Perşembe, 05 Şevval 1446 | 2025/04/03
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Gazze'de Olup Bitenleri Ümmetin İzlemesi Akıl İşi Mi Allah Aşkına?!

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Gazze'de Olup Bitenleri Ümmetin İzlemesi Akıl İşi Mi Allah Aşkına?!

Haber:

Yahudi varlığı, iki aylık bir aradan sonra 18/3/2025 tarihinde Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarına yeniden başladı ve çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 400'den fazla şehit ve yaklaşık 600 yaralı hasıl oldu.Yahudiler her gün onlarca, hatta yüzlerce can almaya devam ediyor; zira 50.000'den fazla kişi şehit oldu, 10.000'den fazla kişi kayıp, 113.000'den fazla kişi yaralandı ve çoğu ev, okul, hastane ve altyapı tahrip edildi.Sanki aç bırakma, gıda ve ilaç girişini engelleme politikasının yanı sıra Yahudiler tarafından her gün işlenen katliam operasyonları kimsenin duygularını harekete geçirmeyen normal bir şeymiş gibi. Bunun, Gazze'de İslam ümmetine açıkça meydan okurcasına gerçekleşmesi akıl işi mi Allah aşkına?

Yorum:

Bir de soruyu şu şekilde tersten sorabiliriz; İslam ümmetinin Yahudilerin Gazze'de yaptıklarını izlemesi, onları kurtarmak, bu gazaba uğramış insanlara unutamayacakları bir ders vermek, hatta onları kökünden söküp atmak ve Filistin'i onların pisliklerinden arındırmak için tek bir adam gibi harekete geçmemesi akıl işi mi Allah aşkına?

Yahudiler katliam üstüne katliam yapmaya cüret etmektedirler; bunu da Amerika’nın ve Batının sınırsız desteği ve İslam beldelerindeki mevcut rejimlerin, özellikle de Allah'ın muhkem ayetlerde üzerlerine farz kıldığı şerî bir hak olduğu halde Gazze ve Batı Şeria'daki evlatlarına yardım etmek için ümmetin ordularını harekete geçirmeyen Filistin'i çevreleyen ülkelerin suç ortaklığıyla yapmaktadır.

Aynı zamanda insanların dayağa, ihanete, ölüme, açlığa, malına ve ırzına saldırıya maruz kalan ve hakları yenen mazlumlara ve zayıflara yardım etmesi de evrensel bir örftür. Bu yüzden cahiliye Arapları, mazlumlara yardım etmek için hilful fudul (faziletler) ittifakı kurmuşlar ve Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem de buna destek vermiştir. Nitekim Müslüman olmayan Mut'im bin Adiy, Kureyş'in Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yönelik boykot yapmasına ve Hz. Peygamber ile ashabının Ebu Talib vadisinde hapsedilmesine tahammül edememiş, bu yüzden onlara yiyecek ve içecek göndermiş, sonra da yanındaki mert ve şerefli adamlarla birlikte boykot kağıdını yırtmaya gitmiş, ondan Celale lafzı dışındakileri çıkarmış, boykotu sona erdirmiş ve hapistekileri de serbest bırakmıştı. Peki bu yöneticiler ve subaylar Mut'im bin Adiy ve arkadaşları kadar ihsas sahibi değiller midir?

Hatta bu yöneticilerin mensup olduğu BM yasa ve sistemleri bile onlara Gazze ve Batı Şeria'daki soykırımı önlemek için askeri harekat yapma hakkı vermektedir.

Bu nedenle Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, 2/2/2025 tarihinde El-Cezire sunucusunun Batı Şeria'da, dahası Gazze'de yaşananlardan kimin sorumlu olduğu ve kimin harekete geçerek bunları durdurması gerektiği sorusu üzerine şunları söylemiştir: “Bölgedeki her bir ülkenin ya “İsrail'in” en güçlü müttefiki olan Amerika ile derin ve güçlü bağları olduğunu ya da baskı altında olduklarını çok iyi biliyorum ve Arap ülkelerinin müdahalede bulunmaması beni şok ediyor.Filistinlilere yardım etmek için neden baskı yapmıyorsunuz veya askeri müdahalede bulunmuyorsunuz; bu koruma sorumluluğu başkaları için kullanılıyorsa o halde neden Filistin halkı için kullanılmasın?”

Filistin'de yaşananlar karşısında şok olan bu gayrimüslim yabancı kadın, Müslümanların başındaki yöneticilerden ve ordu komutanlarından daha duyarlı değil midir?Alimler, politikacılar, menfaat sahipleri ve ihanetlerini meşrulaştıranlar da dahil olmak üzere yöneticilere tabi olanlardan daha fazla bir bilince sahip değil midir?

Evet, Gazze ve Batı Şeria halkını soykırımdan kurtarmak için tek çözüm askeri harekâttır ve İslam'ın farz kıldığı şey de budur; kim bunun aksini söylerse bu kişi suç ortağı olduğu gibi Allah'a, Rasulü'ne ve müminlere ihanet etmiş olup dünyada ve ahirette de rezil olacaktır.

Bu rejimler ve sorumluları ise, ABD'nin kendilerine izin verdiği ve herkes için alay konusu haline gelen birkaç iğrenç kınamalarla yetiniyorlar; ayrıca Mısır, Ürdün, BAE, Bahreyn, Fas, Türkiye ve yakın müttefikleri Azerbaycan gibi normalleşen rejimler, damarlarındaki kanlar kaynayan ve bir şeyler yapmak için can atan kendi Müslüman halklarına açıkça meydan okuyarak bu günahkâr saldırganla diplomatik, ticari ve güvenlik ilişkilerini normalleştirmeye ve sürdürmeye devam ediyorlar.

Dinlerini, halklarını ve topraklarını bir avuç şekel ve boş ve zelil liderlikler karşılığında satan ve halklarının vücut parçaları ve topraklarının küçük bir parçası üzerinde ismen de olsa bir devlet kuracakları gibi yanlış umutlara kapılan Filistin otoritesi ve tabiileri hakkında konuşmak bile istemiyoruz.

Bazı rejimler, orduların harekete geçirilmesini talep etmek ve halkı hazırlık yapmaya teşvik etmek için değil de sadece stres atmak içim insanların gösteri ve protesto yapmasına izin verdiler. Bu yüzden orduların harekete geçmesini talep etmeyen, halkı rejimlere karşı kışkırtmayan gösteri ve protestoların hiçbir faydası olmamıştır; aksine aşağılık ve suç ortağı olan rejimlerin, Filistin için diğerlerinden daha iyi bir şey yaptıkları şeklinde suçu üzerlerinden atmalarına faydası olmuştur.

Nitekim Yahudi varlığı ve onun arkasındaki Amerika, tüm bölgede arbede çıkarmaya ve tehdit etmeye başlamıştır; bakın işte her gün Lübnan'ı vurmaya devam etmekte olup İran ve Lübnan’daki partisinin kabul ettiği aşağılayıcı anlaşmanın metninde geçtiği gibi oradan ayrılmamıştır. Ayrıca her gün Suriye’yi vuruyor, Şam'a 20 km uzaklıktaki yeni toprakları işgal etmek için ilerlemeye devam ediyor, Suriye’nin yeni yöneticileri ise acizliklerini ortaya koydular, izzet yerine zilleti tercih ettiler, ineklerin kuyruklarına sarılmaya razı oldular, Erdoğan Türkiye'sine ve arkasındaki Amerika'ya boyun eğdiler, diğer bütün yöneticiler gibi Allah'ı unuttular ve Allah da onlara kendilerini unutturdu; dahası Yahudi varlığını destekleyen ve onu bölgedeki Müslüman halka saldırmak ve onları korkutmak için günahkâr bir araç olarak kullanan Amerika'nın doğrudan dayatmalarına boyun eğdiklerini göstermeye başladılar ki böylece Amerika’ya karşı harekete geçmesinler, onun nüfuzundan kurtulmak için çalışmadıkları gibi dinlerini tatbik etmek ve vaat edilen Hilafetlerini kurmak için de çalışmasınlar.

Bizler ümmetin, şahit oldukları ve işittiklerinden dolayı patlamanın eşiğinde olduğunu ve damalarındaki kanının kaynadığını ve Yahudi varlığını ortadan kaldırmak, Filistin'i ve Mescid-i Aksa'yı onların pisliklerinden temizlemek, onun destekçisi Amerika'yı Afganistan'dan sürdüğü, Irak ve Somali'de yenilgiye uğrattığı gibi buradan da çıkarmak için birinin kendisine liderlik etmesini beklediğini biliyoruz.

İşte ümmetin hali böyledir; oysa o, insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet olmasının yanı sıra doğru bir ideolojiye sahip olan, uzun bir tarihi olan, Moğollar zamanında da bu tür şeylere maruz kalmış, günümüzdeki Fatımiler ve Karmatiler gibi bozuk sistemleri olmuş ama bunların hepsinden kurtulmayı başarmış olan bir ümmettir; dolayısıyla kalkınıp büyük bir devlet olarak geri döndüğü gibi Allah’ın izniyle yeniden geri dönüp kalkınacaktır. Eksik olan tek şey, samimi ve bilinçli bir siyasi liderliktir; Allah’ın izniyle zaman ne kadar uzarsa uzasın bu liderliğin Hizb-ut Tahrir olarak ortaya çıkması ve İkinci Raşidi Hilafeti kurmak ve onu sömürgeciliğin her türlü şekillerinden, sistemlerinden ve ajanlarından kurtarmak, Mescid-i Aksa'yı ve Allah'ın etrafını mübarek kıldığı yerleri temizlemek ve Allah'ın yeryüzündeki en uzak noktasına ulaşıncaya kadar burayı Mescid-i Haram’a ve Allah’ın etrafında mübarek kıldığı yere bağlamak amacıyla Raşidi Hilafete liderlik etmek için işlerin dizginlerinin Hizb-ut Tahrir’e teslim edilmesi kaçınılmazdır.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Esad Mansur

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER