Çarşamba, 10 Rabi' al-thani 1442 | 2020/11/25
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

بسم الله الرحمن الرحيم

Müslümanların Oyu: Pragmatik ve Anlamsız Mı Yoksa Haram Mı?

Müslümanlara yaklaşmakta olan ABD seçimlerinde oy kullanma konusunda farklı şeyler anlatılıyor. Müslüman topluluğa gözdağı veriliyor, kuşkuyla yaklaşılıyor ve mercek altında. Müslümanları oy vermeye zorlamak için önceki başkanlık seçimlerine benzer bir çaba söz konusu. Bazen korku ve fayda, bazen de vatandaşlık görevi ön plana çıkıyor. Karışık veya çelişkili bir zihniyette sıkışıp kalmak yerine Müslümanlar, net bir vizyona sahip olmalıdır. Seçime katılım ve oy kullanmak, bu hayatta ve ahiretteki hedeflerine uygun mu yoksa değil mi? Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in örnekliği doğrultusunda biz Amerika’daki Müslümanlara yeni bir siyasi vizyon ve yol sunmak istiyoruz.

Müslümanlar için tek doğru temel, Allah’ın ilahi rehberliğidir. Oy kullanma ile ilgili herhangi bir eylemi değerlendirmenin tek kriteridir!

إِنِ الْحُكْمُ إِلاَّ لِلّهِ أَمَرَ أَلاَّ تَعْبُدُواْ إِلاَّ إِيَّاهُ ذَلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ وَلَـكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لاَ يَعْلَمُونَ  “Hüküm vermek ancak Allah’a aittir; kendisinden başkasına değil, O’na tapmanızı emretmiştir. Bu, dosdoğru dindir, fakat insanların çoğu bilmezler” [Yusuf 40]

أَمْ لَهُمْ شُرَكَاء شَرَعُوا لَهُم مِّنَ الدِّينِ مَا لَمْ يَأْذَن بِهِ اللَّهُ “Yoksa, Allah’ın dinde izin vermediği bir şeyi onlara meşru kılacak ortakları mı vardır?” [Şura 21]

Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın yasaması yerine bir erkek ya da bir kadına yasama yapması için oy vermek, Allah Subhânehu ve Teâlâ’ya ortak koşmak anlamına gelir. Ki bu, temelde tevhit ve iman ile çelişir. Bu nedenle haram amellerin en tehlikelisidir. Gerçekten de Allah Subhânehu ve Teâlâ, sadece kendi yasalarının insanlar arasında uygulanmasını ve sorunlarının çözümünde kullanılmasını emrediyor.

فَاحكُم بَينَهُم بِما أَنزَلَ اللَّهُ ۖ وَلا تَتَّبِع أَهواءَهُم عَمّا جاءَكَ مِنَ الحَقِّ“Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet; gerçek olan sana gelmiş bulunduğuna göre, onların heveslerine uyma!” [Maide 48]

Aynı şekilde Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e indirdikleriyle hükmetmedikçe iman etmiş sayılmayız.

فَلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ حَتَّىَ يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لاَ يَجِدُواْ فِي أَنفُسِهِمْ حَرَجًا مِّمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُواْ تَسْلِيمًا “Hayır, Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazlar.” [Nisa 65]

“La ilahe İlla Allah” kelimesinin, ibadet, mevzuat, yönetim, itaat ve sadakatin sadece Allah Subhânehu ve Teâlâ’ya mahsus olduğu anlamına geldiği iyi anlaşılmalıdır. Sadece Allah Subhânehu ve Teâlâ ibadet ve itaate layıktır, yasama hakkına sahiptir.

Peki, 3 Kasım Salı günkü oy verme işlemi gerçekten ne anlama geliyor? Seçim ve oy verme, sizin adınıza bir şeyler yapmak için birine vekâlet vermektir. Genel anlamda izin verme (helal kılma) biçimidir. Örneğin, idari anlamda bir okulun Mütevelli Heyetini veya İslam hukukuna göre yönetecek bir yöneticiyi seçmek caizdir. Bununla birlikte ABD Başkanlık seçimlerinde oy kullanmak, şu eylemler için birisini atamaktır ve ona yetki vermektir:

  • Şeriattan başkasıyla yönetmek ve hükmetmek
  • Yasama yoluyla egemen olmak, böylece bir erkek ya da bir kadını Allah Subhânehu ve Teâlâ’ya ortak kılmak.

Bu nedenle bu seçimde oy vererek bir insanı yasama ve yönetme konusunda yetkilendirmiş oluyoruz. İslam’a göre bu açıkça haramdır ve en ciddi haramlardan biridir. Zira İslam inancı ve imanımıza aykırıdır.

Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in hayatında bunu açıkça görebiliriz. Bu, üzerinde düşünülmesi gereken bir örnektir. ABD ve dünyadaki Müslümanlar olarak duyumsadığımız güvensizlikler ile karşılaştırabiliriz. Müslümanlar Mekke’de zulümle yüz yüze kaldılar. Öyle ki, korku, hakaret, sindirme, tehdit, şiddet, işkence, sosyal ve ekonomik boykotlara maruz kaldılar. Ancak bu zor durumu hafifletmek için basit bir oydan daha önemli ve etkili bir fırsat sunulduğunda, yani, hem maddi çıkar sağlayacak hem de zorlukları ortadan kaldıracak gerçek siyasi liderlik teklif edildiğinde, Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın emrini ihlal ettiği gerekçesiyle Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem bu teklifi reddetti. Aksine Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem, toplumla olan sosyal ve politik angajmanına azimle devam ederken, İslam’a olan bağlılığını da korudu.

Bu yüzden maddi fayda, korku ya da başka herhangi bir faktör, yargılamak ya da karar vermek için temel etken değildi (ve değildir). Peki, Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem, kendisine sunulan siyasi liderlik fırsatını nasıl reddedebilir? Gayri İslami bir sistemde, gayri İslami bir siyasi otorite için oylamayı nasıl kabul edebiliriz? Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem takip etmemiz gereken bir örnek değil mi?

لَّقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ ٱللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُواْ ٱللَّهَ وَٱلْيَوْمَ ٱلآخِرَ وَذَكَرَ ٱللَّهَ كَثِيرًا“Andolsun, Allah’ın Rasûlü’nde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” [Ahzab 21]

Ey Müslümanlar! Açıkçası laikliği hayatımızın bir ölçüsü haline getirmek için kandırılıyoruz ve nihayetinde aldatılıyoruz. İslam’ı, değerlerini ve hükümlerini kişisel işlerimizle sınırlıyor ve kısıtlıyoruz. Topluluklarımıza uzlaşı fikirlerini aşılıyoruz, Müslümanlar üzerinde laikliğin entelektüel ve kültürel hegemonyasını sürdürüyoruz. Böylece İslam’ın koruyucuları ve elçileri olmak yerine laikliğin koruyucuları haline geliyoruz.

Ey Müslümanlar! Bizim oylarımız önemsizdir. Laik bir devletin özellikle İslam’a ve Müslümanlara yönelik yönelimini etkileyemez. Buna inanmak politik naifliktir. Aksine sadece entegrasyon gündemine, İslami kimlik ve değerlerin kaybına hizmet eder.

Ey Müslümanlar! Elbette zorluklarla imtihan edileceğiz:

أَحَسِبَ ٱلنَّاسُ أَن يُتْرَكُوۤاْ أَن يَقُولُوۤاْ آمَنَّا وَهُمْ لاَ يُفْتَنُونَİnsanlar, “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler.” [Ankebut 2]

Korkunun eylemlerimizi yönlendirmesine ve belirlemesine izin veremeyiz. Bu, helal ve haram kriterinden uzaklaştığımız anlamına gelir. Bizi İslam’dan ve ümmetimizden koparmak için yorulmadan çalışanlara zafer verir. Bu, bir Müslümanın özelliği olamaz. Aksine İslam’a sarılmak, İslami kimliğimizi ve değerlerimizi korumak, İslam’ı daha geniş bir topluma sunmak için çalışmalıyız. Çocuklarımıza ve gelecek nesillere örnek olmalıyız. Bunların hepsi yapmamız gereken yükümlülüklerdir. Allah Subhânehu ve Teâlâ bizi şöyle uyarıyor:

فَلا تَخشَوُا النّاسَ وَاخشَونِ وَلا تَشتَروا بِآياتي ثَمَنًا قَليلًاŞu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin.” [Maide 44]

Ey Müslümanlar! Çıkarların eylemlerimizi yönlendirmesine ve belirlemesine izin veremeyiz. Çünkü bu, Allah’ın hükmüne göre değil de arzularımıza göre hüküm verdiğimiz anlamına gelir. Bu ise haramdır.

وَعَسَى أَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ وَعَسَى أَنْ تُحِبُّوا شَيْئًا وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْ وَاللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنْتُمْ لا تَعْلَمُونَ  Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” [Bakara 216]

Bizim çıkarımız, hayatımızı helal ve haram kriterlerine göre kısıtlamaktır. Buna ek olarak, Allah’ın hoşnutsuzluğunu çağırmak, nasıl çıkar olarak kabul edilebilir? Bu, insanın yasama egemenliğini Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın yasama egemenliğinin üstünde kılmaktır. İslam üzerinde uzlaşmak, İslami kimliğimizi ve değerlerimizi terk etmek, İslam ümmetiyle olan bağımızı kaybetmek, çocuklarımızı çökmekte olan laik değerlere, yaşam tarzına ve kültüre bırakmak nasıl bir fayda olarak kabul edilebilir? İslam’a karşı savaşını sürdüren bir liderliğe oy vermek nasıl fayda olarak kabul edilebilir? Elleri, Suriye, Irak, Yemen, Libya ve ötesinde masum Müslüman kanına bulanmıştır. İslam dünyasında Müslümanları, İslam’ı ve Hilafeti yeniden kurmak için çalışanları bastıran acımasız rejimleri desteklemeye ve silahlandırmaya devam ediyor. Müslüman dünyasındaki kaynaklarımızı sistematik olarak sömüren, bu ülkelerdeki kukla yöneticilerinin suç ortağı olan, insanların çoğunluğunu yoksulluğa ve kırık bir ekonomiye terk eden bir yönetici ve sisteme oy vermek nasıl bir fayda olarak kabul edilebilir? Filistin halkına ve Aksa’nın işgaline karşı işlenen suçları desteklemeye devam eden, Müslümanların siyasi bölünmüşlüğünün devam etmesini sağlayan bir yönetici ve sisteme oy vermek nasıl bir fayda olarak kabul edilebilir?

Ey Müslümanlar! Önemli olan İslam’a bağlılıktır, Müslümanlar olarak birbirimize olan bağlılığımızı güçlendirmektir. İslam üzerinde sebat etmek için kendimize güven aşılamaktır, İslam’ın olumsuz portresi ile mücadele etmek için toplumun daha geniş kesimiyle etkileşim kurmak ve iletişime geçmektir. Özellikle İslam dünyasında Batının ikiyüzlü dış politikasını ve bozukluğunu ortaya çıkarmaktır, İslami değerlerin ve kuralların üstünlüğünü göstermektir. İslam’ı çözüm ve alternatif olarak sunmak, Müslüman topraklarda Nübüvvet metodu üzere Hilafetin yeniden kurulması farzı ve çalışmasını desteklemektir.

Ey Müslümanlar! Bu hayatta ve ahirette gerçek çıkarımızı garanti etmenin tek yolu, Şeriatın kurallarına uymaktır. Zira kıyamet günü tek kriter bu olacaktır. Allah Subhânehu ve Teâlâ izin vermedikçe ve istemedikçe hiç kimse bize zarar veremez. Sizi Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın hepimizi davet ettiği şeye davet ediyoruz:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ “Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Rasûl’ünün çağrısına uyun.”[Enfal 48]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Amerika


H. 8 Rabi-ul Evve 1442
M.  Pazar, 25 Ekim 2020

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER