farz olduğuna da işaret etmektedir. Toplumlarda herhangi bir değişim meydana getirmenin tek yolu işte budur. Bizim örneğimiz ve rol modelimiz Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem ashabını kitleleştirdi, onlara Erkam bin Ebu'l-Arkam'ın evinde İslam'ı öğretti. Böylece bir parti (Hizb) oldular, yani kendisi için çalıştıkları ve yolunda en değerli ve kıymetli şeylerini verdikleri bir davanın ve gayenin sahipleri oldular. Ta ki Sallallahu Aleyhi ve Sellem ashabıyla birlikte Medine'de İslam'ın nurunun parlamaya başladığı ve daha da güçlenip büyüdüğü devleti kurana kadar. Aynı şekilde bugün de toplumu değiştirmek isteyen herkes, özellikle sadece bunu yerine getirenlerle sınırlı kurtuluşla bağlantılı olarak amelinin önemine ve gayesine iman ederek uğruna en değerli ve kıymetli şeyleri feda etmeyi hak eden bir ideolojiye sahip bir parti çerçevesinde cemaat olarak çalışmalıdır. Çünkü basitçe şerî bir vacip ve değişime ulaştıran pratik bir metot olan cemaat çalışmasının aksine bir bireyin toplumu değiştirmesi, bir devlet kurması veya bir münkeri değiştirmesi hem akli hem de vakıa olarak mümkün değildir.
İşte Hizb-ut Tahrir, bu esasa göre ve Allahu Teala'nın iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma emrine icabet ederek kurulmuştur; dolayısıyla partinin kurulması, yeryüzünün tamamında İslam'ı ikame edecek, münkerin varlığını reddedecek, onu engelleyecek ve münkeri işleyenleri cezalandıracak İslam Devleti'ni kurmak amacıyla çalışmak içindir.
Hizb-ut Tahrir'in fikri, yayınladığı kitap, neşriyat ve yayınlarda yazılı olan ve özellikle değişim için çalışanlar olmak üzere partinin tüm hücrelerini aynı özelliklere sahip tek bir potada bir araya getiren ve eriten parti kültürünü temsil etmektedir; yani parti kültürünü ve üzerine inşa ettiği temeli, fikir kılmıştır. Bu fikir ise, kendisinden hükümlerin, usulün ve üzerine inşa edilen tanımların çıktığı İslam akidesidir. Yani İslam akidesi, parti kültürü için fikri kaide mesabesinde olmaktadır. Bu yüzden Hizb-ut Tahrir, İslam akidesinden kaynaklanan veya İslam akidesi üzerine inşa edilen ve gayesini gerçekleştirmek için gerekli tüm fikirleri benimsemiştir; dikkat edin gaye, İslami hayatı yeniden başlatmaktır.
Partinin kültürü, İslami hayatın mütekamil bir şekilde tasavvurunu ve bunun Müslümanları birleştiren siyasi bir sistemin, yani Hilafet sisteminin altında nasıl gerçekleştirileceğini içeren bir dizi fikri paket olarak nitelendirilebilir. Partinin kültürüne istikra-tümevarım bir bakış açısı getirebilmek için şu üç hususun arasını ayırmamız gerekir:
1- Partinin gerçekleştirmek istediği gaye; Hilafet Devleti'ni kurmak yoluyla İslami hayatı yeniden başlatmaktır ki bu bilinmektedir.
2- Partinin gençlere yönelik verdiği kültürlendirme sürecinin gayesi, İslam ile amel etmeye, onu taşımaya, ona davet etmeye, onun için fedakârlıkta bulunup çaba sarf etmeye muktedir seçkin İslami şahsiyetler oluşturmaktır.
3- Parti kültürünü ümmete sunma amacından kasıt, tamamen siyasi bir kasıttır; yani partinin kültürünü ümmete sunması, ümmetin, bu kültürün müfredatlarının işleri gözetmek için kullanılması gerektiğini anlamasını sağlamak içindir.
Hizb-ut Tahrir, fikrini net ve sabit bir metoda ve üretken ve hedefli amellere göre somutlaştırmak için çalışır; böylece belirli bir hedefe doğru ilerlerken, karşılaştığı zorluklar ve engeller ne olursa olsun bu hedeften kıl kadar sapmaz. Parti, toplumu ve ümmeti değiştirmekten sorumludur; zira parti, ümmetin, fikrinin ve duygusunun koruyucusu olup Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyen, bilakis gerekli gördüğünde sultan-otorite için çalışan her bir otorite sahibini muhasebe eder. Partinin benimsemiş olduğu içtihatlar, insanların işlerini ona göre gözetmeye çalıştığı ve bunun için mücadele edip çaba sarf ettiği hükümler mesabesindedir.
Sonuç olarak Hizb-ut Tahrir, özellikle değişim için çalışan üyelerinin sahip olduğu saflığını ve berraklığını korumak amacıyla çalışmasının dayandığı fikirleri ve hükümleri sürekli olarak gözden geçirmektedir; ayrıca parti, somut-hissedilir sonuçların ve belirli hedeflerin gerçekleşmesini sağlamak için fikirlerini ve hükümlerini hayat ve toplum vakıasına siyasi olarak indirme konusunda hırslı ve dakiktir.
Ey Müslümanlar: Bizler sizleri, izzetinizi ve onurunuzu yeniden elde etmek için cihat meydanlarında sizlere liderlik etmek amacıyla Allah'ın Kitabı ve Rasulü'nün sünneti ile hükmetmesi için sizleri biat ettiğiniz tek bir adamın kalbi üzerinde birleştirecek Hilafeti kurmak için İslam'a dayalı bir partide kitleleşmeye davet ediyoruz ki böylece Rabbiniz rızasına nail olasınız. Bakın işte Hizb-ut Tahrir sizlere, istinbatında güçlü şerî delillere dayanan siyasi projesini sunmaktadır. Haydi o zaman ey kardeşler çalışmaya koyulalım; zira Raşidi Hilafet projesi kapıları çalmakta ve sizleri, ümmetinizin ihtişamını inşa etmeye ve yeniden dünyanın efendisi olmaya çağırmaktadır; o halde bunu gerçekleştirmek için çalışmaya katılma şerefini sakın kaçırmayın; böylece bu günlerde aramızda Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şu vaadi gerçekleşsin: ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ“Sonra Nübüvvet Minhacı üzere Hilafet olacaktır.”
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Rana Mustafa