Perşembe, 05 Şevval 1446 | 2025/04/03
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

بسم الله الرحمن الرحيم

Paralel Hükümetin Kurucu Tüzüğü, Sekülerizmi Pekiştirmekte ve Ülkenin Birliğini Baltalamaktadır Bu Yüzden Ey Dürüst ve Samimi İnsanlar! Bu Satılmışlara Engel Olun!

Hızlı Destek Güçleri, Sudanlı siyasi güçler ve bazı silahlı gruplar, 22 Şubat 2025 Cumartesi akşamı Kenya’nın başkenti Nairobi’de, sözde Birlik ve Barış Hükümeti’nin kurucu tüzüğünü imzaladı. Bu sözde hükümet, Darfur bölgesinde Hızlı Destek Güçleri’nin kontrolündeki bölgelerde kurulacak paralel bir hükümettir.

Bu tüzük Sudan’ın birliğini derinden baltalamak için atılmış büyük bir adımdır. Ama gerçeği saklamak için buna “Birlik Hükümeti” diyorlar! Oysa ki, gerçekte bu hükümet, Darfur’u Sudan’dan koparma ve 2005 Nevaşa Anlaşması ile başlayan Sudan’ı bölme stratejisini perçinleme hükümetidir. Aynı şekilde, halkı yanıltmak amacıyla bu hükümete “Barış Hükümeti” de diyorlar. Peki Sudan halkının kutsallarına, kanlarına, namuslarına ve mallarına saldıran Hızlı Destek Kuvvetleri’nin ülkeye barış getirebileceğine aklı başında bir insan inanabilir mi?

Bu tüzükte en çok ön plana çıkan maddeler şunlar: “Özgürlük, eşitlik ve adalet ilkeleri üzerine kurulu laik ve demokratik bir devletin inşası ve kurulması.” ve “Bütün bölgelere kendi siyasi, ekonomik ve kültürel işlerini idare etme hakkı tanıyan gerçek bir adem-i merkeziyetçi yönetim sisteminin kurulması”

Tüzükte savunulan sekülerizm, 1899’da Sudan’ı işgal eden sömürgeci kafir Kitchener’in ordularının ülkeye getirdiği ve o zamandan beri ülkede uygulanagelen laikliğin ta kendisidir. Bu laiklik, zenginliklerimizi bir lanete, ülkemizi de bir tarafta Amerika ve desteklediği askeri ve siyasi güçler, diğer tarafta İngiltere ve desteklediği sivil ve silahlı gruplar arasında uluslararası bir çatışma arenasına dönüştürmüştür. Sudan, büyük bir kutuplaşmanın içine itilmiş, sonuçta bu kutuplaşma her şeyi yakıp yıkan şiddetli bir savaşa yol açmıştır. Bu da Sudan’ı parçalama planının yeniden uygulamaya konması için uygun bir ortam oluşturmuştur. Şimdi de Amerika, tıpkı Güney Sudan’ı ayırdığı gibi, Darfur’u da Sudan’dan koparmak için harekete geçmiştir. Sudan’ın birliğine komplo kurmakla suçlanan Kenya Cumhurbaşkanı William Ruto, X platformunda paylaştığı bir tweette şu ifadeleri kullandı: “ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptığım telefon görüşmesinde, Sudan’daki mevcut durumu ve ülkemizin, siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve diğer paydaşlar için diyalog platformları sunarak Sudan’ın kaosa sürüklenmesini engelleme çabalarına katkıda bulunma konusundaki temel rolünü ele aldık.” (Eş Şark)

Sekülerizm, yani din ile hayatın ayrılması düşüncesi, Batı’nın bozulmuş ve hayat sistemleri içermeyen dini nedeniyle benimsediği bir akidedir. Bu yüzden arzularını ilah edinmişler ve mekanik çoğunluk yöntemine göre hayat sistemleri belirlemişlerdir. Böylece demokrasiyi yönetim sistemi olarak benimsemiş, özgürlükleri kutsallaştırarak sapkınlığa düşmüşlerdir. Dünyaya hâkim olduklarında da insanları saptırmışlar ve büyük bir yozlaşmaya sebep olmuşlardır. Laiklik ve yönetim sistemi demokrasi, akidesi, Allah’tan başka ilah yoktur Muhammed Allah’ın Rasûlüdür ilkesine dayanan yüce İslam dinine aykırıdır. Zira Allah’ın elçisi olan Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Rabbinden getirdiği vahiy, yaşam sistemleri ve yasalar barındıran eksiksiz bir dindir. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

الْيَوْمَ أكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الإِسْلَامَ دِيناً“Bugün sizin dininizi kemale erdirdim. Ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak İslam’dan razı oldum.” [Maide 3]

قُلْ إنَّ صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ“De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.” [Enam 162]

Genel özgürlükler ise, insanı arzularının ve tutkularının kölesi yapar! Özgürlükler, her yönüyle İslam’a aykırıdır. Zira İslam, insanın inancında, dış görünüşünde, eylemlerinde, sözlerinde ve kazancında yalnızca alemlerin Rabbi olan Allah’a kulluk etmesini öngörür! Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

  وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلا مُؤْمِنَةٍ إِذَا قَضَى اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَمْراً أَن يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْ وَمَن يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ ضَلَّ ضَلالاً مُّبِيناً“Allah ve Rasûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mümin erkek ve hiçbir mümin kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Rasûlüne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.” [Ahzab 36]

Gerçek bir adem-i merkeziyetçi sistem metnine gelince, sömürgeci kafirin Nevaşa, Doha ve Juba anlaşmaları ile Sudan’ın birliğine karşı elde ettiği kazanımları korumalarını sağlıyor. Juba Anlaşması, Mavi Nil ve Güney Kordofan bölgeleri ve sonra da Darfur bölgesi için özerklik, son olarak Sudan’ın tüm bölgeleri için federasyon öngörmektedir. Bunların hepsi, ülkenin birliğini zayıflatan ve bölgelerinin ayrılmasını kolaylaştıran yönetim modelleridir. Bu tüzük de bunlardan biridir ve kuracakları hükümet de Darfur bölgesini ayırmak içindir!

Sözleşme, hayatın Batı’nın seküler inancı üzerine kurulmasını, devletin birliğinin devamlılığı için bir kayıt olarak öngörmüştür. Yani ya laiklik kabul edilecek ya da devlet “kendi kaderini tayin hakkı” adı altında parçalanacaktır. Öyle ki sözleşmenin 7. maddesi şu ifadeleri içermektedir: “Geçici anayasada ve gelecekteki daimî anayasada dinin devletten ayrılmasını öngören laikliğin kabul edilmemesi veya belirtilmemesi ya da anayasa üstü ilkelerden herhangi birinin ihlal edilmesi durumunda, tüm Sudan halklarının kendi kaderini tayin etme hakkı doğacaktır.”

Tüzük, 14. maddede tek bir ordu kurulmasını öngörse de, 20. maddede ülkenin birliğini bozacak düzenlemelere ve güvencelere yer veriyor. Batı ile iş birliği yapan silahlı hareketlerin varlığını yasallaştırıyor ve onlara münhasıran devlete isyan etme hakkı tanıyor. Bunu da yanıltıcı bir şekilde silahlı mücadele olarak adlandırıyor. Nitekim 20. Madde şöyle demektedir: “Bu sözleşmeye imza atan silahlı hareketlerin, değişim ve yeni bir Sudan inşa etme mücadelesinin meşru bir aracı olarak silahlı mücadeleye devam etme hakkı kabul edilmektedir”

Tüm bu kanıtlar, bu tüzükle Darfur’un Sudan’dan koparılmasının ve Sudan’ın geri kalanının parçalanmasının temellerinin atılmasının amaçlandığını gözler önüne seriyor.

Ey Sudan halkı! Ey akidesine ve dinine bağlı samimi insanlar! Kalplerinizin Allah’ın zikrine ve indirilen hakka boyun eğmesinin zamanı gelmedi mi? Ülkenizin parçalanmasına, ülkenizde sekülerizmin ve küfür sistemlerinin uygulanmasına “Yeter!” demenizin zamanı hâlâ gelmedi mi? Bütün bunlar Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın size öfkelenmesine neden olur. Oysa siz, bu hayattaki tek gayesi Allah’ın rızasını kazanmak olan Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’i sevdiği bir topluluksunuz.

Sudan’ın parçalanmasına karşı çıkmanızın, sekülerizmi reddetmenizin ve onun propagandasını yapanlara karşı durmanızın zamanı hâlâ gelmedi mi? Laikliktir sizi bu derin çukura sürükleyen. Birliğiniz ve tüm kutsallarınız bu sekülerler tarafından çiğnendi, kutsallarınız ve zenginlikleriniz bu laiklerin efendileri tarafından talan edildi.

أَلَمْ يَأْنِ لِلَّذِينَ آمَنُوا أَنْ تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ اللَّهِ وَمَا نَزَلَ مِنَ الْحَقِّ وَلَا يَكُونُوا كَالَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلُ فَطَالَ عَلَيْهِمُ الْأَمَدُ فَقَسَتْ قُلُوبُهُمْ وَكَثِيرٌ مِنْهُمْ فَاسِقُونَ“İman edenlerin Allah’ı anma ve O’ndan inen Kur’an sebebiyle kalplerinin ürpermesi zamanı daha gelmedi mi? Onlar daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar. Onların üzerinden uzun zaman geçti de kalpleri katılaştı. Onlardan birçoğu yoldan çıkmış kimselerdir.” [Hadid 16]

O halde ey Allah’a itaat eden samimi Müslümanlar! Kalkın ve ülkenizin geri kalanını parçalamaya çalışan laiklik, demokrasi ve özgürlük savunucularına engel olun, onları durdurun. Ülkenizden bir karış toprağın bile koparılmasına razı olmadığınızı ve ancak yüce İslam’ı ve Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet sistemini kabul ettiğinizi haykırın. Hilafet, alemlerin Rabbi olan Allah’a tam bir kulluk anlayışıyla itaati esas alan bir hayat tesis edecektir. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالأنسَ إلَّا لِيَعْبُدُونِ “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” [Zariyat 56]

Ey samimi güç ve kuvvet ehli! Bilin ki, Allah’tan hakkıyla yardım ister ve O’na tam anlamıyla tevekkül ederseniz, mevcut durumu değiştirebilecek ve tersine çevirebilecek gücü sahipsiniz! Çünkü Allah, mutlak güç ve izzet sahibidir. Ve bilin ki, arkanızda kalplerinde İslam inancı kök salmış ve cennetin kapılarını arayan Müslümanlar var. Onlar için Allah yolunda ölmek, yaratıcıya isyan içindeki bir hayattan daha değerlidir. Tarih, yeni bir şanlı sayfa açmaya hazırdır. Öyleyse hadi Allah’a itaat etmek için ayağa kalkın ve Nübüvvet metodu üzere Hilafeti kurmak için Hizb-ut Tahrir’e nusret verin! Ki hayatınız düzelsin, sömürgecilerin İslam topraklarındaki etkisi kökünden sökülüp atılsın, Müslüman beldeler gaspçı düşmanların pisliğinden temizlensin ve yeniden insanlığı karanlıktan aydınlığa çıkarasınız.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ“Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Rasûlü’ne icabet edin.” [Enfal 24]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Sudan Vilâyeti


H. 24 Şa'bân 1446
M.  Pazar, 23 Şubat 2025

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER