بسم الله الرحمن الرحيم
Kinane ve İslam Ümmetinin Ordularını Mübarek Toprağı Kurtarmak İçin Göreve Çağırıyoruz
Özel olarak Kinane ordusuna, genel olarak İslam ümmetinin ordularına, komutanlara, askerlere sesleniyoruz. Sizler, silah taşıma ve din, toprak ve namusu savunma onur ve şerefine nail olmuş insanlarsınız! Bugün size içten, samimi sözlerle sesleniyoruz. Bu sözler, kalplerinizde taşıdığınız İslam akidesinden ve Allah’ın size yüklediği büyük sorumluluktan geliyor!
Ey Kinane askerleri! Ey İslam ümmetinin orduları! Peygamberiniz SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in İsra ve Miraç’a yükseldiği Filistin toprakları, sizlerden yardım talep ediyor. Halkı katlediliyor, çocukları yetim bırakılıyor, camileri kirletiliyor ve toprakları onlarca yıldır gasp ediliyor. Hain rejimlerin işbirliği ve elinde güç olduğu hâlde ordularını İslam ve Müslümanlar için harekete geçirmeyenlerin ihanet ve ihmali olmasaydı bunların hiçbiri yaşanmazdı!
Allah Subhânehu ve Teâlâ mazlumlara yardım etmeyi sizlere farz kılmıştır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
وَمَا لَكُمْ لاَ تُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللهِ وَالْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَاء وَالْوِلْدَانِ الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا أَخْرِجْنَا مِنْ هَـذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ أَهْلُهَا وَاجْعَل لَّنَا مِن لَّدُنكَ وَلِيّاً وَاجْعَل لَّنَا مِن لَّدُنكَ نَصِيراً“Size ne oluyor da, Allah yolunda ve “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?” [Nisa 75]
Vallahi, Yahudilerin işlediği suçları tarif etmekte kelimeler kifayetsiz kalıyor! Masum insanların uyuduğu çadırları bombalıyorlar, sözde ve tuzaklarla dolu bir ateşkesin gölgesinde savunmasız sivilleri hedef alıyorlar. Fakat asıl büyük suç ve ihanet, bu savunmasız insanların, Müslümanların yöneticileri ve ümmetin orduları tarafından yüzüstü bırakılmalarıdır. Ümmetin orduları, o savunmasız insanlara yardım etmeye ve onlara zorbalık yapmayı düşünen herkesin kökünü kazımaya muktedirdir. Yöneticiler ise artık umutsuz vakalardır, onlardan umut kesilmiştir. Zira onlar, Yahudilerin suç ortağıdırlar. Ancak ordulardaki ümmetin samimi evlatlarında hala bir umut var! Allah’ın, Filistin halkına gerçek anlamda yardım etmelerini ve Filistin’in tüm topraklarını kurtarmalarını onlara farz kıldığını hatırlatmaktan asla yorulmayacağız! Onlara Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in şu sözünü hatırlatıyoruz:
مَا مِنَ امْرِئٍ يَخْذُلُ امْرَأً مُسْلِماً فِي مَوْضِعٍ تُنْتَهَكُ فِيهِ حُرْمَتُهُ وَيُنْتَقَصُ فِيهِ مِنْ عِرْضِهِ، إِلَّا خَذَلَهُ اللهُ فِي مَوَاطِنَ يُحِبُّ فِيهَا نُصْرَتَهُ. وَمَا مِنَ امْرِئٍ يَنْصُرُ امْرَأً مُسْلِماً فِي مَوْضِعٍ يُنْتَقَصُ فِيهِ مِنْ عِرْضِهِ، وَيُنْتَهَكُ فِيهِ مِنْ حُرْمَتِهِ إِلَّا نَصَرَهُ اللهُ فِي مَوَاطِنَ يُحِبُّ فِيهَا نُصْرَتَهُ“Hürmetsizlik ve şerefine tecavüz edilen bir yerde, Müslümanı yardımsız bırakan kimseyi Allah da yardıma muhtaç olduğu bir yerde öyle bırakır. Kendisine saygısızlık edilen ve şerefine tecavüz edilen bir yerde, Müslümana yardıma eden kimseye de, Allah, yardıma muhtaç olduğu yerde yardımda bulunur.”
Herhangi bir İslam toprağı, tıpkı Filistin gibi, saldırıya uğradığında, yeterlilik hasıl olup düşman püskürtülene kadar o ülkenin halkı için cihat farz-ı ayın olur. Eğer o ülkenin halkı ile yeterlilik hasıl olmaz, düşmana mağlup olurlarsa ve o ülke artık düşmanın egemenliği altına girer ve artık düşman o ülkenin işlerini gütmeye başlarsa ve o ülke halkının durumu da esirlerin durumu gibi olursa, o zaman cihat ve düşmanla savaşma farzı onlardan kalkar ve bu farz-ı ayn, yeterlilik hasıl olup saldırgan düşman püskürtülene kadar sırasıyla yakınındakilere intikal eder. Eğer onlar da yetmezse, tüm İslam beldelerine intikal eder! Kâsânî’nin Bedâi’u’s-Sanai adlı eserinde şöyle der: “Eğer sınır boylarında bulunan Müslümanlar kafirlere karşı koyamayacak kadar zayıf düşerler ve düşmandan korkulursa, o zaman sırasıyla en yakın Müslümanlar, hemen onların yardımına koşmalı, silah, binek ve mal ile onları desteklemelidir. Çünkü cihat, cihada ehil olan tüm Müslümanlara farzdır. Ancak bazıları ile yeterlilik hasıl olması durumunda farz, diğer Müslümanlardan düşer. Yeterlilik hasıl olmazsa düşmez.”
فَلْيُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللهِ الَّذِينَ يَشْرُونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا بِالآخِرَةِ وَمَن يُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللهِ فَيُقْتَلْ أَو يَغْلِبْ فَسَوْفَ نُؤْتِيهِ أَجْراً عَظِيماً“O halde, dünya hayatını ahiret karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz.” [Nisa 74]
Ey Kinane askerleri! Ey İslam ümmetinin komandoları! Gördükleriniz ve duyduklarınız sizi ürpertmiyor mu? Allah için, O’nun mukaddes değerleri için, Mübarek Toprakta oluk oluk akan kardeşlerinizin kan için öfkelenmeyecek misiniz? Açlıkları, kayıpları ve dökülen kanları sizi rahatsız etmiyor mu? Yahudilerin yaptıklarını ve yapılan tüm ateşkesleri ve anlaşmaları ve verilen tüm sözleri nasıl bozduklarını görmüyor musunuz? Kardeşlerinizin hunharca katledilmesine karşı nasıl olur da damarlarınızdaki kan öfkeden dolayı kaynamıyor?! Eğer Mübarek Toprak halkının başına gelenler, sizi harekete geçirmiyor ve sizi Mübarek Toprağı kurtarmaya sevk etmiyorsa, sizde hayır yok demektir. Bugün yapmanız gereken şey, ümmetinizin safında yer almak, kardeşlerinize destek olmak, akan kanlarını durdurmak, gasp edilen topraklarını geri almaktır. Ama önce, sizi bu kutlu görevden alıkoyan her türlü engeli yıkmalı ve kardeşlerinize yardım etmekten alıkoyan her türlü maniyi aşmalısınız. Sakın ümmetinizi yüzüstü bırakmayın! Onlara yardım edin ki Allah da size merhamet etsin!
Ey İslam’ın askerleri! Mesele, siyasi sınırlar meselesi değildir, gruplar arasında bir çekişme meselesi de değildir, mesele, iman meselesidir, işgal altındaki bir İslami toprağını kurtarma meselesidir. Sizler, Allah katında bu toprakları savunmakla sorumlusunuz ve suskun kalmak ya da geri durmak için hiçbir mazeretiniz yoktur!
Kâfir ordularının, halklarına yardım etmek ve menfaatlerini korumak için nasıl harekete geçtiklerini gözlerimizle gördük! Ama sizse, iman ve güç sahipleri olarak, sanki bu mesele sizi ilgilendirmiyormuş gibi, Yahudilerin zorbalığı karşısında elleriniz bağlı duruyorsunuz! Batıdan ve Amerika’dan mı korkuyorsunuz? Boyun eğmiş yöneticilerden mi çekiniyorsunuz? Eğer (gerçek) müminler iseniz, bilin ki, Allah, kendisinden korkmanıza daha lâyıktır.
Bilmiyor musunuz ki, Allah kudret ve izzet sahibidir? Bilmiyor musunuz ki, zafer yalnızca Allah katındadır? Hiç Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın şu buyruğunu okumadınız mı?
إِن يَنْصُرْكُمُ اللهُ فَلَا غَالِبَ لَكُمْ وَإِن يَخْذُلْكُمْ فَمَن ذَا الَّذِي يَنصُرُكُم مِّنْ بَعْدِهِ وَعَلَى اللهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ “Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Müminler, ancak Allah’a tevekkül etsinler.” [Ali İmran 160]
Ey Müslüman orduları! Yöneticileriniz, sizleri engellemekte, harekete geçmenizin önüne set koymakta ve ellerinizi ihanet ve zillet anlaşmalarıyla bağlamaktadırlar. Ancak sizler, bu ümmetin evlatlarısınız! Onun özgür ve onurlu neferlerisiniz! Sizler, Halid bin Velid’in, Selahaddin Eyyubi’nin ve Muzaffer Kutuz’un torunlarısınız! Sakın zalimlerin elinde bir oyuncak olmayın! Sakın bu yozlaşmış yöneticilerin dünyası karşılığında ahiretinizi satmayın!
Bugün üzerinize düşen görev şudur:
Elinizdeki tüm güç ve imkânlarla Filistin’i derhal özgürlüğüne kavuşturmak için harekete geçmek.
Gazze ve Mübarek Topraktaki kardeşlerinize yardım etmenize, kardeşlerinizi kuşatma altında tutan ve sizi kardeşlerinizden ayıran sınırları ortadan kaldırmanıza mani olan tüm emirleri reddetmek.
Allah’a, Rasûlüne ve müminlere ihanet eden yöneticilerin değil, ümmetinizin yanında yer almak.
İslam ümmetini birleştirecek ve Filistin ve diğer işgal altındaki İslam topraklarının kurtarılması için ümmetin ordularına liderlik edecek olan Raşidi Hilafetin kurulması için çalışmak.
Ey Kinane askerleri! Artık karar vaktidir! Artık hiçbir mazeretiniz yoktur! Ya dininize ve ümmetinize yardım edersiniz ya da geri durmanın ve ihanetin vebalini yüklenirsiniz. Allah, silahlarınızın Müslümanları korumak için mi, yoksa zalimlerin tahtlarının bekçiliğini yapmak için kullanıldığını sizden soracak?
Ey Kinane askerleri! Ey İslam ümmetinin orduları! Eğer siz sahip çıkmazsanız, İslam’a kim sahip çıkacak?! Sizden başka kim İslam’a yardım edecek?! Sizden başka kim ümmetin derdini taşıyacak? Ümmet size muhtaç, size umutla bakıyor, size yalvarıyor ve sizden yardım bekliyor. Öyleyse ümmetin bu çağrıya yanıt verin, hakkı haykırın! Silahınızı Allah için kuşanın ve O’nun yolunda yürüyün! Ve bilin ki zafer mutlaka gelecektir. Ancak sizin gayretlerinizle gelecektir. Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafetin kurulması ve yeryüzünde Allah’ın hükmünün uygulanmasıyla gelecektir!
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَى تِجَارَةٍ تُنجِيكُم مِّنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ * تُؤْمِنُونَ بِاللهِ وَرَسُولِهِ وَتُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللهِ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ“Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak ticareti size göstereyim mi? Allah’a ve Rasûlüne inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihat edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.” [Saf 10-11]
Allahu Ekber, izzet, Allah’a, Rasûlüne ve müminlere aittir.
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Mısır Vilâyeti
H. 19 Ramazan 1446
M. Çarşamba, 19 Mart 2025